Yerel seçimlere bir ay gibi kısa bir süre kaldı, bildiğiniz üzere. Ankara Büyükşehir Belediyesi için Belediye Başkanlığı koltuğuna kimin oturacağı büyük bir çekişme ve aynı zamanda tabiri caizse ‘çekişmesizlik’ konusu. Ortada Melih Gökçek’in bıraktığı büyük bir enkaz mevcut.Ve önde giden adaylar, enkazı devam ettirme gayesinde. Dinozor biçiminde oyuncaklarla isim yapan Ankapark, tıpkı büyük ve doymayan bir dinozor ağzı gibi, sürekli para yutuyor, açılması halinde ise ölüm kusacak. 

En güçlü olarak addedilen muhalefet adayı CHP’li Mansur Yavaş ise, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, ‘Buna rağmen Ankapark´ı bir şekilde biz de çalıştırmaya gayret edeceğiz’ dedi. Asıl büyük külfeti hiçe saydı. Meselenin maddi boyutunu gördüğü gibi gelecek tehlikeleri, insan hayatının bu kadar ucuz olamayacağını, özellikle çocuklar tarafından kullanılması beklenen bu parkın ne tür bir felaket meydanına dönüşeceğini görmesi ve göstermesi gerekirdi. Biraz daha açalım:

Ankapark, Atatürk Orman Çiftliği arazisinin Ankara’nın akciğeri ağaçları ve yeşil alanları yok edilerek temellerini attı. Bu konuda çıkarılan sesler hep cılız kaldı ya da hiçbir yaptırım uygulanmadı, uygulanamadı

Hiç kimse Sayın Gökçek’e ‘Yeşil alanları katlediyorsun,orada dur bakalım!’ demedi. Bu konuda, Gökçek’i durdurabilecek iki merci vardı, ilki Ankara mahkemeleri, ikincisi ve kendisi için daha kat’i ve kontrol altına alınamaz olacak olan, mensubu olduğu siyasi partinin emri. İkisinden de bir ‘Dur!’ emri gelmemesi, Gökçek’te istediğini yapabileceği algısını uyandırdı, güç sarhoşluğu ile ‘çocuklaştı’, dinozor oyuncaklardan istedi. Atatürk Orman Çiftliği’nin, bünyesindeki bira fabrikası, atölyeleri, dinlenme yerleri ve göz alabildiğine yeşili ile çoklu kültürel mirası bulunuyordu. Gelecek nesiller için bir kaliteli yaşam ölçütü, üretim ile ayakları üzerinde durma, sosyalleşme simgesiydi. Dinlenme yeri ve merkezi de olması, üretim yerleri ile iç içe olmanızı, üretimin değerini daha iyi, yakından ve aracısız kavramanızı sağlıyor ve güveninizi arttırıyordu. Doğayla iç içe olmak da hem devletin kurucularının emekleriyle bezenmiş ortak bir güzellik, çevrecilik ve çevreye önem veren uluslara özgü bir gelişmişlik düzeyi ve çevreyle birlikte kendine saygı duymak, mağdur değil belirleyici ve muktedir olmak gibi değerlerin simgesiydi. Özetle,Türkiye Cumhuriyeti'nin hem tarih hem kültür hem de çevre mirası ile saygı ve sevgi temellerine dayalı bir dostluk/dost olma yeriydi. 

Vergilerden toplanan 2 milyar liraya yakın para harcandı, çılgın proje kapsamında oyun parkı yapılması kararlaştırıldı. Bahsettiğimiz mirasa doğrultulmuş silahtan başka bir anlamı, önemi ve dahası getirisi de bulunmamaktaydı. 4 yıldan bu yana,çeşitli oyuncaklar getirildi, oyuncakların paslandığı ve bir çocuğun dahi binmesini ölümcül olacağı ortaya çıktı. 

Mimarlar Odası, “ Ankapark’ta teknik şartnameye aykırı bir şekilde gokart çadırının dış kaplamasında ve maskot oyuncaklarda yanıcı polyester (CTP malzeme) kullanıldığını tespit etmiştik. Model ve kalıp olarak strafor ve poliüretan kullanılan tüm materyaller tehlikelidir. Çünkü bu materyaller yanıcıdır. Bütün bu oyuncakları ve  kaplamaları bilimsel ve teknik esaslara uygun bir şekilde yapmazsanız teknik olarak bir afete davetiye çıkarırsanız.’demişti bu oyuncaklar hakkında. Ankapark’taki tüm oyuncakların ve  malzemelerin neredeyse hurdaya çıktığını, dört yıldır orada duran oyuncakların bakımlarının yapılması gerektiğini söylemişti. 

Parkın alan yapım inşasında da usulsüzlükler tespit edildi. 

En sonunda Ankara Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisindeki Ankapark'ı 765 milyon 600 bin lira bedelle 29 yıllığına kiraya vermeye çalıştı, uzun bir süre ihale askıda kaldı, çünkü maliyetini dahi çıkaramayacak ölü bir projeydi.

İhaleye tek firma olarak katılan GBM Ticaret A.Ş. ve Çelik Ortak Girişim Grubu, Ankapark içindeki Temapark'ın işletmesini, 29 yıllığına, yıllık 26 milyon 400 bin lira kira bedelinin yanı sıra gelirinin yüzde 3'ünü Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne ödemek koşuluyla kazandı. 

İlk yıl için 100 bin, ikinci yıl için 200 bin ve üçüncü yıl 500 bin olmak üzere Çin'den turist getireceğinin de sözünü verdi, bu firma. Ancak Ankara’ya gelen bırakın Çin’li turistleri toplam turist sayısından bile çok çok fazlaydı bu rakam. 

Mansur Yavaş, “Çünkü ihaleyi alan firma, dinozorları getiren firma ve belediyede alacağı var. Alacağına karşılık mahsup edip bırakıp gideceğini düşünüyorum. İnşallah çalıştırır.” ifadelerini kullandı, bu enkaz için. İhaleyi alan hayali firmanın bırakıp gideceği gün gibi ortada, ancak, park alanının yapımından, oyuncakların yanıcı ve çocuklar için ölümcül olmasına, oyuncakların 4 yıldır bakımının bile yapılmamasına ve daha açılmadan bir yangın çıkmış olan bu parkın hemen kapatılması gerekiyor. Yavaş’ın dediği gibi para elde etmek, zararı karşılamak için tekrar açılması değil! İnsan hayatı söz konusu olduğunda, hiçbir maliyet bundan üstün olamaz, olmamalıdır. Park alanının ‘çürük’ olduğuna ve baştan aşağı usulsüz malzeme ile yapıldığına Sayın Yavaş, Mimarlar Odası verilerinden ulaşabilir, velev ki oyuncaklar değiştirilse, farklı bir madde ile kaplatılsa dahi arazi/alan/temel ile ilgili sorun devam edecek. En baştan yıkmaya ve yeniden yapmaya ise vatandaşın vergilerinden milyarlar akıtılacak.

Bu bataktan kurtulmanın tek yolu, kapısına kilit vurmak, bu alanı temizleyip yeniden ağaçlandırmak ve Atatürk Orman Çiftliği arazisine, ait olduğu yere kazandırmaktır. Yeni bir sinyalizasyon kazası istemiyoruz, bilgisiz, gözünü gerçeklere kapayan, çocuklarımızın ve halkımızın canı derdindeyken et derdinde olan bir Belediye Başkanı adayı istemiyoruz.