fbpx BEN BİR KENEVİR GÖRDÜM | Ankara Havadis

BEN BİR KENEVİR GÖRDÜM

Bu yazı sacayağı benzeri şu üç belirleme üzerinde yükselmektedir:

  1. 21Temmuz 2019 tarihli Aydınlık Gazetesinde Prof. Dr. Mehmet Yuva’nın Kenevir Hatay’da serbest bırakılmalıdır başlıklı yazısının yol açabileceği algı sapmasını bir dereceye kadar önleme amacı ile kaleme alınmıştır.

  2. Malumat ve bilgi farklıdır. Malumat zihinsel değildir. Aklı gerektirmez. Bilgi gerçeklik taşır. İnsanın varoluşuna katılır. İnsan zihninde barınır. Akla bitişiktir. Malumat günlük olarak dolanımdadır. Bilgi değildir.

Cem Yılmaz’ın bir gösterisinde izlemiştim. Öğretmeni çocuktan transformatör sözcüğünü bir cümlede kullanmasını ister. O da kullanır; Ben bir transformatör gördüm. Öğretmen çocuğun transformatör sözcüğünün ne olduğunu bildiğini varsaymaktadır. Öğrendiyse yani bilgisi varma öğrencinin cümlesi sözcüğün işlevselliğine işaret edecek bir anlam taşıyacaktır. Bilmiyorsa malumatı kullanacaktır. Sonu iyi olmayacaktır. Malumatı bilginin yerini tutamayacağı için beklentisi gerçekleşmeyecek kırık not alacaktır.  Ancak Aydınlık gibi bir gazetede ifade özgürlüğü kapsamında sııfı geçmeyen bir tek yazarın olduğunu sanmıyorum

  1. Ruh Hekimiyim. Bağımlılık alanında uzmanlık sonu eğitimimi devlet bursu ile Londra Üniversitesinde yaptım.  Eğitim aldığım yılların birinde Dünya Sağlık Örgütünün Ulusların Alkol Politikası adını taşıyan teknik kurultayda önce İngiliz sonra Türk heyetinde yer aldım. O günlerden bu yana bağımlılık alanında olmak üzere ülkemi yurt dışı pek çok toplantıda temsil ettim. En son 2016 yılında Viyana’da yapılan Uyuşurucu hakkındaki BM toplantısında ülkemi temil edenlerden biri idim. (İç İşleri bakanlığı, Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi temsilcisiydim) Ülkemizde kurulan ilk bağımlılık tedavi biriminde emekli olduğum (Ankara Üniversitesi) 2017 yılına kadar hizmet verdim. Sayılamayacak çoklukta bağımlı gördüm, tedavisine katıldım. Bunların arasında esrar bağımlıları özellikle erken yaşta yol açtığı beyin işlevleri hasarı açısından ki belleğimde ayrı bir yerde barınır. Esrar sözcüğünün geçtiği her konuşmamda ve yazımda belleğimde sakladığım o genç, şaşkın, bezgin gözleri ve yılgın bakışlar sarar zihnimi.  Sonuç olarak gazete makalesi yazarı profesör bey ile asla kıyaslanamayacak bir bilgi birikimim var.

Okurlarımla bilgi dolu bir yazımı paylaşmak istiyorum. Bu yazıyı Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Hamit Hancı ile birlikte hazırladık. Daha önce paylaşmıştık. Kimi değişikliklerle yeniden ele aldım.

Benim yazım şu başlığı taşıyor:

GÖRMESEM DE KENEVİRİ BİLİYORUM

Sanayi toplumlarının son 50 yılına bakıldığında, Esrar kullanımının serbest bırakılması en ikircikli olan alanlardandır. Kullanımın serbest bırakılmasının öncesinde hileli bir yönlendirme ile esrarın tıbben işe yaradığı konuşulmaya başlanır. Ahlak dışı bu tavır  malumatın günlük dolanıma girmesi amacını taşır. Bunun bir sonrasında kenevir bitkisinin oksijen zenginliği, ulus ekonomisine getirdiği katma değer vb. konuşulur. Sonuç; malumatın giderek yoğunlaşmasıdır. Bildiğini sandığı her şey için Google ortamına yaslananlar bir süre sonra bu ülkede esrar neden serbest bırakılmıyor gösterisine başlarlar. Bak Avrupa’da, bak Amerika’da zevzekliğinin tartışma programlarının gözdesi haline gelmesi yakındır. Ne profesörle, akademisyen-yazarlar ve benzer tezahürler göreceğiz kim bilir.

Ne oldu da şimdi bu noktaya geldik? Sorumu sürdürme istiyorum:

  • Esrarın bağımlılık yapmadığı mı bulundu?
  • Esrarın bilişsel işlevler üzerinde yol açtığı sistemli hasar bilgisi mi çürütüldü?
  • Esrar içerek öğrenme mi gelişti?
  • Esrar içerek sorun çözme becerisi mi gelişti?
  • Esrar içerek düşünsel yoğunlaşma mı sağlandı?
  • Esrar içmek bellek/hafıza işlevlerine iyi mi geliyor muş?

Sorulara yanıt vermek yalnızca tıbbın sorumluluğundaysa sorumluluğum gereği yanıtlıyorum. Yanıtım HAYIR! Ancak bu soruları yanıtlamak tıbbın işi olsa da düşünmek herkesin işidir. Nerdeyse her ülkede esrar kullanımı, zorunlu olarak toplumsal bir kabul haline getirilmek istenmekte. Esrar hakkında önceden bildiklerimiz yanlışmı? Elbette değil. Ancak malumatın bilginin yerine geçmesi ile esrar hakkında bilinegelenler (hepsi saptanmış bilgilerdir) gözlerden uzak tutulmaktadır.

Esrar kullanım özgürlüğünü savunanlar amaçları doğrultusunda istedikleri malumatı günlük dolanıma sokarlarken esrarın yol açtığı tıbbi sonuçlar neredeyse hiç konuşulmamaktadır.  Kişiyi bağımlı yapan,beyin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyen ve çevreye zarar verme potansiyeli oluşturan esrar kullanım için özgürlük tanımı yapmak gerçeklikten uzak bir yaklaşım. Esrar kullanımının daha ağır olduğu söylenen (bu derecelendirme de bir malumat kırıntısıdır) diğer uyuşturucuların önünü kestiği söylenirse de bunu doğrulayan tek bir rakam yoktur. Üstelik esrar kullanımı diğer madde kullanımına kapı açar. Bu etki ‘Kapı Etkisi’ şeklinde bir terim değerine ulaşmış olup alanda kullanılmaktadır.

Yazıyı burada şunu söyleyerek bitirmek istiyorum: Bilişselliğin gelişmesini sürdürdüğü yaş dönemleri boyunca  (12-24 veya 15-24) esrar kullanımı zeka katsayısında 6-10 civarında bir düşüşe sebep olmaktadır.

İstem olursa bu konuda bir yazı daha yazmak isterim.