fbpxDeğerler Eğitimi Mi? | Ankara Havadis

Son Dakika

Değerler Eğitimi Mi?

Profile picture for user Meliha Ünlü

Bugün, Türkiye’yi ağına çekmeye çalışan küresel tehdit karşısında ulusça el ele vermemiz şart. Oysa, bizi birbirimizden uzaklaştıracak programlarla karşı karşıyayız. Bakın, yukarıdaki değerler eğitimi konulu duyurudan bu açıkça anlaşılıyor. Çocuklar arasında, izin veren- vermeyen veliler arasında  ikilik doğacak; kimileri dinsizlikle suçlanacak ve insanlar birbirine yabancıymış gibi cephe alacaktır. Kısacası, bizi bize düşman etme çabasıdır bu!

       Eğer tarikat ve cemaatlerin isteği doğrultusunda hareket edersek, birlikteliğimizi sürdüremez, emperyalizmin ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Hele ki bunların bir kısmının dış güçler tarafından yönlendirildiği herkesçe bilinen bir gerçekse! Bizi bir iç savaşın içine çekmek istiyorlar. İşte, din derslerinin müftülüklerde ya da tarikat okullarınca  verilmesi, bir iç savaş malzemesi olarak kullanılabilir. İçimizdeki gizli servislerin, bunu kullanarak tarikat ve cemaatleri bile birbirine düşürme çabası da görülebilir.

       Değerler Eğitimi programını, Dünya Bankası çalışanlarınca kurulan SPAN (Geçiş) şirketi hazırlamıştır. Bu şirket Emperyalist bir şirkettir. Asıl amaç ise bu “Değerler Eğitimi” söylemiyle Türkiye’de bir Sünni- Alevi çatışması doğurmaktır.

       Etnik kimliği kullanarak PKK terörüyle bizi yılllardır bölmeye çalışanlar, bunda başarısız olunca yeni bir silahla saldırıya geçmek istiyorlar: Alevi- Sünni çatışması... İşte bu noktada laikliğin ne denli hayati bir önem taşıdığı bir kez daha çıkıyor karşımıza.

       Batı, yıllardır Müslüman ülkeleri “İslam” ile aldatıyor. Yakın tarihte Irak’ta, Suriye’de gördük bunu. Bir yandan da hedef ülkelerde İngilizceyi yaygınlaştırarak bu dersleri veren yabancı (misyoner) öğretmenlerce Hristiyanlığı yayıyor. Kiliselerin verdiği din eğitimi programı işleniyor âdeta bu kitaplarda. Dikkat edin sayın veliler, çocuklarınıza okutulan İngilizce kitapları dikkatle inceleyin. İngilizce bilmenize gerek yok; çocukları korkutan, ürküten, öğretimden soğutan, acımasızlığa teşvik eden görsellerle de bile göreceksiniz bu gerçeği: Her sayfayı çevirdiğinizde ya yılanlarla ya korkunç yaratıklarla ya da kesik başlarla karşılaşacaksınız.

       Son çırpınışındır bu senin ey Katil! Ey emperyal hazretleri! Bize kurduğun tuzakta, kendi  batağında boğulacaksın. Dini kullanarak Bizi bize düşman etmeye çalışanlar!  Ey ABD, ey İsrail! Siz o iş birlikçilerinize güvenmeyin. Unutmayın ki İstiklal Savaşı yıllarında da vardı iş birlikçileriniz. İşte sizin satın alabildiğiniz maşalar; Anadolu’nun bağrında çiçek açmış yanık yüzlü, o yüce yürekli anaların, demir bilekli efelerin,  Palandöken gibi ulu dadaşların karşısında eriyip gittiler.

       Biz, bu vatan toprağında şehit olduk, gazi olduk; ağladık-güldük... Çanakkale’de, Sakarya’da Dumlupınar’da kucağında, sırtında taşıdı atalarımız yaralı arkadaşını Türk- Kürt, Alevi-Sünni demeden, kış günü kendi gömleğini yırtıp yaralarını sardı arkadaşının...

      Evet ey emperyalizm! Maşaları kullanmak için verdikleriniz ise zehir olup aktı boğazınızdan... Yine öyle olacak. Dedik ki;

                 “Bu toprak bizim yurdumuzdur

                Deli gönül yücesine çıkar

                Bir üveyik olur uçar gider

                Ardahan’dan, (Hakkâri’ye), Edirne’ye,

                Edirne’den Ardahan’a kadar...” Cahit KÜLEBİ

       TÜRK DE BİZİZ KÜRT DE BİZİZ, ALEVİ DE BİZİZ SÜNNİ DE BİZİZ! Pılını pırtını (kendi toprağımızda bize ihanet ettiğin üslerini) topla git yurdumdan Amerika! Yıllardır aldattığın, sömürdüğün yetmedi mi?