Taş Devri insanlarının iki dalı sürterek ateş yaktığını öğrenen hemen her çocuk bunu denemek ister. Kibrit veya çakmak dururken, “geçmişteki olayları yineleyerek ya da benzerini yaratarak geçmişin aydınlanmasını sağlamaya çalışan araştırma yöntemine” deneysel arkeoloji denir. ODTÜ, Beden Eğitimi Bölümü mezunu Serdar Kılıç, TRT I için hazırladığı “Doğadaki İnsan” Programlarında unutulan avcı-toplayıcı, konar-göçer ve köylüler gibi doğayla iç içe toplumların hayatlarını nasıl idame ettiklerini bize bu yöntemle anlatır.

deneysel arkeoloji

Bu amaçla “İçimdeki Doğa” (2008) “Doğada Tek Başına” (2010),  Doğadaki İnsan  (2014) isimli belgesellerde eğitici bilgiler verir. Aynı zamanda Sarıkamış Harekâtı gibi insan-doğa arasındaki mücadeleyi anlatan bir kısa filmi vardır. Kılıç’ın eğitimini aldığı“Mukavemet Kayağı”, Alpin kayağının aksine, hem ulaşıma hem de spora elverişli olup eski bir İskandinav geleneğidir.
Norveç’in Alta şehrinde bundan 10.000 yıl evvel yaşamış avcı, balıkçı ve toplayıcı halka ait kayalar üstündeki kayak çizimleri buna örnektir. Onların, halen kutup dairesinde yaşayan Same’lerin ataları oldukları ve Bakü’de aynı döneme ait Gobustan kaya resimlerini çizen topluluklarla aynı kültüre sahip oldukları ileri sürülür. Bugün Same’lerin Türkçe’nin akrabası
Samoyed dilini konuştuklarını Tromsö Arktik Üniversitesi Sami Kültür Araştırmaları Merkezi SESAM’da Same Dil Dersinde tanık oldum (22.9.2016). Bu bir kanıt olabilir.

deneysel arkeoloji 2

Gobustan (Azerbaycan) Alta (Norveç) Deneysel Arkeolog Thor Heyerdahl ise Odin’in Peşinde, Geçmişimizin İzinde adlı kitabında (2001) bu benzerliğin tesadüf olmadığına, Türkiye, Hazar ve Kuzey Karadeniz çevrelerinde Odin’gillerin ve Tor’gillerin (Torkelson/Türkgiller) As ve Van boylarından meydana gelen ahalisiyle, Türk Diyarından (Turkaland: Karadeniz ve Hazar Çevresi ile Anadolu) M.Ö. 1. Yüzyılda göç ettiği bilgisini Snorri Sturlason’un Kuzey Kralları (Edda) manzum destanı (1235) ile 2001 yılında Don Nehri kıyısındaki Asov (Asgard) şehrinde yaptığı kazılara dayandırır. Gobustan’daki
ince uzun kayıkçı tekneleri ile Alta’dakiler benzerlik gösterir.

         KON TİKİ                    deneysel arkeoloji 3

Norveçli kâşif Thor Heyerdahl (Larvik, 1914-2002) kabuğuna sığamayan bir bilim insanıdır. Bilimsel bir araştırmanın ilk adımı olan merak ve sorgulamaya sahiptir. Coğrafya eğitimi sayesinde ekvator çevresindeki rüzgarların dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden meydana geldiğini bilir. Alize denen bu rüzgarlar okyanuslarda büyük yüzey su kütlelerini iterek sürekli deniz akıntıları oluşturur. Güney Amerika’nın ekvatoral bölgesinde yetişen son derece hafif balza ağacı kütüklerinden meydana gelmiş bir ahşap sal, üstünde hasır bir kulübe ve onun üstünde bir yelken, arkasında da bir dümen, radyo, sekstan, harita ile 1947 yılında 5 arkadaşıyla birlikte Peru’nun başkenti Lima’dan yola çıkarlar. Acaba bu akıntı onları hedeflerine ulaştıracak mıdır? Yolculuk 101 gün sürer. Eskiler ne yapmışsa aynısı dener, balık ve peksimet yerler. Ekip
içi bazı çatışmalara, çok sevdiği eşi ve iki oğlunu Norveç’te bırakmasına ve yüzme bilmemesine rağmen; Adını İskandinav mitolojisindeki gökgürültüsü, şimşek, yağmur ve bereketi temsil eden Türk asıllı (Çanakkale) İnsan-tanrı Tor’dan alan 33 yaşındaki Thor’un gözü pek ve “hayatta en hakiki mürşit’in” bilim olduğuna güveni tamdır (Norveçce’de “torden” gökgürültüsü demektir). Katettikleri yol 8.000 km’dir. Bu deney, 1950 yılında KON TİKİ ismiyle siyah-beyaz belgesel film olarak gösterime girer ve kendi dalında Oscar ödülü kazanır. Thor Heyerdahl hem filmin rejisörü hem de oyuncusudur. Yayınlanan Kon Tiki kitabı ise Türkçe de dâhil olmak üzere 70 dile çevrilir. Aynı film bir kez daha 2012’de yeni oyuncularla çekilir. Aynı deneyi torunu Olav Heyerdahl 2006’da tekrarlar ve 2 ayda gerçekleştirir (The Tangoroa Expedition).