fbpx Dr. Doğu Perinçek | Ankara Havadis

Dr. Doğu Perinçek

Başlığa bakınca okumak üzere olduğunuz yazı hakkında ne geçti aklınızdan bilmek isterdim. Başlığı görünce sadece bu yazımı değil bundan öncekileri okumamış olmayı isteyeceklere hatta bundan hiç bir yazımı okumayacaklara diyecek sözüm yok. 

Her ne olursa olsun her iki öbekten okuyucunun ilgisini çekecek bir şeyle başlamak istiyorum. Bir şey anlatacağım. Fıkra denemez. Kıssadan hisse demek işime geliyor.

General ve ona eşlik eden onca insanın arabaları kımıl kımıl hareket halindelermiş. Kımıl kımıl benzetmesine takılmayan; yukarıdan bakan bir kuşun gördüğü böyle bir şey olsa gerek diye geldi aklıma. Derken, generalin en önde giden arabası duruvermiş. Zınk diye hem de! İşi olan, olmayan, anlayan anlamayan aslında çoğu seyirci bir dolu eşlikçi inerek arabalarından zınk diye duruveren otomobilin başına üşüşmüşler. Açılın ben doktorum durumu değil. Ancak birkaç tane makine mühendisi, bilgisayarcı arabanın motorunun durduğu yerin kapağı kaldırılmış boyuna bakıyorlarmış motora. Birbirleri ile konuşuyormuş gibi yaparken aslında kendileri ile konuşuyorlarmış. Gel gör ki motorda zerre ses yok. Generalin canı sıkılmaya başlamış. Camı açmış etraftaki tarlaları seyrederken onu görmüş. Yabasına dayanmış, yüzünde değişmez bir gülümseme ile olup biteni seyreden çiftçiyi görmüş. Kanına dokunmuş. Açık pencereden bakışmışlar. Bir baş işareti ile yanına çağırmış. Sakin ve yavaş hareketlerle arabaya yanaşan çiftçi sormuş;

“Buyurun. Bir şey diyecekseniz sanırım.”

“Doğru. Anlar gibi bakıyorsun. Gülüşüne bakınca toplaşanların bir şeyden anlamadıklarını düşünüyor olmalısın.

“Doğru. Anlamıyorlar. Kuru kalabalık.”

“Ben çözerim diyorsunuz”

“Çözerim.”

“Çöz o zaman.”

“Olur. Kuru kalabalığı çekin oradan. Kenara çekilip seyretsinler.”

İnanmamakla birlikte general emretmiş. Bütün bilenler (!) sebilhane testisi gibi kenara dizilmişler. Çiftçiyi seyretmeye başlamışlar.

Açık olan motor kapağını kapatan işçi bir süre kapağa ölçüp biçer gibi bakmış. Sonra ani bir hareketle kapanmış motor kapağına şiddetli bir yumruk indirmiş. Araba çalışmaya başlamış. Herkes önce şaşırmış sonra rahatlamış. Kıskananlar bile sevinir gibi yapmışlar. Arabalar yola koyulmadan önce general çiftçiyi çağırmış. Sormuş:

“Emeğin için ödemede bulunmak istiyorum.”

“İyi olur. 500 yeter!”

“Ne bir yumruk için 500 mü? Yumruk olsa olsa onun onda biri eder.”

“Haklısınız. Yumruk için 50 yeter.”

“450 ne için”

“O yumruğun nereye ineceğini bir ben biliyorum!”

KISSADAN HİSSE: TEK BİR ŞEY YAP, DOĞRU OLSUN, FARKLILIK YARAT!

Başlığa bakarak önceki yazılarımı okudukları için pişman olanlar yazının bundan sonrasına katılmasın. Canları sıkılır. Bu onların sorunu diyeceksiniz. Doğru, onların sorunu! Benim onlarla sorunum yok. Neden olsun. Zamanım önemli. Bu yazıyı okuyacaklarla paylaşacaklarımın çok olduğunu biliyorum.

Anımsayın;         i.             Yargı altın çağını yaşıyor!

                               ii.            Bonzai içmişler!

                               iii.           23 Nisan çocuk bayramı değildir.

Bu sözler Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Doğu Perinçek’in son 1 yıl içinde hepimizin bildiği yazılı ve sözlü basına yansımış ifadeleri.

Yargı altın çağını yaşıyor

Adli yılın açılışında gerek Yargıtay Başkanımızın gerekse Barolar Birliği Başkanının anlattıklarına bakarak Ekim ayında yasalaşacak olan hukuk sistemi değişiklikleri ancak altın çağını yaşayan bir yargının taşıyabileceği sonuçlardır. Yargı sistemine yönelik bu köklü iyileştirmeler yargıda yapılan değişikliklerle sağlanabilecektir. Çoğu olması gereken yerde bulunan ve meslekten çıkarılan hâkim ve savcı müsveddelerinin temizlenmesi ile soluklanan yargının ciğerlerine dolan temiz hava ancak altın çağ benzetmesi ile yansıtılabilirdi.   Dr. Doğu Perinçek tek bir sözle doğruya işaret ederken farklılık yaratmıştır.

Bonzai içmişler

Adına adalet diyerek yarattıkları yapay dokunulmazlıkla taban tepenler Mehmetçik katilleri ile yollarda taban tepenler ne yapmaktaydı?  Kafası kesilmiş tavuğun gelişigüzel koşuşturması özünde reflekslerle ilişkili bir olaydır. Kafası kesilmediği halde kafası kesilmiş gibi davranan üstelik zihinsellik taşıyan insanın davranışını nasıl açıklamalı?  Bonzai içince insan tıpkı öyle davranır. Bonzai yapay bir uyuşturucudur. Değme kimya bilgisi olmaksızın bile Bonzai yapılabilir. Bonzai ’nin ilk etkilediği yer beyindir. Bilişselliktir. Farkındalık, gerçeği değerlendirme, dikkat, bellek algı, soyutlama, sorun çözme ve benzeri insanı insan yapan işlevleri aksar ve kısa zamanda bozulur. Bozukluğun giderilmesi tıbbi müdahaleyi gerektirir. En güvenli yol Bonzai kullanmamaktır. Bonzai içenlerin gelişigüzel davranırlar. Duyumsamaları ve tutumları bozuktur. Bozukluğun olağan ve koşullarla uyumlu davranış örüntülerinden farkını nitelemek için kişinin etkisinde olduğu maddenin adı yeterlidir. Bonzai içilmesi bunun örneğidir. Dr. Doğu Perinçek eleştirdiği CHP parti yöneticilerinin düzenden ve duygudan yoksun davranışlarının partiye yüklenemeyeceği ancak parti adına eylem koyanların davranış bozukluklarını tanımlarken Bonzai benzetmesini yapmış ve farklılık yaratmıştır.

23 Nisan çocuk bayramı değildir

Mustafa Kemal Atatürk ve beraber olduğu yurtsever askerler savaşmak üzere Samsun’a çıktıklarında önce Amasya’ya ardından Erzurum ve Sivas’a gitmişler. Amasya genelgesi duyurulmuş Erzurum ve Sivas kongreleri gerçekleştirilmiştir. Müdafaai Hukuk cemiyetlerini öncü parti kimliğinde işlevselleştiren siyasi akıl bir sonraki aşamada Ankara’ya gelmiş ve Millet Meclisini kurmuştur. Millet Meclisinin karşısındaki unsur Meclisi Mebusandır.  Savaşa hazır hale gelen Türk ordusu Türkiye Millet Meclisi ordularıdır.  Dolayısı ile 19 Mayıs 1919 ile 23 Nisan 1920 arasındaki tarihsel akışı taçlandıran Millet Meclisi kuruluşunu çocuk bayramına indirgemek en çok bizi üzecektir. Ülkesinin nitelikli aydınlarından biri olan Dr. Doğu Perinçek 23Nisan 1920 tarihi çocuk bayramı değildir derken doğru olanı vurgularken farklılık yaratmıştır.  

Seçerek örneklediğim bu üç ifade Vatan Partili olduğunu söyleyenlerin yakınmalarına yol açmış gibi görünmektedir.  ‘CHP’li dostlar, bizi sevenlere ne diyeceğiz’ bağırtısı ile dizlerini dövüp durmuşlardır.  Genel Başkan Dr. Doğu Perinçek’in salt akıl ürünü, doğruya işaret eden ve farklılık yaratan ifadelerini aile içi günahın ayıbı gibi görenlerin telaşı yalnızca kendi ayaklarına değil Vatan Partili olmanın gereğini yeterince karşılayamayan pek çok insanın ayağına dolaşarak aksamalarına yol açmıştır. Daha sonra bunu kişiselleştirerek sözde siyaset tartışması haline getirenlerin (Bonzai dersem alınacaklar?)  bu halleri ancak hap sonucu gibi görünüyor.

Vatan Partisi oy derdi olmayan bir partidir. Öğretisi tanımlı doğrultusu açık seçik belirli toplumu okurken koşulları irdelerken tarihselliği yedeğine almayan bir partidir. Vatan Partisi tarihselliğin yaşam uygulaması içindeki sonucudur. Aydınlıkçı geleneğinin üzerine koyacağınız birkaç on yıl daha dediğimin kanıtıdır. Aslında varlığı ile doğruyu inşa eden farklılık yaratan Vatan Partisidir. Partinin genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in eylemleri elbette farklılık yaratacaktır. Çünkü Vatan Partisinin tüzüğü tanımlanan edimleri tarif eder. Vatan Partiliyim diyeni bağlayan budur. Genel Başkan Dr. Doğu Perinçek bunu örneklemektedir. Partiliye ilettiği nitelik bu olmaktadır.

Öğreti temelli siyasi bir Partinin genel Başkanından başka ne beklenir?

Ömrünün 16 yılını hapiste geçirmiş;  dağlarını ovalarını bildiği, ayranını içip ekmeğini yediği köylüleri tarafından ülkenin çeyizi değerinde korunmuş (6 yıl aranmış biri olmak nasıl mümkün sizce) bir genel başkan Vatan Partili için bir resimden çok fazlası olmak gerekir. Keşke öyle konuşmasa diye anılan bir insan olmak onun için zerre kadar bir şey ifade etmez. Ancak bunu diyen için tek şey ifade eder; partili olamamıştır. Bence olması da gerekmemektedir! Sormak isterim böyle davranırken Vatan Partili olduğunu söylemek nasıl bir ruh hali?  Kaçak güreşmenin, bel altı vurmanın, cambaza bak nezaketsizliğinin adı ‘Başkan yüzünden kimsenin yüzüne bakamıyoruz’  ifadesi özdeş nitelikler diye düşünüyorum.

Eksiklik demek yerine kuşkusunu taşıdığım bir aymazlığa dikkat çekmek istiyorum:

Partili olup ta adam gibi parti tüzüğünü okumuş kaç partili var acaba? Partilinin parti ile ilgili konuşacağı yerler tanımlıdır. Durum böyleyken her dedikoduya sarılan o dedikodudan fazlasını yapmakta olduğunun ayrımında mı acaba?

Tek bir şey yap, doğru davran; farklılık yarat: Madem partilisin. Genel Başkanından bu b içimde söz etme. Tüzüğü bil.. Her gün bir madde okuman bile fark yaratman için yetebilir.