fbpxKorku mu? | Ankara Havadis

Son Dakika

Korku mu?

Profile picture for user Meliha Ünlü

Korku, kimi insanları en çok etkileyen, zaman zaman esir alan bir duygudur. Dünyayı algılama şekillerinden biri de duygularımız. Bilindiği gibi duygularla düşünceler birbirini besler. Duyguyla algılarız dünyayı; insanı, çiçeği, böceği, hayvanı... Duygular bizi akıldan çok etkiler, çünkü insanoğlu, duyguyu akıldan önce yaşamıştır. Peki bizi en çok etkileyen duygular hangileri? Aşk, öfke, karamsarlık, nefret, mutluluk, sevgi, korku, acıma vb.

İnsanın bu özelliği tarih boyunca kullanılmış, özellikle korku duygusu; zalimlerin, güçlülerin silahı olmuştur. İnsanları hurafelerle yani cin, peri, öcüyle aldatanlar da cabası. Yıllar yılı din istismarcılarınca öyle bir iklim yaratılmış ki kimileri korkularının tutsağı gibi yaşıyor. Tutsaklıktan kurtulabilmek için de ne yazık ki beyinlerine bu duyguların tohumunu atıp filizlendiren kişilere koşuyorlar yine. Yani “tutsaklıktan kurtarma” çabaları bazı din istismarcılarının, cemaat ve tarikatların kazanç kapısı olmuş. İnsanların, kendilerini böylesi korku salanlara saygısı da şaşılacak düzeyde. Neredeyse canını alacağım dese “hayır!” diyemeyecekler...

Bu arada babamdan duyduğum bir anıya değinmeden geçemeyeceğim. Bizim köyde mahallemizin yanı başındaki harmanda bir çukur vardı. Köylü oranın cinli olduğuna inanır, korkudan geceleri oraya yaklaşmazmış. Söylendiğine göre köyden biri, gece vakti kaybolan danayı ararken o çukurdan çıkan cinlerin çarpmasıyla lal olmuş. Cılavuz Köy Enstitüsü çıkışlı Babam, bunların uydurmaca olduğunu, böyle hurafelere inanmanın büyük bir yanlış olduğunu söyleyerek gidip o çukurda bir gece yatmış. Ertesi gün, gördüğünüz gibi beni cin min çarpmadı, artık bu uydurma cine periye inanmayın, demiş. O günden sonra kimse oradan korkmaz olmuş.  

Görüldüğü gibi, Korku kapıyı çaldı, cesaret açtı, kapıda hiç kimse yoktu.” Aslında duygu kontrol edilebilir. Öncelikle çocuk özgüvenli yetiştirilmeli, daha küçük yaşta din kavramlarıyla ürkütülmemelidir. Dünyayı, evreni akıl yoluyla tanımalı, her adımda bilimin ışığını hissetmelidir. Dayakla, iğneyle, öcüyle korkutulan çocuk, birçok yönden eksiktir. Peki korkunun karşıtı duyguyu yakalamak o kadar zor mudur? Değildir elbet... Daima kendimizi olumlu iletilerle beslemeliyiz. Düşlediğimiz her şeyi başarabileceğimize inanmalıyız. Buna inandığımız zaman gerçekten yaşadığımızı hissederiz. Bir düşünürün dediği gibi “Sadece korkmamaya başladığımız zaman yaşamaya başlarız.”  

 

Bu yüzden çocuklara tehlike karşısında akıl ve mantığımızı kullanmayı öğretmeliyiz. Yani cesaret aşılamalıyız. Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür.” Unutulmamlı ki: Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir. (Türk Atasözü)