Son Dakika

mevlana et tavuk, ankara havadis

 

Ankaralı bilim insanından Kanal İstanbul uyarısı

Birol Kılkış tarafından hazırlanan Kanal İstanbul Raporu, geçen gün kabul edilen Kanal İstanbul ÇED raporunun eksiklerini ortaya koydu.

Aydınlık Gazetesinde yer alan habere göre; Birol Kılkış’ın hazırladığı Kanal İstanbul Raporu birçok eksiği gün yüzüne çıkardı.

ÇED raporunda dikkate alınmayanlar: küresel ısınma, ozon tabakası, Karadeniz’in Marmara’dan en az 30 cm yüksekte olmasının kanala ve çevresine getireceği ve önlenemez/geri dönüşsüz hidrodinamik risklerin büyüklüğü, askeri gemilerin, denizaltıların, tankerlerin şehre, tüm çevresine ve sırası geldiğinde Türkiye’ye ve tüm komşu ülkelere yansıyabilecek nükleer, kimyasal riskleri ile büyük ölçekli yangınlar, IGA havaalanının gerçek riskleri. Oysa tüm bu risklerin kıyıdaş ülkelerin nehir havzalarına kadar uzanan çok geniş bir kapsamda ve çevre risklerinin akla pek de getirilmeyen yeni senaryolar yelpazesinde ele alınması gerekirdi. Aslında kanal projesinin etkileri küresel boyutta. Sadece bu yönüyle bile ÇED raporunun ne kadar dar bir görüşe sahip olduğu ve küresel yönden anlamsızlığı ortaya çıkıyor.

DEPREM GİBİ SARSINTILAR OLABİLİR

Kanalın açılması ile oluşacak hidrolik basınç çalkantıları kanal açıldıktan hemen sonra deprem büyüklüğünde sarsıntılara yol açabilir. Ayrıca su taşkınları, kanal boyunca mini tsunamiler ve geniş çaplı taşkınlar beklenmeli. Örneğin, IGA havaalanının sular altında kalma riski var. Ayrıca bu hidrolik basınç dalgalanmaları, kanalın Marmara çıkışındaki bölgede fay hattını zorlayabilir.

SERA GAZI RİSKLERİ

Kanal İstanbul ile birlikte yapılacak ve bir kısmının çok yüksek binalardan oluşacağı ve yüzer bin ve üstü nüfusa sahip yeni kentler, kirliliğin artmasına yol açacak. Yeni IGA Havaalanı, sıralayacağımız nedenlerle şimdiden, karbondioksit (CO2) salımında artmaya neden oldu: havaalanı terminal kompleksindeki elektromekanik altyapının sürdürülebilir teknolojiye sahip olmayışı, ısıtma, soğutma, yerinde güç üretimi, yenilenebilir enerji kaynakları gibi sistemlerden yoksun bulunması ve yörede 1 milyon kadar ağacın önceden kesilmiş olması.

İstanbul’un kanal nedeniyle karşılaşacağı ek hava kirliliğini önleyecek hiçbir inandırıcı ve somut mekanizma, ÇED raporunda yer almıyor. Photoshop resimler var ama bilimsel ve teknik çözümler yok.

ÇED raporunda yenilenebilir enerji kaynaklarına hiç önem verilmemiş, kanalın çevresel ve enerji sürdürülebilirlikleri hafife alınmış. Bu kapsamdaki bir ÇED raporunda, uzmanların görüşleri alınarak, hava kalitesini iyileştirici önlemler irdelenmeli, projeksiyonlar yapılmalı, somut çözüm, öneri ve gerekli kritikler sunulmalıydı. Bu haliyle mevcut ÇED raporu hakkında ‘gerçekçi, kapsamlı ve geçerli’ demek çok zor.

KÖPRÜLER VE YOLLAR

Diğer yandan kanal açılırken yapım sıralaması çok önemli. Edinilen bilgiye göre köprüler ve yollar daha önce inşa edilecek, kazı ve inşa halindeki kanalın kara trafiğini engellenmesi önlenecek. Kanal altından geçirilecek yeraltı metro ve demiryolları, kanal bitirilmeden yapılırsa, muhtemel kanal çökmelerine ve toprak kaymalarına maruz kalabilir. Bu alt geçitlerin jeolojik ve statik bir oturma ve dengelenme sürecinden sonra yani kanal inşaatı bitirildikten sonra yapılması gerekir ki bu gereklilik, metro ve demiryolu trafiğinin uzunca bir süre kesilmesi anlamına gelir.

OPTİMUM ŞEHİRLEŞME VE KAT YÜKSEKLİĞİ

Literatürde yer alan bilimsel bir çalışmaya göre yeni yerleşim bölgelerinde minimum karbon ayak izi için optimum şehirleşme planında ortalama bina kat yüksekliği 6 katı geçmemelidir. Çevresel açıdan çok önemli olan bu konuda, ÇED raporunda herhangi bir bilimsel analize yer verilmemiş.

ÇED Raporundaki bu eksikliğin bir nedeni de çevresel sınırın kanal boyunca çok dar bir şeritle sınırlandırılmış olması. Çevresel etki alanı ÇED raporunda Şekil 6’daki gibi ele alınmış. Raporun dar kapsamı, kamyon ve kazıcı cihazların tip ve sayısına varıncaya kadar inşaat ve müteahhitlik konularına ayrılmış.