CHP'li Faik Öztrak IMF'ye Gitmeli mi Sorusunu Yanıtladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Fox TV’de katıldığı Çalar Saat Hafta Sonu programında soruları yanıtladı. Ekonomiyle ilgili konuşan Öztrak "IMF'ye gidilmeli mi" sorusunu yanıtladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Fox TV’de katıldığı Çalar Saat Hafta Sonu programında soruları yanıtladı. Ekonomiyle ilgili konuşan Öztrak, yeni bütçe çağrısı yaptı.

Para basmanın ciddi tedbirleri olması gerektiğini, CHP'nin İMF'ye gidilmesini istemediğini belirten Öztrak, "Ekonomik ve Sosyal Konsey toplanmalı" dedi.

İşte CHP Sözcüsü Öztrak'ın açıklamaları:

Ekonomiyle ilgili meseleye geldiğimiz zaman, kaçış yok, büyük ihtiyaçlar var, bu ihtiyaçları karşılamak için para basmak zorundayız. Zaten para da basılıyor. 2001’de ülke olarak çok ciddi bir bankacılık kriziyle karşılaşmıştı, o dönemde krizden çıkış sürecinde ben de Hazine Müsteşarı olmuştum. O dönemde edindiğimiz tecrübeleri de burada kısaca aktarmak isterim. Burada en önemli mesele çapa meselesidir. Güçlü bir çapaya ihtiyaç vardır ve bu ancak güçlü bir program üzerinden olabilir. Türkiye yeni bir hikaye anlatmak zorundadır, bu hikaye derli toplu olmak zorundadır. Bu hikaye tüm toplum kesimlerinin onayını almalıdır. Herkes adaletle davranıldığı kanaatinde olmalıdır. Ayrıca iktidar bu programı uygularken sürekli hesap vermelidir. Onun için diyoruz ki, Ekonomik ve Sosyal Konseyi derhal toplayın ve bu programı orada tartışın.

BÜTÇENİN TUTARLILIĞI KALMADI, YENİSİ YAPILMALI

Türkiye’nin yüzde 5 büyüme hedefi var. Damat Bakan da bu hedefin arkasında olduğunu tekrarlıyor. Biz yüzde 5 büyüme hedefiyle ilgili heyecanını anlıyoruz ve destekliyoruz. Ama bunu tutturamazsa o görevi bırakması gerekiyor. Ya da oturup ciddi bir program yapacaklar, bu büyüklükleri gözden geçirecekler. Bu programın üzerine, bugün artık hiçbir tutarlılığı kalmamış olan bütçeyi yeniden yapacaklar. Bütçeyi yeniden yaparken, mutfaktaki tencereye ağırlık verecekler. Bugün Hazine garantilerinden yararlanan yandaş müteahhitleri, millet borca batarken devletten alacakları büyüyen kesimleri geri plana itecek düzenlemeleri de yapacaklar.

BU ENFLASYON HEDEFİNİN TUTMASI İÇİN YENİ BİR HİKAYE LAZIM

(Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerini düşürmesi) bana göre gerçekçi değil. TCMB’nin elindeki model çıktı açığı üzerinden enflasyonu tahmin ediyor. Ama şu ortamda hem arz hem talep durmuş vaziyette. Dolayısıyla çıktı açığına dayanan modellerin doğru enflasyon tahmini yapması mümkün değil. Doların TL karşısında değerinin 7 TL’ye çıkması, o enflasyon hedefinin gerçekleşmesini kesinlikle zora sokuyor. Böyle bir enflasyon hedefinin gerçekleştirilmesi için milletin, ekonomik aktörlerin önüne ciddi bir hikaye konması gerekiyor. 2001’de de devlet para bastı ama arkasına ciddi bir hikaye koydu. Millet inandı ve iktidar yapabileceğini, kararlı olduğunu gösterdi. Enflasyona neden olmadan bu paralar daha sonra piyasadan geri çekildi. Bu yapılabilir, geçmişte yapıldı zaten.

BASTIĞINIZ PARANIN ARKASINDA DURMANIZ GEREK

(Doların 7 TL’yi geçmesi) Doları 7 TL’nin altında tutmak gibi ilginç bir yaklaşım içine girdiler. Bunu 7 TL’nin altında tutabilmek için ihtiyaç duyulan tedbirleri almak yerine ülkenin dövizlerini sattılar. Şimdi dövizler bitti. En son Mart sonunda ülkenin SWAP hariç net döviz rezervi 6 milyar dolardı. Bugün geldiğimiz yerde SWAP dahil 15 milyar dolar, SWAP’ları düştüğünüzde döviz rezervlerimiz negatif. Söylediğim de bu… Para basacaksanız, bastığınız paranın arkasında neyle duracaksınız? Nasıl koruyacaksınız? Ya elinizde rezerviniz olacak ya da bunun arkasına ciddi bir hikaye ve tedbirleri koyacaksınız.

TÜRKİYE’NİN IMF’YE GİTMESİNİ İSTEMEYİZ

(IMF bir seçenek mi?) Ben bu ülkenin Uluslararası Para Fonu’yla bu işi götürmesini istemem. Bu iktidar, ki öyle görünüyor, ülkeyi giderek Uluslararası Para Fonu’nun kapısına düşecek duruma getirdiyse bu çok acı bir tablodur. Ama şunu da bilelim, IMF bizim de ortağı olduğumuz bir kurumdur. Ama IMF ile program yapma meselesi, sonuç itibariyle ekonominin ciddi zaaf içinde olduğunu gösterir. Bu zaaftan çıkabilmek için de çok sert bir takım önlemlerin alınması gerekir. Oysa bugün bizim ihtiyacımız, vatandaşın derdine derman olmaktır. Vatandaşın sıkıntılarını, mutfaktaki tencerenin dolmasını her şeyin önüne almak zorundayız. İnsanların işlerini ve işyerlerini korumayı her şeyin önüne almalıyız.