fbpx Ankara Havadis

Son Dakika

Ankaralı gazeteciden Bağdat Elçisi ile önemli röportaj

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız, İranlı komutanın ülke topraklarında suikasta uğramasının ardından yaşanan gelişmeleri Aydınlık Gazetesi muhabiri Gürkan Demir’e değerlendirdi.

İki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde de duran Fatih Yıldız, Dışişleri, Savunma ve İstihbarat mekanizmasının çalıştırılması aşamasına geçildiğini belirtti.

‘YABANCI GÜÇLERİN MEVCUDİYETİ EN ÖNEMLİ GÜNDEM’

-Yeşil bölge dışında görev yapmak motivasyonunuzu olumsuz etkiliyor mu?

Tam tersi, yeşil bölge dışında görev yapmak motivasyonu güçlendiren bir unsur çünkü yeşil bölge çok stabil bir ortam yaratıldığı için aslında Bağdat’ın o beşeri dokusunu hissetmenizi sağlamıyor. Bence yeşil bölgenin dışında olmak bizi motive ediyor aslında.

-Amerika iki ülkenin komutanına yönelik bir suikast düzenledi. Bu Irak iç siyasetine nasıl yansır?

Baktığımız zaman Amerika hala zihinlerde tırnak içi söylüyorum işgalci diyebileceğimiz bir devlet. Hem hukuki hem de algıya dair sorunları var Irak’ta. Bu çerçeveden baktığımızda hedeftekilerin neler olduğundan bağımsız olarak söylüyorum. Tabi ki bir ülkenin egemen toprakları içerisinde böyle bir operasyonu düzenlemesi kamuoyunda ülkenin egemenliğini ihlal olarak değerlendiriliyor. Şu anda da istifasını sunmuş bir hükümet var. O hükümetin yerine yeni hükümeti kuracak ismin belirlenme sürecinin olduğu bir dönem. Dolayısıyla çok kırılgan bir süreçten geçiliyor. Bu siyasi sürecin, biraz denklemleri zorlayan siyasi aktörlere ilave bir sıkıntı yaratan bir süreç olduğunu söyleyebilirim.

Önümüzdeki dönemde yabancı güçlerin mevcudiyeti konusu, ülke gündeminin en önemli konusu haline gelecek. Tabi burada Amerika geliyor akla an başta. Hemen ardından, Meclis oturumunda alınan bir kararla hükümetten böyle bir talepte bulunuldu. Ama tavsiye niteliğinde bir karardı. Önümüzdeki dönemde bu kararın siyasette nasıl bir sonuç doğuracağını göreceğiz ama hükümetin şuanda istifasını sunmuş olduğunu düşündüğümüzde bunda sonra gelecek hükümetlere daha büyük bir yük doğuracağı gibi bir izlenim var.

‘DEAŞ MEVCUDİYETİ 20 BİNE YAKIN’

-Kararda yabancı güçler deniyor fakat bunu Amerika özelinde değerlendirirsek kararı nasıl yorumlarsınız?

Amerikalılar 2011’de Obama’nın aldığı kararla çıktıktan sonra 2014 de Irak hükümetinin davetiyle döndüler. Bu davet sadece Amerika’ya yönelik bir davet değildi, uluslararası topluma yönelik bir davetti. Bu bir yardım çağrısıydı aslında, 2014’teki DEAŞ belasında sonra. Aslında DEAŞ’la mücadele için, destek için buradalar. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu vardı, o koalisyonun en büyük destekçisi Amerika’ydı. Bu çerçevede baktığımızda halen ülkende DEAŞ tehdidi var mı? Evet var. Ülkenin farklı bölgelerinde hâlâ DEAŞ mevcudiyetinin 20 bine yakın olduğu söyleniyor. Dolayısıyla terör tehdidi olan bir ülke. En iyi kararı bu ülkenin yetkilileri verecektir tabi ama önümüzdeki dönemde böyle bir desteğe ihtiyacı olacak gibi. Hem DEAŞ’la mücadele boyutunda hem de uzun vadeli olarak Irak’ın terörle mücadele yeteneklerinin güçlendirilmesine yönelik eğitim süreçleri, malzemelerin teslimatı gibi süreçler de tabi bunların içerisine dahil edilmiş durumda. Irak’ın önümüzdeki dönemde buna bizce ihtiyacı olacak, hem DEAŞ Uluslararası Koalisyonu bağlamında hem de geçmişi çok daha kısa olan NATO-Irak misyonu çerçevesinde.

‘HALK İÇİN ÖNEMLİ OLAN İŞ İMKANI, AŞ İMKANI’

-Irak’ta mezhepsel eğilimler önceki dönemlere göre ne durumda?

Sokağa çıktığınızda, insanlarla bir araya geldiğinizde, mezhep konusunun insanların gündeminde en alt sıralarda geldiğini söylemekte yarar var. Araplar’da da, Türkmen kardeşlerimizde de böyle. Bizce mezhep konusu, bu coğrafyada farklı planları olanlar tarafından gündeme getirilen konuların başında getiriliyor. Yoksa şuanda sokağa çıkıp insanlara sorduğumuzda en büyük kaygınız nedir veyahut da sizi bir araya getirip de isteklerinizi arzularınızı yerine getirmemizi sağlayacak unsur ne dediğimizde ne mezhep ne din diyeceklerdir. Bunlar için önemli olan daha iyi şartlarda yaşamak, daha fazla istihdam, yolsuzluğun giderilmiş olması, iş imkanları, aş imkanı, bunlar. İnsanlar daha iyi bir yaşam şartı beklentisindeler. Sadece Şiiler, Sünniler değil Türk, Arap, Türkmen, hepsi bekliyor bunları. Dolayısıyla bunların hepsinin üzerinde bir ortam var orada.

TERÖRLE MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİ

-Çavuşoğlu geçen hafta Irak’ı ziyaret etti. ‘Yalnız değilsiniz’ mesajı verdiğini kendisi açıkladı... Daha önceden kurulan çalışma grupları vardı. Hangi aşamaya geldiler? PKK’ya karşı ortak mücadeleye ilişkin ne dersiniz?

Sayın Bakanımızın ziyaretindeki en önemli mesajı, Irak’la dayanışma içerisinde olduğumuzdu. Irak’ın İran ve ABD arasındaki bu gerilimin de ötesinde çatışmaya sahne olan ülke olması, bu en arzu edilmeyen bir durum. Biz Irak’ın yalnız olmadığını, dayanışma içerisinde olduğumuzu vurguladık. İkili konulardaki dönemimiz çok önemli. Şunu da unutmamak lazım ki istifasını sunmuş bir hükümet ve onlar açısından aslında ülkenin geleceğini birebir ilgilendiren, üzerlerine dayatılmış bir gündem var. Bu iki aktörün birbirleriyle çatışması. Bu konulara, imkan verdiği ölçüde iştigal edebiliyorsunuz tabi. Şuanda tamamen durmasa da süreçlerin yavaşladığını söyleyebilirim.

Bizim kendi mekanizmalarımız ve yöntemlerimizle sınır ötesinden gelen terör tehdidine karşı mücadelemiz devam ediyor. Bizim için asıl olan burada teröristlerin barındığı ülkelerdeki paydaşlarla bunu yürütmek. Amaç da buna yönelik terörle mücadele işbirliği. Geçtiğimiz temmuz ayında üçlü toplantımız yapıldı. Her iki taraftan Dışişleri, Savunma ve İstihbarat Başkanları katıldı. Artık bundan sonraki süreçte onun çalıştırılması aşamasına geçtik. Onun müteakip adımlarını bekliyorum.

‘OVAKÖY BİR MESAJDIR’

-Ovaköy Sınır Kapısında bir ilerleme var mı?

Ovaköy Sınır Kapısı Irak’taki tüm taraflara ilettiğimiz bir mesaj. Şu ana kadar herhangi bir gelişme yok fakat kararlılığımızda da bir değişme yok.

-Bağdat Çin’le yeni bir anlaşma yaptı, Irak’ın imarı konusunda. Türkiye’nin de Irak’ın imarı konusunda projeleri var. Sayın Çavuşoğlu da kaynak aktarıldığını açıklamıştı. Çin’le, Türkiye’nin Irak’ta ortak hareket etmesi, şirketlerin birlikte çalışması gibi bir proje gündemde mi? Ve Bağdat’la Pekin arasındaki gelişmeyi nasıl yorumlarsınız?

Bu kadar önemli bir coğrafyada, önemli bir transit coğrafyasında tabi farklı ülkelerin Irak’a ilişkin vizyonlarının örtüşmesi mümkün. Çünkü aynı vizyon hemen herkeste. Burası sadece yer altıyla değil yerin üstüyle de stratejik bir ülke, Türkiye’yle birleşen önemli bir bağlantı yolu. Böyle baktığınızda vizyonlar birbiriyle örtüşüyor olabilir ama bizim çalışmalarımız ve Çin çabası, tamamen ikili düzlemde yapılan çalışmalar. Önemli olan hem enerji, hem kaynak tasarrufu örtüşmesini engellemek adına aslında bu tür projelerin en azından birbirlerini tamamlayıcı olması gerekir. Birbiriyle rekabet veyahut da birbirlerinin aksine alabilecek süreçleri engellemek en önemli şey ve tabi konu Irak olduğu için Irak’a düşer bu görev. Şuanda her şeyin daha ağırdan alındığı bir süreçte olduğumuz için bunları çok etraflıca değerlendireceklerine inanmıyorum.

-Son olarak toplam bir değerlendirme yaparsanız neler anlatırsınız Bağdat ve Irak’a dair?

Türkiye açısından son derece önemli bir komşu burası. Bunu sadece terörle mücadele boyutu ve güvenlik odaklı söylemiyorum kesinlikle. Siyaseten, ekonomik, kültürel, enerji ve hemen her boyutuyla Türkiye’deki dinamikleri etkileyen bir ülke. Dolayısıyla bizim hep o vurguladığımız iki ülkenin kaderinin bir olduğunu tekrar vurgulamak lazım. Türkiye’nin Irak’ın refahı ve istikrarı için verdiği çabalar aslında kendi istikrarımız ve çabalarımızdan ayrı tutmadığımız bir çabadır. Biz de bu samimi çabaların sahadaki temsilcisi olarak elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.