fbpx Ankara Havadis

Nurhan Erkan'dan "Devrimlerin Şafağında Yükselen Türk Sporu"

DEVRİMLERİN ŞAFAĞINDA YÜKSELEN TÜRK SPORU

Nurhan ERKAN

Ülkemizde spor kulüplerinin tarihi, 1860’lı yıllarda başlayan millî demokratik devrim mücadelesiyle yakından ilişkilidir. Yeni Osmanlıların 1876 yılına kadar devam eden mücadelesi, daha sonra I. Meşrutiyetin ilanı, Genç Türkler ve İttihat Terakki öncülüğünde yürütülen mücadele, spor kulüplerimizin kuruluşu ve gelişmesinde belirleyici rol oynamıştır. Bundan dolayı ülkemizde kurulan spor kulüpleri, halkımızın zulme boyun eğmeyen, millî ve demokratik karakterini daima üzerinde taşımıştır.

Osmanlı İmparatorluğunda Çağdaş Spor Doğarken

Memleketimizde ilk spor hareketlerine Galatasaray Sultanisi öncülük etmiştir. Tanzimat'ın ünlü Paşası Sadrazam Ali döneminde, jimnastik öğretmeni Monsieur Curel in ayrılmasından sonra göreve gelen Monsieur Moiroux’la yeni bir dönem başlamıştır. Moiroux, bir yenilik olarak deniz sporlarına ağırlık vererek, kürek, yüzme ve su sporlarını öğretmiştir. Ardından İtalyan Martinelli jimnastiği öğretirken, daha sonra gelen Stangali, Beyoğlu’nda bir jimnastik salonu açmıştır. Stangali'nin parlak öğrencilerinden Faik Bey, 1879 yılında idman hocası olarak tayin edilir. Soyadı kanunuyla “Üstünidman" soyadını alan Faik Bey, ilk idmancımız olarak spor tarihine adını yazdıracaktır.

Faik Bey 42 yıl öğretmenlik yapmış, bu süreç içerisinde birçok ünlü sporcu yetiştirmiştir. Suat Hayri Ürgüplü, Rıza Tevfik ve modern jimnastiğin kurucusu Selim Sırrı Tarcan ilk akla gelenlerdendir. Fransız ekolünden gelen Faik Bey in çalışmalarında esas aldığı aletsiz jimnastik, gülle atma ve eskrim ana hareketlerin başında yer alır.

Türkiye’de modern sporun öncülerinden Faik Üstünidman ve Galatasaray öğrencileri.

Modern anlamda ilk spor dalımız olan futbol ise Sultan Abdülhamit’in istibdat idaresinde, oldukça sancılı bir şekilde doğmuştur. Futbol ilk olarak 1885-1890 yılları arasında İzmir ve İstanbul’da yaşayan İngilizler tarafından oynanmaya başlamıştır. Bu iki şehirde oturan azınlık gençlerinin birbirleriyle yaptıkları karşılaşmalar ise futbol tarihinin ilk deplasman maçları olacaktır.

İstanbul’da ağırlıklı olarak Galatasaraylı gençler bir araya gelerek Siyah Çoraplılar (Black Stocking Football Clup) Futbol Kulübü nü kurarlar. Fahri Reisi Ali Ferruh, Doktor Rasim Paşa, Kaptan Reşat Dangal, Katip Neşet ‘ir. Formasının rengi kırmızı-beyaz olan kulübün 12 futbolcusu vardır. Ancak sarayın uyguladığı ağır baskılar sebebiyle kulüp bir yıl sonra çalışmalarına son vermek zorunda kalır.

1900’lerin başında Kadıköy’de azınlıkların kurduğu bir futbol takımı.

1901 yılında Mister Lafontaine ve Horace Armitage, Moda Burnu’nda tanışırlar ve kısa bir süre sonra Rum ve İngilizlerden oluşan Kadıköy Kulübü’nü kurarlar. İngilizler iki yıl sonra ayrılarak Moda Futbol Kulübü’nü kurarken 1904 yılında Rumlar da Elpis’i kurarlar. Türklere spor yasaktır. Hatta Fuat Hüsnü isimli gencimiz Bobi takma adıyla Imojen adlı Ingiliz gemisinin futbol takımında gizlice oynamak zorunda kalacaktır. Bu takımlar kısa sürede aralarında yaptıkları maçlarla ilk İstanbul ligini başlatırken, resmi maçlarda oynayan ilk Türk futbolcu Fuat Hüsnü olacaktır.

İlk Spor Kulüpleri Doğuyor

1 Ekim 1905 tarihinde. Galatasaray Sultanisi 5. sınıf edebiyat öğretmeni Mehmet Ata Bey’in dersinde: Ali Sami, Emin Bülend, Asım Tevfik, Celal, Bekir, Tahsin Nahit, Şirvani, Reşat, Cevdet Kamil isimli gençler fısıldaşarak ilk Türk futbol kulübünü kuruyorlardı. İki yıl sonra 1907’de, Kadıköy’de Saint Joseph Koleji Türkçe öğretmeni Enver Bey talebe ve mezunlardan Nurizade Ziya, Hintli Asaf, Galip, Nasuhi, Şefkati Elkatip Mustafa ve kardeşi, Hakkı Saffet, Ayetullah, Hasan, Hüseyin ve bazı Kadıköylüler ise Fenerbahçe Kulübünü kurarlar.

Ali Sami Yen, amaçlarının "İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmek" olduğunu belirtiyordu. Galatasaray da forma rengi olarak "Siyah Çoraplılar Kulübü" gibi kırmızı-beyazı seçti fakat bu renk tehlikeli olabilir, "Livayı isyan kokusu hissedilebilirdi.” Sonunda forma rengi için sarı-kırmızı renklerinde karar kılındı.

Kulüp, idmanlarını en tenha köşelerde yapıyor, formalarını ise gizlice Mahmut Baba Türbesi civarında ve mezarlık taşları arasında değiştiriyorlardı. Kadıköy’e vapurla geçerken de sorunlar yaşanıyordu. 3 kişiden fazla yan yana oturamıyor ve konuşamıyorlardı. Buna aykırı davrananlar gözaltına alınıyor, sorguya çekiliyordu.

1908 Meşrutiyet Devrimi'nin ilk günlerinde çıkartılmış bir propaganda kartı.

Bir gün Papazın çayırında Rumlarla maç yaparken, padişaha karşı bomba talimi yaptıkları yönünde ihbar edilirler. Oyuncular. Selimiye Kumandanı Şamil Paşa’nın hışmına uğrayarak zindana atılırlar. İngiliz asıllı Ahmet Robenson tutuklanmaktan kurtulur. İngiliz elçiliğine giderek durumu anlatır ve arkadaşlarını kurtarır. Dernek kurmanın, toplanmanın yasak olduğu bu dönemde bütün kulüplerimiz benzer baskılar yaşamış, ona karşı direnerek ayakta kalmayı başarmışlardır.

Hürriyet-Adalet-Eşitlik-Kardeşlik

Selanik ve Manastır’da dağa çıkan Enver ve Resneli Niyazi Beyler. İttihat ve Terakki’nin Meşrutiyet programını ve parlamentonun açılışını Sultan Abdülhamit'e kabul ettirirler. İlk olarak sansür kaldırılır. Dernek ve mesleki örgütlenmelerin önündeki bütün engeller kaldırılır. Cemiyetler Kanunu çıkarılarak örgütlenme serbest bırakılır. Spor kulüplerimiz resmi sicile kayıtlı olarak çalışmaya başlarlar. Ünlü hürriyet şairi Tevfik Fikret, Galatasaray Spor Kulübüne fahri başkan olur ve sporun toplumdaki önemine dikkat çeker.

1908 Devrimi'nden sonra Galatasaray Futbol Kulübünün başına geçen Tevfik Fikret ve arkadaşları.

1914 yılında emperyalist devletlerin Osmanlı topraklarını parçalamak ve talan etmek için I. Dünya Savaşı’nı başlatmasıyla anavatan savunması nedeniyle ilan edilen seferberlik çağrısına koşan bütün sporcular cepheye katıldılar. Takımın orta saha oyuncusu İdris Bey Suriye Cephesi’nde; Abdurrahman Robenson Kafkasya Cephesi’nde; Neşet Bey Sina Cephesi’nde; Celâl İbrahim Irak Cephesi’nde; Hasnun Galip ise Kafkasya’da şehit olur. Çanakkale Savaşı’nda şiddetli çarpışmaların olduğu günlerde Şirketi Hayriye Vapurları cepheye erzak, mühimmat ve asker götürüp, dönüşte yaralıları getirmektedir. İstanbul hastaneleri dolmuş, şehir açık hava revirine dönmüştür. Bir gün Gülnihal Vapuru’nun getirdiği yaralıları alacak yer kalmayınca Galatasaray Lisesi hastane haline getirilir.

Diğer spor kulüplerimiz de aynı kaderi paylaşmaktadır. I. Dünya Savaşı sırasında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Ankaragücü'nün toplam 70 futbolcusunun, çeşitli cephelerde şehit düştüğü belirtilmektedir. Galatasaray'da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısı fazla gözükmektedir. Beşiktaş'a ait kayıtlar işgal yıllarında kulübün Rumlar tarafından yağmalanması sırasında. Fenerbahçe ye ait kayıtlar ise kulüp binasında çıkan bir yangında yok olmuştur.

Türk Sporu’nun Örgütçüsü Ali Sami Yen

Ali Sami Yen, 1905-1918 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübü başkanlığını yürütmüştür. Spora kulüpçülüğün dar bakış açısıyla bakmayan Yen, 1912 yılında şampiyon olan Fenerbahçe'yi kutlarken, “gençlerimiz artık memleketlerinde şebaben tezahüratı hayatiyesi demek olan terbiyye-i bedeniyyede birinciliği yabancılara bırakmamaya kesin kararlı olduklarını ispat etti” sözleriyle, ulusal bilincin önemini kesin hatlarla belirtmektedir.

Ali Sami Yen, ülke çapındaki spor çalışmalarının tek bir çatı altında toplanması gerektiğini, Türkiye'de sporun ancak böyle bir örgütlenme yapısıyla ilerleyebileceğini tespit eder, işgal döneminde öncelikli olarak İstanbul'da bu örgütlenme yapısının ilk basamağını kurmak için harekete geçer ve 1918 yılında Galatasaray kulüp başkanlığından ayrılarak çalışmalara başlar.

T.I.C.İ. na ait yeni Türkçe yazılı şilt.

Uzun ve kararlı çabalardan sonra 26.07.1920 tarihinde Kadıköy Union Kulübü’nde 13 spor kulübünü bir araya getirmeyi başarır. Türkiye idman Cemiyetleri İttifakı (T.I.C.İ) adı altında ortaya çıkan kuruluşun tüzük ve programının hazırlanması için bir komisyon oluşturulur. 15 Nisan 1921 günü Kadıköy ittihat Spor Kulübü’nde Altınordu, Anadolu İdman Yurdu, Beylerbeyi, Darüşşafaka. Fener, Fenerbahçe, Galatasaray, Haliç, Hilal, Kumkapı, Makriköy, Nişantaşı, Süleymaniye, Türk Gücü, Üsküdar ve Vefa Kulüpleri bir araya gelerek ilk kongrelerini yaparlar. Nizamname ve program kabul edilir, başkanlığa Ali Sami Yen seçilir; işgal altındaki İstanbul şehrinde, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ne denk gelen kurumun temelini oluşturulur.

Ali Sami Yen’in günümüze ulaşan çeşitli konuşmaları ve yazılarında millî duyguların derin köklerine rastlarız. Koleksiyonumdan seçilerek aşağıda sunulan belgede, kendisinin ve öncülüğünde kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın, işgal şartlarında anavatan savunmasına bütün gücüyle katıldığını görmekteyiz.

Ali Sami Yen tarafından 25 Mayıs 1921 tarihinde Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Başkanı olarak Kurtuluş Savaşı gazisine yazdığı mektubun orijinal metni.

Ali Sami Yen’den

Sakarya Gazisi Bir Sporcuya Mektup Var

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı

T.İ.C.İ.                                                                                   İstanbul,

Sakarya                                                                      25 Mayıs 1337 (1921)

Futbol Umum Birliği

İstanbul: Eminönü Rıhtım Han No:8

Sahra Topçu Teğmeni Semih Rüştü Bey kahramanımıza,

Sevgili ve kahraman kardeşim

Şeref meydanında aldığın yara, bir ayağını sevgili vatanımızın bağımsızlığına armağan etmenize neden oldu. Büyük onurlu gururunuza imreniyor, acınızı candan paylaşıyorum. Bence en önemli mesele vatanımız için çok önemli olan varlığınız cenab-ı hak tarafından korunarak bize bağışlanmasıdır. Başka düşünecek, merak edecek hiçbir şey yoktur. Ayağınızı yaptıracak, mesleğinizde arzu ettiğiniz sürece kalacak, hizmet edeceksiniz.

Maddi durumunuzu hiç düşünmeyin. Milletimiz borcunu tanır. Sonra biz, birbirimizin arkadaşıyız. Hangimiz sağ kalırsak ölenlerimizin ihtiyaçlarını düşünmeye mecburuz.

Bir millet senin gibi kahramanlarının omuzlarında hayat bulur. Milletimize hayat veren senin gibi kahramanlar, hayatlarında yokluk, aileleri darlık görmeyecektir. Bizim imanımız budur.

Özellikle gözlerinden öpmek için bunu yazdım ve sağlık durumun hakkında bilgi almak için doktorumu gönderdim.

Gideceğini söylediğin ailene yardım edebilmek, darlık hissetmemen için de 200 Lira gönderiyorum. Bu parayı akşam Hilaliahmer Postası size teslim edecektir.

Alıp almadığınızı mektupla bildiriniz.

ALİ SAMİ

Türk Sporcuları Anavatan Savunmasında

İşgal yıllarında spor kulüplerimiz Kurtuluş Savaşına canla başla katılırlar. Fenerbahçe Spor Kulübü’nden silah ve cephane sevk edilir. Süleymaniye Kulübü bir başka direniş merkezi olur.

Spor kulüplerinin millî ruhunu tespit eden Mustafa Kemal Paşa, Beşiktaş Spor Kulübü şeref defterine "Bugün bünyemizde toplayıp ilmi metotlarla çalıştığımız bu gençler tam manada fikren ve bedenen geliştikleri zaman, vatan müdafaasında, ilmi sahalarda olduğu gibi spor sahalarında da Avrupalı hasımlarına Türkün ölmez gücünü ispat edecektir”, sözlerini yazar. 

Beyazıt Meydanında İngiliz işgal komutanlığına bağlı askerler ve bir tank.

Zaman Atatürk’ü haklı çıkarır, işgal şartlarında Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, İngilizlerin çok övündükleri askeri futbol takımlarıyla 80 maç yapar; maçlardan 51’i galibiyet, 14’ü beraberlik ve 15 i yenilgiyle sonuçlanır. Kulüplerimiz 284 gol atarken, kalelerinde 88 gol görürler. İşgalcilerin Akdeniz’deki filolarından getirdikleri usta oyuncular da hezimetlerini değiştirememiş; kazanılan zaferler sonrasında halk ellerinde Türk bayraklarıyla Beyoğlu’nu millî gösteri merkezine çevirmiştir.

İzmir'in işgali, İmalat-ı Harbiye Mektebi’nde büyük öfke doğurur, İmalat-ı Harbiye Usta Mektebi’nden öğrenciler Mustafa Reşit imzasıyla yayınladıkları bildiride ‘Bugüne kadar fabrika tezgahlarında, baş döndürücü gürültüler arasında, çekiç ve örsle ifa ettiğimiz vatan hizmetini, bundan sonra nasırlı ellerimize verilecek silahla, titremeden icra edeceğimizi ve milletimizin bizden talep edeceği her vazifeyi sevine sevine yapacağımızı, yurdumuzu müdafaa için hayatımızın hiçbir kıymeti olmadığını arz ile sevgili İzmir'imizin muhakkak suretle kurtulmasını biz sanatkar çocukları talep ederiz' sözleriyle belirtiyorlardı.

Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş mütareke döneminde işgal kuvvetleri takımlarıyla birçok karşılaşma yaptılar. Taksim Stadı’nda işgal kuvvetlerinin bir futbol takımı.

Sultanahmet Sanat Okulu öğrencilerinin kurdukları Altınörs Spor Kulübü, daha sonra Sanatkaran Gücü ile birleşerek Turan Sanatkaran Gücü ismini almıştır. Öğrenciler söz verdikleri gibi anavatan savunmasına katılmak üzere, 1920 yılında İnebolu üzerinden Anadolu’ya geçerek İmalat-ı Harbiye de görev alırlar. Sakarya Savaşı’nda ihtiyat birliklerinin erimesi üzerine ön saflarda gönüllü olarak cepheye katılırlar. Ahmet Şefik, Muharrem Ali ve Süleyman Hüsmen isimli futbolcular şehit olurlar.

Sakarya Savaşı’nda fabrika tezgâhlarından cepheye gönderilen İmalat-ı Harbiye futbolcuları.

1909 yılında Faik Üstünidman’ın talebesi Selim Sırrı (Tarcan), aletli jimnastik ve beden eğitiminin okullarda yayılması konusunda yeni bir çizgi için mücadele etmeye başlar. 1911 yılında Millî Eğitim Mektepleri Genel Müfettişi olarak atanan Selim Sırrı Bey, beden eğitimi derslerinin tüm okullarda programa alınması için çalışırken, öğretmen yetiştirilmesi hususunda da girişimlerde bulunur.

Selim Sırrı Bey İsveç’te beden eğitimi ihtisası görürken, besteci Felix Korbig'in "Üç Kız” adlı ormancılar şarkısını marş haline getirmiştir. Güftesini, öğretmen okulunda birlikte çalıştığı Türkçe Öğretmeni Ali Ulvi (Elöve) Bey in yazdığı beste, ilk olarak savaş yıllarında ümit ve coşku yaratmak üzere 1916 yılında İstanbul Erkek Öğretmen Okulu öğrencilerince söylenir. Kısa bir süre içerisinde “Dağ Başını Duman Almış” marşı umudun marşı olarak dilden dile dolaşmaya başlar. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’dan Ankara ya uzanan yolculukta "Anadolu dağ başlarını, tekerleklerini çuvala doldurduğumuz kırık dökük otomobillerle aşarken, bu marşı söyletmeyi yanımda bulunanlara adet ettirmiştim” demiştir.

Gençlik Marşı, Atamızın ölümünden kısa bir süre önce 20 Mayıs 1938 tarihinde Gençlik ve Spor Bayramı olarak ilan edilen 19 Mayısın simgesi olarak Türk gençliği ve sporcusunun marşı olmuştur.

Anadolu Hükümetinin temsilcisi Refet Bele. Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından karşılanırken.

Cumhuriyet Türk Sporunu Birleştirerek Tek Çatı Altında Topluyor

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, 14 Temmuz 1922 tarihinde Fenerbahçe Kulübü’nde ilk genel kurulunu yaparak yönetim kurulunu oluşturur.

İttifak, Ankara Hükümeti temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Paşa’nın karşılama törenine katılarak doğrudan temasa geçmeye başlar. Artık Meşrutiyet Devrimi'nin birikimleri üzerine, Cumhuriyetin yeni spor anlayışının inşa dönemi başlamaktadır. 18 Ağustos 1923 günü spor politikasının üç ayak üzerinde olacağı açıklanmıştır: “Maarif terbiyesi görevlerinden birincisi, çocukların terbiye ve talimi; ikincisi balkın terbiye ve talimi; üçüncüsü millî öncü sporcuların yetiştirilmesi için lazım gelen vasıtalar bulunarak getirilmesi.” Cumhuriyet Devrimi, sporun sadece kulüpler çerçevesinde kalmayacağını; okullara, kışlalara, kurumlara, her yere yani bütün halka yayılacağını açıkça ilan etmektedir.

1924; Anadolu da sporun yayılması için düzenlenen Türkiye spor karşılaşmalarına katılan Antalya, Amasya, Ankara futbol takımlarından bir görünüş.

Tüm spor müsabakaları millî duygular içerisinde yapılıyordu.

Atatürk, 1923 Ağustos ayında Ankara'ya gelen Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı yöneticileri ve Olimpiyat Komitesi temsilcilerinin, 1924 Olimpiyatları’na katılma talebini olumlu karşılar. Bütçeden ödenek ayrılarak, atletizm, bisiklet, eskrim, güreş ve futbol dallarında katılım sağlanır. 3-12 Eylül 1924 tarihlerinde Adliye Vekili Mustafa Necati Bey başkanlığında Anadolu ve İstanbul Kulüpleri tek çatı altında birleştirilir. Hokey, boks, denizcilik, gülle, eskrim, tenis federasyonları teşkil etme kararı alınır. Kurum, Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernek konumuna getirilir. Olimpiyat Komitesi’nin başına ise Selim Sırrı Tarcan atanır. Aynı günlerde Ankara'da 15 bölgenin katılacağı müsabakalar düzenlenir. Bu, Cumhuriyetin ülke çapında yaptığı ilk spor etkinliği olacaktır.

                                                           1923                                       1938

Kulüp Sayısı                                      14                                           442

Üye Sayısı                                          827                                         27631

Spor Bölgesi                                      13                                           63

Cumhuriyet, sporu seçkinler arasında yapılan bir etkinlik olmaktan çıkarıp bütün halka yayılması için programlar hazırlayarak hayata geçirdi.

15 yıl içerisinde spor kulüpleri kanalıyla, kazaları da dahil bütün ülke, beden eğitimi ile tanışır. Cumhuriyet ilk önce öğretmen yetiştirme sorununu ele alır. Selim Sırrı Tarcan başkanlığında kurslar açılır, iki İsveçli bayan öğretim üyesi getirilerek, öğretmen okullarında kurslar düzenlenir. 1926 yılında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde Beden Terbiyesi Bölümü açılarak başına Kurt Dranos isimli Alman uzman getirilir. Beden eğitim için Vildan Aşir Savaşır ve Suat Hayrı Ürgüplü Belçika’ya gönderilirler.

Ankara; Çocuk Esirgeme Kurumu'nun bahçesinde yetim çocuklar spor yaparken.

Sporun köylere kadar yayılması için planlı bir çalışmaya girilerek, bütün Anadolu ya spor kulüpleri ve tesisleri yapılması sağlanır. Okullarda beden eğitimi zorunlu ders olarak konulur. Genel sağlık politikasıyla halkın spora katılımı gerçekleştirilir. Bu çalışmalar sonucunda Atatürk’ün "sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’ sözü de hayata geçirilir.

1936 yılında spor, devletin kontrolü altına girerek Türk Spor Kurumu adında birleştirilir. Bu önemli bir adım olmasına rağmen 10 Ağustos 1937 tarihinde “spor işlerinin etkili, verimli, düzenli, disiplinli bir çalışma temini amacıyla, bölge başkanlıklarına vilayet parti başkanlarının getirilmesi kararlaştırılır. Bu durum Nazi Almanya’sından etkilenen bir uygulamadır. Atatürk buna karşı çıkarak Beden Terbiyesi Kanunu’nun çıkarılmasını sağlar. İlgili kanunda, kaynak sorunu ve sporun halkın bütün kademelerine yayılması ayrıntılı olarak yer alır. Atatürk, 1 Kasım 1938 günü Meclis’te kanunun çıkmasından dolayı duyduğu büyük memnuniyeti dile getirir.

Türk Kadını Spor Tarihindeki Yerini Alıyor

Türk kadını 1926 yılında Ömer Besim Koşalay’ın çalışmalarıyla spor hayatına girecektir. Nermin Tahsin, Emine Abdullah, Mübeccel Hüsameddin ilk bayan atletlerimizdir. 1927 yılında Şerefnur, Vecihe Leyla ve Nevihal Kamran Hanımlar kürek sporunda yer alırken Sabiha Rıfat (Gürayman) ilk voleybolcumuz olarak bayan voleybol takımı kurulamadığı için Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı’nda oynuyordu. Tenis kortlarında, yüzme dalında, tramplende kadınlarımız yer almaya başlarlar. Ay yıldızlı formayı 1933 yılında Rusya’da yapılan karşılaşmalarda Leyla Asım Turgut ve Cavidan Erbelger giyerken, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Suat Fetgari ve Halet Çambel ülkemizi temsil etmişlerdir.

Cumhuriyet Devrimi kadınlarımızın spor kulüpleri içerisinde yer almasını sağladı.

Mustafa Kemal Atatürk, dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu kılan devlet adamıdır. Yalnız kağıt üzerinde ve nutuklarla değil, bunu bilfiil yerine getirmiş, stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis ettirmiştir. Halkevlerinin spor kollarını denetlemiş ve milletin geleceğine yön verdiği günden itibaren Türkiye’de spor, gittikçe artan bir önem ve değer kazanmıştır. Cumhuriyet Devrimi, anayurt topraklarını milyonlarca çocuk, erkek ve kadının buluşarak spor yaptığı çiçek tarlasına dönüştürmüştür.