fbpx Ankara Havadis

Son Dakika

YSK Başkanı Sadi Güven'den flaş açıklamalar

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven, görev yaptığı döneme ilişkin açıklamalarda bulundu

Güven, pişman olduğu bir karara imza atmadığını belirtti. Kendisine haksız birçok ithamda bulunuldıuğunu söyleyen Güven, "Bundan bütün ailem zarar gördü. Bunu diyen üst düzey kişiler telefon açıp, ‘Hakkını helal et, sana haksızlık ettik’ dediler. Türkiye’nin yarısına bana düşman ettiler. Bunlar çok üzdü. Biz bunu karşıladık ama ailemizi çok üzdü" dedi. 

HaberTürk TV'de katıldığı programda konuşan Güven şunları söyledi:

PİŞMAN OLDUĞUM KARARA İMZA ATMADIM

"Hâkim olup adalet dağıtmak istedim, bütün hayatım bu şekilde geçti. Yeniden dünyaya gelsem yeniden hâkim olmak isterim. Hak, adalet, kul hakkı çok önemlidir. Ben yeni stajyerlere şunu söyledim, “Hâkimlik yaparken empati yapın. Kürsüde dururken karşınızdakinin de anneniz, kardeşiniz olabileceğini düşünün. Hata yapmış olabiliriz ama ben geri döndüğümde okumadan karar  ve inanmadan verdiğim, pişman olduğum hiçbir karara imza atmadım”

OY BİRLİĞİYLE SEÇİLDİM

"Ankara Ticaret Mahkemesi Başkanı iken Yargıtay’a seçilmeyi çok istedim, seçilemeyince çok üzüldüm. Kısa bir süre sonra o dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, beni müsteşar yardımcısı olarak görevlendirdi. Müsteşar yardımcılığından ben devleti tanıdım, devlet de beni tanıdı. Yargıtay’a seçildim sonra. YSK’ya oy birliğiyle de başkanlık görevi tebliğ edildi bana seçimle"

SEÇİMLER ZOR GEÇİYOR

 Güven, hiçbir zaman YSK Başkanlığı’nı bırakmayı düşünmediğini dile getirdi. Güven,  "Elimden geldiğince YSK’ya aldığım yerden daha ileri bir yere götürmenin gayreti içinde oldum. Sıkıntılı günlerimiz çok oldu. Çünkü Türkiye’de seçimler zor geçiyor, biz de çok zorluklar çektik. Niye bırakayım ki, hiç öyle bir şey düşünmedim"

TÜRKİYE'NİN YARISINI BANA DÜŞMAN ETTİLER

"Biz hâkimlerin aileleri devamlı fedakârlık yapmak durumunda kalıyorlar. Hâkimlik hayatım boyunca, ailem çeşitli fedakârlıklar yaptı. Aileme yeterince zaman ayıramadım. Haksız birçok ithamlarda bulunuldu. Bundan bütün ailem zarar gördü. Bunu diyen üst düzey kişiler telefon açıp, ‘Hakkını helal et, sana haksızlık ettik’ dediler. Türkiye’nin yarısına bana düşman ettiler. Bunlar çok üzdü. Biz bunu karşıladık ama ailemizi çok üzdü. Yüksek tansiyonla, halterle gezdiğim çok oldu. Bunu o zamanlar kamuoyuna duyurmanın anlamı da yoktu"