19 Mayıs

Yüz birinci yıl dönümünü kutladığımız 19 Mayıs, Ulusumuzun yazgısını ele aldığı, dünya tarihini değiştiren büyük Anadolu Devriminin başlangıç günlerindendir. Ergenekon’dan çıkış gibi, Malazgirt’te nihai zaferi elde ediş gibi, İstanbul’un fethinde denizden karaya gemilerin ikmalinin tamamlandığı gün gibi, bir büyük, bir özel anlamlı gündür. Bu 19 Mayıs gününde de; Rotası özgürlük, sancağı bağımsızlık olan, 'talihleri değiştiren, tarihler yazan' Bandırma Vapuru'nu selamlıyor; Türk gençliğinin "sonsuzluğa akıp giden bu onurlu yolculukta", Atatürk'ün yolundan, bilinçle, emekle ve el ele yürüyeceğine inancımı ifade ediyorum.

Geride bıraktığımız yıllar kimi 19 Mayıs gibi ulusal bayramların protokol tarafından zımnen ihmal edildiği üzüntü vesilelerine de konu oldu. Ancak, yıllardır, milyonlar, büyük bir sevgi seliyle, her ulusal bayramda, Atatürk için yollardaydı; Anıtkabir’in aslanlı yolu doldu taştı. İşte bu sönmez aşk, bitmez sevgi ve tükenmez saygı ve hayatın tunç yasası gün geldi, herkesi ve her kesimi birleştirdi. Ne mutlu ki, 23 Nisanlar, 19 Mayıslar, 29 Ekimler her geçende daha büyük bir coşkuyla kutlanır, 10 Kasımlar vakarla anılır, oldu. Bir ulusu ulus yapan da bu ortak değerlerdir. Türk Ulusu, görkemli uygarlığı, Cumhuriyet baş-yapıtıyla, büyük milletlerdendir. Büyük Milletlerin de 19 Mayıs gibi büyük yıl dönümleri olur; Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

19 Mayıs'ın tarihçesi üzerinde durmayacağım. O konu zaten yetkinlikle işleniyor. İttihat Terakki’den Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyetlerine, Karakol Cemiyetlerinden yerel direnme komitelerine, nihayet Erzurum, Sivas kongrelerinden TBMM’ne, yüz elli yıllık devrim tarihinin taçlandığı bir dönüm noktasıdır; 19 Mayıs. İskeleye yanaşan devrimin vapuru aynı zamanda, dünya tarihinde emperyalizme karşı ilk büyük zaferin ateşleyici gücünü barındırıyor; Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş savaşını kazanan Türk Ulusu, mazlum uluslara umut aşılıyordu. Bizim Cumhuriyet’imiz işte onun için ulusaldır ve devrimimiz işte bu nedenle evrenseldir. Kadın-erkek eşitliğinde çocukları esirgeyen veçhesiyle halktandır, iktisadi kalkınmayı köye ve kente eş-anlı olarak yaymak, kooperatifleri ve halkevleri kurmak, okuma odalarından sağlık ocaklarına bir halkı güçlendirmek ve donatmak anlamında halkçıdır ve de tüm ulus birikimi olan tüm ezilenler için bağımsızlık, tüm insanlık için emperyalizmin ve kapitalizmin güdümünden ve sömürüsünden arınmış bir yaşam,, dilediği için de hakçadır.

101. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu 19 Mayıs, Türkiye’miz için bir dolu zorluklar ama bir o kadar da olanaklar barındıran bir tarih kesitine rastlamaktadır. Uzun yıllardır sıcak paraya bağımlı, fabrika değil alış-veriş merkezi açan, tarımı ihmal edip, dışarıdan buğday ithal eden bir ülke olarak yaşatıldık. Özellikle bu bayramın sahibi gençlerimiz arasında işsizlik ciddi bir sorundur, eğitim sistemi yarışmacı, ezberci temel niteliğini korumakta, meslek kazandırmayan diplomaların yanı sıra diplomalı işsizler olgusu giderek yaygınlaşmaktadır. Fakat yaşamakta olduğumuz son salgının da etkisiyle, giderek artan bir oranda bir çok olgu gözden geçirilmeye başlandı. Türkiye’mizi yönetenler, üretimin, yatırımın, tasarrufun önemini giderek daha iyi kavramaktalar. Öte yandan Türkiye’miz emperyalist destekli bölücü terörle sınırlarımızın ötesinde savaşım vermekte, Doğu Akdeniz’de, Ege’de Mavi Vatan kavramının da bilinçlerde yer etmesiyle, siyasi ve iktisadi haklarını korumaya çalışmaktadır. Belirtilen tüm bu sorunlara çözüm; üretmek, sanayileşmek, dış rekabet gücünü yükseltmek o arada savunma sanayinde eldeki başarıları durmadan duraksamadan geliştirmekten geçer. Türkiye planla ve hızla, yeni gelişen iktisadi dinamikleri de doğru okuyarak, özellikle bölgede komşuları ve gelişen Asya ekonomileri ile ilişkilerini en etkin şekilde düzenlemek zorundadır. Üretim ekonomisine yönelmeli, üretken yatırımları planlamalı, yurt genelinde yaygınlaştırmalı, vergiyi adil almalı, geliri hakça dağıtmalı, küçük işletmeleri de destekleyerek ve büyük işletmelerin arkasına teknolojiyi koyarak, tarımda, enerjide, eğitimde, sağlıkta kamucu bir anlayışla 21. yüzyılda yerini almalıdır. Almalıyız ki; gelecek her 19 Mayıs’ı onun şanına ve ülkemizin şerefine yaraşır olarak kutlamaya devam edebilelim.

Bu 19 Mayıs bayramında akşam saat 19.19’da büyük randevuyla hep birlikte balkonlardan istiklal marşı okunması çok anlamlı bir uygulamadır. Bunun bir örneğini geçenlerde 23 Nisan devrim günü ve ulusal egemenlik ve çocuk bayramımızda sergiledik; dünyada eşi benzeri görülmemiş Millet korosu kurmak, ortak değerlerimizde, sevinçlerimizde ve umutlarımızda birleşmek gerçekten son derecede anlamlıdır. 19 Mayıs’ın özünde bir yerlerde mademki geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimiz vardır, sözü onlarla ilgili olarak tamamlamak uygun olacaktır. Gençlerimize fikri, vicdanı, irfanı özgür bir eğitim vermeli, onları çağın gerektirdiği bilgilerle donatmalı, mesleklerinde en iyi olacak şekilde yetiştirmeliyiz. Eğitim sistemimiz bu amaç doğrultusunda yapılandırılmalıdır. Gençlerimize, “okulda spor, sporda okul” diyerek her alanda fiziksel gelişmelerine katkı sağlayacak ve yarışmacı sporlarda da başarı getirecek tesislerle akademisyen öğretmenlerin gözetiminde, gelişme olanakları sağlamalıyız. Güzel sanatlara, bale, opera, tiyatroya yönelmek isteyecek gençlerimizi yüreklendirmeli onların gelişimleri için her türlü kurumsal alt yapıyı hazır hale getirmeliyiz. Özellikle yüksek öğrenim almış gençlerimizden başlayarak, işsizliği gençliğin kabusu olmaktan çıkarmak için yurt genelinde yatırımlar yapmalıyız… Televizyonlarımızla, politikacılarımızla, rol-modellerimizle gençlerimize örnek olmalıyız… Gençliği zararlı alışkanlıklardan uzak tutacak en etkin önlemleri almalı ve uygulamalıyız… Nihayet basın alanına yönelmek isteyen gençlerimizi de özendirmeli onlara okullarında staj olanakları sağlamalıyız... Unutmayalım ki, Türk gençliğine yapılacak yatırım, Türkiye’nin güzel geleceğine yapılacak yatırım demektir.

Bu duygu ve düşüncelerle tekrar 19 Mayıs Atatürk’ümüzü Anma, Gençlik ve Spor bayramımızı içtenlikle kutluyor, tüm gençlere ve benim de üyesi ve destekçisi olduğum Türkiye Gençlik Birlikli (TGB) arkadaşlarıma içten selam, sevgi ve saygılar sunuyorum.