fbpx Asya Dağlarının Etekleri | Ankara Havadis

Asya Dağlarının Etekleri

Harbiye Nazırı Enver Paşa, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşına girdiğini ilan ediyor. Karar 4 Ağustos’ta anlaşma ile alınmış ve kamuoyuna 11 Kasım’da Enver Paşa tarafından ilan edilmiştir.

Dünya 1914 yılına vardığında, yalnız usta dedektiflerin değil herkesin farkına vardığı bir durum söz konusuydu: kapitalist ülkelerde burjuvazi iç pazarını korumuş, hammadde ve işgücü sağladığı sömürgelerle kârlılığı en üst düzeye çıkarmış, ülkesindeki emek hareketlerine baş gelmişti. Bir ülke burjuvazisinin kârını artırabilmesi artık bir başka ülke burjuvazisini yok etmesine bağlıydı. Bu durum aynı zamanda diğerine ait sömürgeleri de ele geçirmek demekti. 19. yüzyıl ortalarında biçimlenen ittifaklar sonraki asrın başlarında netleşti. Kendi silah gücüne, arz kanallarına, üretim kapasitesine güvenen taraflar savaşı kazanma – kaybetme öngörülerinde ileri derecede sanayileşmemiş ülkeleri hep ikincil gördü. Onlar ancak sonuçtan etkilenecekti ve soncu belirleme yeterlikleri olanaksızdı.

İttihat ve Terakki Partisi yönetimindeki Osmanlı Devleti, kendisine dair yapılan pazarlıkları ve “hasta adamın” kimin kollarında öleceğine dair tartışmaları izliyor, iyileşmek için önemli ilerlemeler sağlıyordu. Yenileşme çabalarının namlusuz bir yere varmayacağını, vatanı savunmak ve kurtarmak için tetiğe basmanın zorunluluğunu gören İttihatçılar en iyi sonucu nasıl alacaklarına bakmış, sonunda birkaç gün önce patlayan Dünya Savaşına Almanya yanında girmeye dair gizli anlaşmayı 4 Ağustos tarihinde Alman Büyükelçisi ile imzalamışlardır.

4 Ağustos 1914 tarihinde, ilk Meclis olarak kullanılacak olan binanın inşasına henüz başlanmamıştır Ankara’da.

Gazi Paşa’nın o zaman öngördüğü gibi Almanya-Fransa hatlarını Eylül başlarında aşamayarak iki cepheli savaşa mahkûm kaldığında zaten savaşı kazanma olasılığı kalmamış gibiydi. Osmanlı Savaş Bakanı Enver Paşa ise söz konusu olanın vatan olduğunu biliyor, her karış için savaşan bir iradeyi temsil ediyordu. Bu iradeyi azımsamakta sakınca görmeyen İtilaf Devletleri Çanakkale’de, Kut’ta ve Türk Ordusu ile karşılaştığı her yerde ezici yenilgiler alıyor, aşağılanıyordu. Bu azımsamanın en büyük bedeli, Çarlık Rusyasının ortadan kalkması oluyor, bir geri Osmanlı’nın tokadıyla kapitalizm kendi tarihinin en korkutucu durumuyla yüzleşmek zorunda kalıyordu.

Bu sırada, 1917 yılında Ankara’da ilk Meclis’in inşası sürmektedir.

Dünya çapındaki savaş, kendi çıkış nedenlerinin sonucuna 1918 yılında ulaşıyor, Almanya teslim ve eski Rusya yeni öcü oluyordu. Osmanlı Devleti ise büyük çalkantılar ve işgal yaşıyor, İttihat ve Terakki Partisi kendini feshederek, savaşı sürdürecek ve vatanı kurtaracak çareler aramaya girişiyordu. Enver Paşa Almanya’ya doğru giderken birden ortadan kaybolmuş, kendi yoluna gitmişti. Talat Paşa Almanya’da ne yapacağına bakarken 19 Mayıs’a kendini bırakıyor, Ulusal Egemenliğin güven ve kararlılığına destek olmaktan başka bir gündemi önemsemiyordu.

İlk Meclis binası 1920 başlarında artık bitmeye yakındır.

İtilaf Devletlerinin bitirdiklerini sandıkları Dünya Savaşı hala sürüyordu. Şaşkınlıkları, karşılarında güçlü burjuvazisi ve sanayisiyle bir ülke yerine 1838’den beri istedikleri gibi at koşturdukları bir yarı-sömürgenin olmasıydı. Bunu taşeronlarına havale etmişlerdi ama başarı sağlanabilecek miydi?

Artık inşa süreci tamamlanmış, ulusal egemenliğin görünür kılındığı yer olmuştu ilk Meclis binası. Savaş karargâhıydı. Bu sırada Enver Paşa, aksi bir durum olursa diye derlediği güçlerle hazırda beklerken Türk Milleti, Gazi Paşa önderliğinde Sakarya Meydan Muharebesini kazanınca titreyen dünya ile birlikte yeni rotasına girdi.

Enver Paşa komutasında 4 Ağustos 1914’te girdiğimiz savaşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasında 9 Eylül’de İzmir’de zaferle bitirmemizden birkaç gün önce, 4 Ağustos 1922’de Asya’nın büyük dağlarının eteğinde kılıcını çeken Enver Paşa’nın ne uğruna olduğu belirsiz ve kendisinin bile bilmediği ileri atılması mitralyözlerin sayısız kurşunu ile sona erdiğinde tarih, o kurşunların girdiği vücuda atfen şunları kayda almıştı:

  1. Mazlumlar bir gün zalimleri mahv ve perişan edecektir.
  2. Dünya, gelişmiş kapitalistlerin kendi aralarında anlaşmaları ya da anlaşamayarak savaşa tutuşmalarının sonucu neyse ona tabi bir zavallı değildir.
  3. Ulusal egemenlik taht, taç ve sömürgecileri yakar.
  4. 4 Ağustos 1914’te varlığı uğrunda savaşa giren Türk Milleti, 4 Ağustos’ta, 1922’de Enver Paşa’nın eteklerinde öldüğü Asya dağlarından güç alması gerektiğini öğrenmiş durumdadır.
  5. Ankara yüzünü Asya’ya dönmüştür, Asya çağı başlamıştır.