fbpx Belediyede Ne Var Ne Yok ? | Ankara Havadis

Son Dakika

Belediyede Ne Var Ne Yok ?

 

“Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür

bu kadar insanın neden Ankara’yı sevdiğini anlamadan

Ankara’da yaşamak...”

Yılmaz Erdoğan

 

Seçimler bitti.

Büyük şehirlerde “kent hizmetlerinin tüketicisi olan halk”  hükmü verdi.

Çoğu büyük şehrin başına "Martın sonu bahar" olacak diyenler "Derman belediyeciliği" ile geldi...

Ankaralı da sağdı, soldu demedi, birleştirdi iradesini. Ankara’yı, “Ankarayı sevmeyene zulüm olmaktan”  kurtardı belki de! 

“Derman Mansurdadır” dedi...

Mansur Başkan’ ı seçti...

Şimdi kısa geçmişte belediyede neler oldu diye çalışmalara bir bakalım....

Sayın Mansur Yavaş’ın yoğun bir hizmet çabası içerisinde olduğu yadsınamaz. Ancak önünde önemli engellerin olduğu da bir gerçek. Yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul gibi büyükşehir belediye meclislerinde üyelerin çoğunluğunun AKP’den seçilmesi bunların başında geliyor. Ve kısa geçmişte başkanın kararlarını meclisten geçirmekte önemli zorluklar yaşayacağı iyice anlaşıldı...

Diğer yandan belediyeler bir çok hizmetini Belediye Şirketleri (BİT)’ ler üzerinden gerçekleştiriyor.

5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’na göre, büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabiliyor. Kendine ait büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebiliyor. Ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle bunların işletimini devredebiliyor.

İşte İstanbul örneğinde olduğu gibi büyük şehir belediyelerine vaz geçilmez sevdalarla bağlanılmasının en önemli nedenlerinden biri de bu!...

 

Kent Rantçıları...

Eski yönetimin belediye meclisindeki çoğunluğu ona geniş ve rahat bir iklim yaratmış. Bu iklim belediye ihalelerinin ekseriyetle yandaş şirketlere verilmesine olanak sağlamış. Oysa şimdi durum başka. Mansur Başkanın kararlarını geçireceği belediye meclisinde çoğunluk muhalefette...

Belediye yönetimine getirdiği tüm mesai arkadaşlarını şimdilik ancak vekaletle atayabildi!...

Yerelde belediye meclisi çoğunluğu yanı sıra merkezi yönetim de Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde yeni belediyelerin önünü çeşitli yasal ve yönetsel hamlelerle çevirmenin derdinde. Örneğin her ne kadar Ankara 10’uncu Asliye Ticaret Mahkemesi kararın yasalara aykırı olduğuna karar verse de; Ticaret Bakanlığı'nın daha mayıs ayında yayımladığı genelge ile “belediye iştiraklerine yönetici atama yetkisi belediye başkanlarından alınarak belediye meclisine verilmesi”  buna küçük bir örnek.

Bu duruma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eski danışmanı ve Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü Kemal Öztürk bile sosyal medya hesabından yaptığı açılama ile “Kanuni düzenlemelerde yeni değişiklikler yaparak ya da elindeki yetkileri kullanarak muhalefete ait belediye başkanlarını çalışamaz hale getirmek isteyen AK Partili yöneticiler var sanırım. Peki bunun Akparti’ nin sonunu getireceğini söyleyecek hiç kimse kalmadı mı orada?”diye tepki gösteriyor!...

Mansur Yavaş geçtiğimiz Ramazan ayında yaptığı bir açıklamada şöyle diyordu;  “‘Neden bu şirketlerin (BİT) yönetimlerini vermek istemiyorlar?’ diye sormamız lazım...

Çünkü bu kaynakları bırakmak istemiyorlar...Alışmışlar...

2016-2017 yılında yılda 1 katrilyona gerçekleştirilen ihaleyi açık şeffaf ve internetten yayınlama suretiyle bütün dünyanın izleyeceği şekilde ilan ederek yayınladık. Onların 1 katrilyona yaptıkları ihaleyi biz bu yılın fiyatıyla 188 milyon liraya tamamlamış olduk...

Bu nedenle bırakmak istemiyorlar ...”

Geçmişteki kartlı sayaç ihalelerinden bu yana “Kent Rantçılığı” nın nelere kadir olduğunu izledik hep (!) ...

İşte Yavaş Başkan da ilk icraatları da bunları önlemek için “saydamlık ve açıklığı” ilke edinmek oldu. Mansur Yavaş tüm belediye ihalelerini internet üzerinden açık bir şekilde yaparak her şeyi, herkese açık açık gösterdi.

Ve Belediye Meclisinin kapılarını sosyal medya üzerinden halka açtı...

 

Halk Ekmek, halk sağlığını bir poşete satar mı?...

Belediye BİT’ lerinden biri de Ankara halkının üçte birinin ekmeğini sağladığı Halk Ekmek...  Ankara halkına daha iyi hizmet vermek, kar etmek yerine, ekmek fiyatlarında aşırı ve haksız uygulamaları önlemede etkin olmak amacıyla Ankara Belediyesi tarafından, 38 yıl önce kurulmuş...

Başkentli tüketiciye ekmeği simit kafe şekline getirdiği kendi satış mağazaları ve 450’ ye yakın Halk Ekmek Büfesi üzerinden satıyor. Bu büfelerin yanı sıra, şehrin her yerindeki seyyar simit tezgahlarını da ihale ile veriyor.

Kuruluşun web sitesinde; “...Özellikle dar gelirli insanlarımızın, azımsanmayacak miktarda kazancının cebinde kalmasını sağlayan Halk Ekmek, bunun yanı sıra ekmek ve diğer unlu gıdaların kalite standardının oluşmasında da önemli bir misyon üstlenmektedir.”  deniliyor.

Yine Halk Ekmeğin web sitesinin incelenmesinden de “Ekmeklerin en hijyenik şekilde üretildiği, fabrikanın ürettiği mamullerde görüntünün yanında kalite ve temizliğe de dikkat etmekte olduğu; hijyenik şartlarda üretilen ekmeklerin, sağlıklı ortamlarda satışa sunulabilmesi için ekmek satış büfelerinin büyük bir bölümü yenilendiği” yer alıyor...

Sevgili Ankaralı Tüketiciler;

Türk Gıda Kodeksi’ne göre “ekmeğin hijyeni için poşet, kağıt gibi uygun bir ambalajla satılması” şart!... Buna göre de ekmek paralı poşet uygulamasından muaf.

Ancak son zamanlarda Ankaralı, “halkın  sağlığından sorumlu belediyenin” bir şirketi olan Halk Ekmeğin “halk sağlığını”nı üç kuruş daha fazla kar için nasıl gözden çıkardığını hayretle izliyor... Ankaralı tüketici fırına gidiyor ekmek alıyor, poşet bedava...

Markete gidip ekmek alıyor, poşet bedava...

Mahalle bakkalına gidiyor, poşet bedava...

“Sinekli Bakkal” a da gitse dahi poşet bedava!...

Ama “en kaliteli, en ucuz, en hijyen”  diye Halk Ekmek Fabrikası Satış Mağazasına gidip de ekmek alsa poşet 25 Kuruş!...

Halk Ekmek Satış Büfelerine gidip de ekmek alsa durum daha da ilginç!...

Ulus’taki büfede 10 Kuruş olan poşet, Kızılay’da 15, Küçük Esat’ta 20, Tunalı Hilmi’ de 25 Kuruş!...

Üstelik, halkın vergileriyle finanse edilen Halk Ekmek Satış Noktalarındaki simit kafelerde bir bardak çay 2, belediyenin kendi şirketinin ürettiği bir küçük su 1 Lira!...

O zaman, vatandaşın ekmeğinden, suyundan, çayından yüksek kar elde etmeye çalışan bu kamu şirketinin yöneticilerine şu soruları sormanın zamanıdır: 

Ankara Halk Ekmek ve Un Fabrikası A.Ş.’nin siyasi toplantılara ücretsiz 50 bin “Şampiyon Ekmek” gönderdiği doğruysa buradan ne kar ettiniz?...

Ankara Halk Ekmek Fabrikası Genel Müdürünüzün 11 bin 706 TL’lik maaşını 31 Mart yerel seçimlerinden kısa bir süre önce 35 bin 717 TL’ye yükselttiğiniz doğruysa bundan kurumunuz ne kar etti?...

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Halk Ekmek ve Un Fabrikası A.Ş. Melih Gökçek’in belediye başkanlığı döneminde, reklam panoları yapımı için milyonlarca lira harcadınız mı? Kurumun bir yıl içinde açtığı dört reklam ihalesine ödediği para 507 milyon TL’ye ulaştı mı? Bunlar eğer doğruysa bunlardan ne kar ettiniz?...

Halk Ekmek yöneticileri hakkında neden soruşturma başlatılmıştır?...

Kurumu çok fazla düşünüp, fabrikanın üzerindeki “kamu görevi” ne rağmen kuruma fahiş karlar ettirdikleri için mi; yoksa , “Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Halk Ekmek’i zarara uğrattıkları” için mi?...

Biz son olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, başkanlık koltuğuna oturmasının ardından atadığı Ankara Halk Ekmek Yönetim Kurulu’nun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından engellendiğine dikkat çekelim. Buna karşı “belediyenin dava açtığının da ayırdında olarak” ve her şeye karşın Başkent’in Şehreminliğine talip olan başta Mansur Yavaş olmak üzere; Çevre ve Şehircilik, Ticaret, Tarım ve Orman Bakanlıkları ve taa en başa kadar tüm yetkililere soruyoruz:

Bu yöneticilerden Ankaralı tüketiciyi kurtarmak için neyi bekliyorsunuz?

Sahi, bir can bir mermi parasına mı?... Yoksa bir poşete mi?!...

 

Kent Konseyi

Geçtiğimiz hafta demokratik, toplumsal katılımcı bir kent yönetimin en önemli kaynağı olarak gördüğüm Ankara Kent Konseyi Olağan Genel Kurulu toplantısındaydım. Başkan Yavaş,  Ankara Kent Konseyi’ni oluşturan Başkent’teki  kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler, siyasi parti temsilcileri ve muhtarlara hitaben yaptığı konuşmada her ne kadar; “Yönetim anlayışım gereği meşvereti önemsiyorum. Yerel demokrasinin güçlü bir enstrümanı olarak kent konseyinin, istişareyi merkeze alan ortak bir akıl mekanizması işlevi göreceğine inanıyorum”ifadelerini kullansa da, konseyin oluşumunda eski yönetimin ağırlığını  taşıyan grupların etkinliğinin devam ettiği; genel kurul gündeminin son anda belirlendiği; genel kurula TMMOB’a bağlı tüm odaların davet edilmesi gerekirken yalnızca Şehir Plancıları Odası ve Peyzaj Mimarları Odası’nın davet edilmesinin “kent konseyi yönetmeliği”ne aykırı olduğu; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının temsilcilerinin konsey üyesi olması gerekirken bunun ihlal edildiği eleştirileri öne sürüldü.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz’ın Konsey Başkanı olması yanısıra  Kent Konseyi Yürütme Kurulu'na; ATO Yönetim Kurulu,  ATO Meslek Komitesi Başkan ve meclis üyelerin ağırlıkla seçilmesi dikkat çekti...

Demokratik, katılımcı bir yönetişim anlayışının kurulabilmesi için bu eleştirilerin dikkate alınması gerekiyor.

Son belediye seçimleri de artık Ankara’nın demokratik ve katılımcı yönetsel organizasyonların ortak akıllarıyla yönetilmesini anlatmadıysa eğer, hiç bir şeyi anlatmamış demektir.

Zira, tüm engellemelere karşı başarılı bir Başkent yönetiminin yolu, tüm Ankaralı sosyal katmanların desteğini alan demokrasi ve yönetişim anlayışının pekiştirilmesinden geçeçecektir...

 

EGO’ya iletilmesini istediğiniz ulaşım sorunlarınızı yazın

Siz “belediye hizmetlerinin tüketicisi olan” Ankaralılardan kent içi ulaşımda karşılaştıkları  sorunları ve çözüm önerilerinizi önümüzdeki hafta bu köşede yayınlanmak üzere “ferda1907@gmail. com”  adresine iletmenizi rica ediyorum.

Zira artık sizden gelen sorun ve önerilerin bu kez EGO tarafından daha bir dikkat ve titizlikle değerlendirilip çözümleneceğini umuyorum. Bu umudun nedeni ise; EGO Genel Müdürlüğüne vekaleten de olsa liyakat sahibi bir ODTÜ’lü olan,  ABD’de Wayne State Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi alan,  DPT ve Hazine Müsteşarlıklarında, Ekonomi Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarında uzman/şube müdürü/daire başkanlığı görevlerinde bulunan, Eti Pazarlama ve Dış Ticaret A.Ş’nde Denetleme Kurulu üyeliği yanı sıra, 2001-2004 yılları arasında T.C Berlin Büyükelçiliğinde Ekonomi Müşaviri olarak görev yapan Nihat Alkaş’ın atanması...