Bugün De Kazanacağız!

Sık duyduklarımız ya da bize sık duyurulanlar aklın süzgecine uğramadan doğru kabul ettiklerimiz arasındadır. Bu tür kabuller sözde düşünme kolaylığı taşır. Aklını yedeğe alan; kullanmadığı için ilk günkü gibi koruduğu kişisel bir eşyası gibi taşıyanlar için sık duyulanlar bilgi yükü taşımayan kabullerdir.Tarih yinelemeden oluşur ifadesi çok sık duyduğumuz bir söz olarak dediklerime birebir uyar. 

Tarihin canlılık taşıdığını öne sürerek bu canlılığın toplum düzeyindeki maddesel koşullarını tanımlayan düşünürlerin olduğunu bilmekteyiz. Bilmeliyiz. Yenilerde öğrendiğim için bilmemiz gerçekten iyi olacak. Örneğin toplumsal çelişkilerin, toplumsal kavgaların tarihin taşıdığı canlılığın doğrudan kanıtı olduğunu öğrenmek tarihin hiç te kendini yinelemediğini gösterdi bana. 

Onca düşünüre yol ve yön veren kişi binlerce yıl önce yaşamış olan Heraklitos!  Binlerce yıl öncesinde insanlar derelerde yıkanırdı. Heraklitos kişinin aynı suda iki kez yıkanamayacağını söylerken gözleme dayanan saptamasını tanımlamıştır. Tarihin canlılığı akmasından kaynaklanır. Dolayısı ile sormak gerekir. Tarihin yinelediğini kabullenir ve inanırsak sizce bunu yalnızca kolayımıza geldiği için mi yapıyoruz? Yoksa böyle kabullenmemiz birilerinin işine mi geliyor? Birileri? Kim oldukları belli; anamalcı düzenin bıkmaz savunucuları! Değişen zamanlarda yeni araç ve yollarla dünkü koşulları sözde yeniden oluşturmaya çalışırsanız dün erişemediğiniz sonucu bugün gerçekleştirmenin peşindesinizdir demektir. Ne yaptığınızın anlaşılmasını önlemek için tarihin kendini yinelediği sabuklamasını savsöz belleyip ortalığa dökülürsünüz.

Ticaretimizin Avrupa akıllısı uluslara sunulduğu dün Hünkâr İskelesi antlaşması ile Bayan Başbakan’ın imzaladığı güpegündüz havai fişeklerle kutladığımız Avrupa Birliği Gümrük Anlaşması arasında fark görmezsiniz. Dünkü Balkan Savaşı ile Yugoslavya’dan başlayarak çözülen Balkanların bugünkü hali arasındaki benzerlik herhangi bir farkı aramayı gereksiz kılacak ölçüde yoğun. Trablusgarp’tan Yemen çöllerine kadar o büyük coğrafyada olup bitenler Arap Baharı, Çekiç Güç, Büyük Ortadoğu Projesi isimleri ile oluşturulmaya çalışılan koşullarla neredeyse aynı!Bu tarihin yinelediğini mi gösterir?

Koşullar belirli olduğuna göre tarihin nasıl aktığını sordum kendime. O akışta Trablusgarp’ta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Arap çöllerinde Cemal Paşa’yı, Resneli Niyazi’yi, İttihat ve Terakki’yi, Talat Paşa’yı gördüm. Koşulları aynılaştırmaya çalışanlara nasıl direndiklerini, savaştıklarını gördüm. Sonuçta 30 Ağustos’ta sonlanan amacına ulaşan kurtuluş kavgamızın akışın tarihin yinelediğini söyleyenlerin suratında patlayan bir tokat olduğu gerçeği tarihin notları arasında hak ettiği yeri almış oldu.

Bugün 30 Ağustos. Yıllardan 2018. Tarih akıyor.

Atatürk, Nutuk’ta anlatıyor:  Amerikalı general kalkmış gelmiş. Sözde öğrenmek anlamak soruyor. Asıl niyeti belli. Ülkeyi teslim etmeyecek gücün simgesi gücünü nereden almaktadır? Bu güç onun inancını biçimlendiriyorsa aşındırmak olanaklı mıdır? Amerikalı general soruyor; kavganızda size destekleyen kim? Yanıt Türk Ulusu! Çerçöp gibi görünen ancak kurtuluş kavgamızın kararlılığını aşındırmak isteyen soru geliyor. Yanıtını yedi düvelin önceden bilmek istediği soru:  Ya bunca katkıya karşın savaşı kaybederseniz?     Gazi Mustafa Kemal Atatürk yanıtlar:Söylediğiniz ulusun ölmesi demektir. Oysa Türk Ulusu ölmeyecek ve kazanacaktır.

Bugün yinelenen koşullara bakarak tarihin akışını belirlemek isteyenlerle kuşatıldığımızı söylemek abartı olmaz. Koşulları zorlayarak dünkü koşullarla aynılaştırmak tarihin akışını asla durduramaz. Kurtuluş Savaşımız ve ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti tarihin akışının önüne geçilemeyeceğinin ders değerindeki kanıtıdır. Yeni bir Cumhuriyet kurulmayacak. Türkiye Cumhuriyeti var olmayı sürdürecek. Bugünlerde Kurtuluş Savaşı günlerimizi anımsamak tarihin yineleneceğini değil tarihin akışına gene sahip çıkacağımız inancını gösterir. Üstelik o gün öğrendiklerimizle tarihin akışındaki canlılığı koruyup kollamadaki deneyimimiz bizi bugün daha güçlü ve kararlı kılıyor.

Kutlu olsun 30 Ağustos Zafer Bayramımız!