Büyük Sakarya Zaferimiz kutlu olsun

Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 yıldızın temsil ettiği 16 büyük Türk imparatorluğu, Türkler tarafından kurulmuş olmakla birlikte tarihsel aşamaların doğal sonucu olarak bir ulus niteliği taşımazlar. Yani herhangi bir ulusal nitelikleri yoktu. Önce yaşamış olmaları, geliştirdikleri gelenekler, tarzlar aktarılarak bir gelenekmiş, Türklüğün doğasıymış gibi aksetmiş olsa da bizim bugün çağdaş anlamda 1800'ler öncesine gidip de bulabileceğimiz çok da bir şey barındırmazlar. Forsun ortasındaki güneşin Türkiye Cumhuriyeti olması ise bir farka işaret eder.

Yunan Başbakanı 2. İnönü yenilgisi sonrasında planladıkları yeni harekâtla ilgili, bu savaşın 1914’te başlayan kesintisiz bir savaş olduğunu ifade eder. Bizim inatla 1. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşımızı iki ayrı savaş olarak görmemiz gerçeğe aykırıdır. Bir diğer sorun da İttihatçılarla Kemalistler arasındaki farkları ve devamlılığı görmek konusunda yaşamaktayız. Bunlar, kısaca tarihimizi umursamamız, bilmememiz ve kendi kendimize köklerimize asit döktüğümüzü gösteren, fesli sersemlerin elinde cıvıtılan ulus bilincimize işaret etmekte.

Büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde, 2. İnönü Savaşının hemen öncesinde kabul edilmiştir. Büyük şair, Kurtuluş Savaşının zorunlu sonuçlarından birisinin zafer ve bir diğerinin de bastığımız yerlerin altında binlerce kişinin kefensiz yatması olduğunu öngörmüştü. Aslına bakacak olursak İstiklal Marşımız edebi bir eser değil, Türk’ün ateşle imtihanının tarihsel yazımıdır. Edebiyat değil bilim, duygu değil çözümleme barındırır. Nitekim Kütahya Saldırılarında can veren şehitlerimiz, az sonra Büyük Taarruz ile gelen kahramanlarla bir olup, Gazi Paşa’nın deyimiyle “Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırılmış oldu. Sonsuz hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçan şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz koruyucularıdır. Burada gerçeklerini söylediğimiz “Şehit Asker” âbidesi işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını, özverili ve kahraman Türk milletini temsil edecektir. Bu âbide Türk vatanına göz dikeceklere Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, saldırısını, gücü ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.

Kütahya yenilgimiz ve Büyük Taarruz zaferimiz arasında ise Sakarya Meydan Muharebesi yer alır. 23 Ağustos 1921 tarihinde 200 bin kişilik Yunan Küçük Asya Ordusunun saldırıları ile Polatlı’da başlayan savaş 22 gün 22 gece sürerek 13 Eylül 1921 tarihinde Yunan kuvvetlerinin Sakarya Nehrinin doğusuna atılmasıyla kesin zaferimizle sonuçlanmıştır.

Bugün Polatlı ve Haymana ilçelerine yayılan 106 kilometre uzunluğunda ve 10 kilometre genişliğinde sayılabilecek cephe hattında Milli Parklar Genel Müdürlüğü, TCDD, Polatlı Belediyesi bünyelerinde bulunan müze, şehitlikler, parklarla bu büyük savaşın izlerini tüm canlılığıyla görmek mümkün. Polatlı – Haymana arasında yer alan tepelerde, Mehmet Akif’in yüreklendirdiği Mehmetçiklerin “Allah Allah” nidaları kulaklara dolmakta.

Polatlı Belediyesinin bir birimi olarak çalışan Polatlı Tarihi Alanları Tanıtım Merkezi (POTA) ve Türkiye Dağcılık Federasyonu tarafından oluşturulan, Türkiye’nin en uzun savaş hattı rotasında, bu sene ilk kez gerçekleştirilen Diriliş Yolu yürüyüşüyle, POTA Müdürü sayın Kadim Koç tarafından verilen bilgilerle çok kıymetli bir varlığa kavuştuk:

Varlığını Türk varlığına armağan eden Mehmetçik, bir tepede iki taş altında yatarak, mütevazıca, sessizce bize yapma kuvveti vermekte. Bilim, siyaset, sanat, spor, üretim, birlik yani ne yapmak istiyorsak ve yapacağımız şeyin milletimize yarar getirmesini umuyorsak, ona yapma kuvvetini bulacağımız yer bugün kuşkusuz işte bu cephe hattıdır. Burada toprağı incitmeden yürümeyi becermeden, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa ve Kurtuluş Savaşımızda Türk kadınını temsilen Halide Edip Adıvar’ı anlamadan yapılacak her şeyin biraz eğreti, eksik, bağsız kalacağını anlamadan belki de bir şey yapılamaz.

Polatlı içinde Sakarya Şehitliği'nde koyun koyuna yatan adsız kahramanlarımızın mezar taşlarında her bir ilimizin adı yazmakta, keza Malıköy Tren İstasyonu Müzesinde de tek tek her ilden gelen askerler yazıyor.

Sakarya Zaferi ile tarihte Türk Milleti'nin kurduğu ilk devlet güneş gibi doğuyor.

Bu güneşin doğuşu, bu sene yüzüncü yılını kutlayacağımız Atatürk’ün Ankara’ya 27 Aralık 1919’da gelişinden az önce İstanbul’a isyan eden ve Atatürk’e bağlılığını kızıl davullarla ilan eden Ankara için daha da derin bir aydınlık demektir.

Ankara Sakarya Zaferi'ne sahip çıkarak bugün yine vatan savunmasında olan Mehmetçiklerin arkasında durmayı becerir ve aynı zamanda büyük zaferimizi tüm ülkeye yeniden mal edebilir.

Ankara Havadis bu konuyu birinci önceliği yapmaktan elbette çekinmeyecektir. Ankara’nın tüm önderleri de bu konuya yüksek öncelik verecektir elbette.

Artık görevimiz Sakarya’dır.