fbpx Dilinize Sahip Çıkın | Ankara Havadis

Son Dakika

Dilinize Sahip Çıkın

 Dilinize sahip çıkın!” Bu söz, 2010’da Türkiye’ye, Amerikan Temsilciler Meclisi Üyeleriyle gelen Kızılderili bir kadının Türklere nasihati. İTÜ’deki eğitim- öğretimin İngilizce olduğunu görünce bir tehlikeye dikkat çekmişti.

Neden bizi uyarıyordu acaba? Çünkü yıllar önce topraklarına gelen Avrupalıların ilk işi, Kızılderililerin topraklarını ellerinden almak oldu. Aynı zamanda “En iyi Kızılderili, ölü Kızılderilidir” anlayışıyla soykırıma tabi tuttular onları. Ayrıca, bunların dilleri ve dolayısıyla kültürleri sistemli bir şekilde yok edilmiştir. Bir dilin önemini ancak, dilini ve kültürünü kaybeden bilir.

Kovboy filmlerinde, çizgi filmlerde insanların, bu ırkın vahşiliğine nasıl inandırıldığını herkes iyi bilir. Oysa Kristof Kolomb, Kızılderilileri şöyle tarif ediyor: “(…) Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur.

Bir ulusu yok etmek için önce onun dil kuralları bozulup üretkenliğine ket vuruluyor. Böylece zayıflatılan dil, kavramları karşılayamaz hâle getirilince insanlar birbirine düşürülüyor. Zaten dil bu noktaya gelmişse, kültür iyice yozlaşmış, ulusal birlik zayıflamıştır. Böyle bir toplumu silaha gerek kalmadan sömürge hâline getirmek kolaydır.

Ne yazık ki bugün dilimiz büyük bir hızla yıkıma uğramaktadır. Yabancı dil bilimcilerin gıptayla baktığı Türkçemiz, özellikle İngilizcenin baskısına direnme gücünü yitirmek üzeredir. Daha anaokulundayken İngilizce öğrenen çocuklarımız, kendi dilinin kurallarına hâkim olmadan bu dilin kurallarını beynine kazıyor. Kendi dilinin tınısına, kavram zenginliğine vakıf olmadan başka bir dili öğrenince de Türkçe kuralları bozarak o dilin kurallarına uyan söyleyişler geliştiriyor. Dolayısıyla siyasetçisinden öğretmenine, sanatçısından sporcusuna kadar birçok insan, farkında olmadan Türkçe kurallara ters düşen söyleyişlerle iletişim kurmaya çalışıyor.

Aşağıda bu yanlış kullanımlardan birkaçına değineceğiz.

1.Artık Türkçe tamlamalar yabancı dil kurallarına göre oluşturulmaktadır.

Bugün TRT’de bile yabancı dil kurallarına uygun tamlamalar kullanılıyor:

YANLIŞ                                                        DOĞRU

  • Tv 8                                                                8. Tv
  • Kanal D                                                          D Kanalı
  • Kanal İstanbul                                               İstanbul Kanalı
  • doğru arkadaş                                               uygun arkadaş
  • kepek ekmek                                                 kepek ekmeği
  • bayan ayakkabı                                             bayan ayakkabısı

2.Türkçe fiillerin birçoğu öldürüldü, öldürülmeye de devam ediliyor. Bunların yerine yabancı dillerden geçme yapmak (İngilizce), almak (Fransızca) yardımcı fiilleri kullanılıyor.

YANLIŞ                                                        DOĞRU

  • telaş yapmak                                                telaşlanmak
  • birikim yapmak                                             biriktirmek
  • sol yapmak                                                    sollamak
  • davet yapmak                                               davet etmek

3.Dilimizin hazinelerinden biri olan deyimlerimiz de kırıma uğramıştır.

YANLIŞ                                                      DOĞRU

  • vicdan yapmak                                              vicdanı sızlamak

4.Kimi televizyon sunucularının dağarcığı çocuk dili gibi kıtlaştı: Özellikle spor karşılaşmalarını sunanlar, ancak “var” ve “yok” kelimeleriyle cümle kurabiliyor:

YANLIŞ                                                        DOĞRU

  • Bu atışta isabet var.                                       Bu atış isabetli. / İsabetli bir atış.
  • Sinir var bende şimdi.                                    Sinirlendim şimdi.

Görüldüğü gibi dilimizin yapısında ve işleyişinde bozulma başlamıştır. Bir dil için asıl tehlike budur işte.

Dil insanın yurdu gibi, sıla gibidir ve insan, bu yurttan uzaklaşırsa kendisini dönülmez bir gurbete düşmüş gibi hisseder. Âsaf Halet ÇELEBİ şöyle diyor:

Ninnilerimi bu dil söyledi

Masallarımı bu dil

Bu dille duydum türkülerimi

Bu dille okudum şairlerimi

“Zalim beni söyletme derunumda neler var?”

Yüzlerce yılda oluşan  kuralların kırılması için on beş yirmi yıl yetmektedir. Çünkü eskiden ne kadar baskıya uğrarsa uğrasın, halk dilimizi korurdu. Oysa çağımızda TV aracılığıyla halk ağızları da zayıf düşmüştür. Halk, dili daha çok TV’lerden öğrenmeye başladı. Üstüne bir de yabancı dille öğretim eklenince dilin kaderini siz düşünün artık. 

Bugün dünyada her yıl onlarca dil ölüyor. Bu yüzdendir ki Fransa’da, Fransızcayı İngilizcenin akınından korumak için “Fransız Dilinin Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısı“  kanunlaşmıştır (1994).  Bu kanunla radyo ve televizyon kuruluşlarının Fransızcayı koruması ve geliştirmesi isteniyor, yabancı dilde deyim ve marka kullanmak yasaklanıyor. Buna karşın, şehirlerimizden kasabalara kadar yol boyu yabancı tabela ve markalar boy gösteriyor. İşin kötüsü, bu durumu aydınından köylüsüne, herkes kanıksamış gibi.

TDK’yi göreve çağırıyoruz.