Son Dakika

mevlana et tavuk, ankara havadis

 

Edebiyatımızın Cumhurbaşkanı Vedat Günyol İçin

Profile picture for user Feyziye Özberk

Vedat Günyol’u, 2004 yılının 9 Temmuz'unda yitirmiştik. Sevgili şairimiz Cemal Süreya, onu “Edebiyatımızın Cumhurbaşkanı" olarak adlandırmıştı. O bütün yaşamını ülkesinin insanlarını aydınlatmaya adamış bir bilge insandı. Vedat Günyol öğretmendi, çevirmendi, dergiciydi, yazardı, yayıncıydı. Denemeleri ve çevirileriyle yazın tarihimizin önemli kilometre taşlarından biri de Günyol’dur.

Deneme ve eleştirilerini topladığı kitaplarından ilki olan; Dile Gelseler’i 1966’da yayımlayan Günyol, Fransızcanın yanı sıra İngilizce ve İtalyanca da bilmekteydi. Etkilendiği ve sevdiği Camus, Sartre, Kafka, Russell, Campanella, More, Robespierre, Gramsci gibi yazarların eserlerini dostlarıyla birlikte çevirerek Türk okuruna sundu. Sabahattin Eyuboğlu ile birlikte kurdukları Çan Yayınları’ndan 62 kitap yayımlanır. Sabahattin Eyuboğlu ile çevirdikleri Gracchus Babeuf’ün, Devrim Yazıları nedeniyle birlikte yargılanır, hapis yatar ve beraat ederler.

Günyol aynı zamanda bir dergicidir. Yücel, Arkadaş, Ufuklar ve devamında Yeni Ufuklar dergilerini yayımlar. Yeni Ufuklar dergisini pek çok güçlüğü omuzlayarak çoğunlukla tek başına çıkartır. Bu dergi, yirmi dört yıl dört ay Günyol tarafından yayımlanır, hiç değişmeyen bir kapak içi yazısı ile: “Aylık sanat düşün dergisi- Kurucusu: Orhan Burian”. Altta sadece küçük bir not: “Bu sayıyı hazırlayan: Vedat Günyol.” Onun için önemli olan kendi adı değildir. Yaşatılması gereken, çok genç yaşta kaybettiğimiz, gerçekten çok değerli bir ad: Orhan Burian’dır. Günümüzün ünlü birçok yazarının ilk metinleri bu dergide yayımlanır.

Bilim ve akıl

Bir duygu adamı olmasına karşın akıl ve bilime olan inancında çok katıdır Vedat Günyol. Seçimlerinde ya da değerlendirmelerinde duygusal değildir. Akılcıdır. Denemelerinde hep aklı kullanma cesaretine sahip olmayı önerir. “Akıl işe karıştı mı kör inançlar uçup gider,” der ama bu sözünün gerçeği tam olarak yansıtmadığını da en iyi kendisi bilir. Aklın kullanılmasının önünde pek çok engel vardır. Ayrıca aklın kullanılması söylendiği gibi kolay bir şey değildir. Köklü bir anlayış değişimini, bilimsel bir eğitimi gerektirir. Bu nedenle sözünü şöyle sürdürür: “Gider mi, sahiden? Ne münasebet, gitmez. Tüm dünyada, akıl denen o cevher, hâlâ ve hâlâ ikinci planda, varla yok arası bir durumda Ben 18 yaşımdan beri aklımın önderliğinde, olup bitenleri eleştirel bir kafa yapısı ile gözden geçirme yolunda çetin bir sınava giriştim. Sonunda, aklımın ermediği hiçbir inanışa kapımı açmaz oldum”

Günyol’a göre, Atatürk devrimleriyle her şeyden önce akıl yoluna, bilim yoluna baş koymuş bir ülkedir Türkiye. “Atatürk’le başlayan, insana insan olma onurunu kazandıran bir tutumla doğuyoruz diyeceğim ama gel gör ki, nüfusumuzun eğitimden yoksun büyük bir bölümü gericiliğe, çağ dışı inançlara doğmaktalar ve o doğrultuda yaşatılmaktadırlar. (…) Şimdi sağa sola bakıyorum da, aklım duruyor. Dinin akıl dışı bir yönde eyleme geçmesi, insanları birbirine kırdırmasına yol açması, insanlık adına bir yüz karasıdır, diyorum. Haksız mıyım?”

Günyol’un uyarıları günümüzde daha da acı bir gerçek olarak yaşanıyor. Eğitim adı altında çağ dışı inançlar zihinlere yerleştirilmeye çalışılıyor. Hâlbuki ülkemizin içinde olduğu zor koşullarda en çok eleştirel akla ve bilime ihtiyacımız var.

İki artı iki, dört eder gibi insanı görmeyen, sezgileri dikkate almayan katı bir akılcılık değildir Günyol’un anlayışı… Hep kafa ile gönlün birlikteliğinden söz eder. Ahmet Ümit’in anlatımıyla: “Onun yaşama bakışında kuşkuculukla hoşgörü aynı değer katında yer alır. Dine, dogmatik düşüncelere karşı aklı öne çıkarır. Ama aklın insanı boğmasına, yaşamın yalnızca gelişmeye indirgenmesine de karşı çıkar. Güzel insan yalnızca akıllı insan değildir. Aklıyla, duygularını, güdülerini barıştırmış insandır.”

Bugün neden Vedat Günyol diyen dostlara, önerim okuma planlarına onun kitaplarını da almalarıdır. Onu okurken hem birçok şey öğrenir ham de zamanın nasıl geçtiğine şaşırırsınız.