fbpx Kirlenmeyen Azınlık | Ankara Havadis

Kirlenmeyen Azınlık

Niteliği belirli insanlardan söz edeceğimi yazının başlığından anlamışsınızdır.

İnsan için kirlilik nedir diye sorsalar (Kimse bana insan odağında kirlilik nedir diye sormadı. Soran olacağını da düşünmüyorum. Soran var mı derseniz var diyemem. Bu bile konuyla ilişkili yazı yazmam için asal bir neden diye düşünüyorum. İnsan kirliliğini tanımlarken birden çok cümle kurmam gerektiğini ayrımsadım. Kurayım o zaman; kirliliğe bağlı leke taşıyan insan lekesini süt yanığı ölçüsünde değişmez bir belirti olarak taşır. Ölene kadar hem de! Öldükten sonra nedense herkes onu kirliliğinin yol açtığı lekesiyle anar.

İnsan kirliliği temizlenmeye gelmez. İnsan kirliliği temizliğin uğramadığı bir ürkünçlük taşır. Kirlenmiş kişi ne yapsa kirliliği bitmeyecek beter bir durum içindedir. Kirlenmiş insan ne giyse temiz olarak taşıyamaz üstünde. Taşısa bile kimse ona temiz diye bakmaz. Kirlenme içindeki insan dışarıya sergilediği davranış ne olursa olsun kendi içinde kirliliğini ayrımsar. Kirliliğinin bugüne ait olduğunu düşünmesi tek tesellisidir. Ağır gelebilecek ve yüreğine kadar onu titreten ise kirliliğinin dününü de kapsadığını düşünmesidir. Yarın? Yarın yoktur. Kirlenmenin bir diğer sonucu yarını görememektir. İnsanın kirlisi dününü bugünü gibi düşünmek istemese de yarınını bugünü olarak yaşayacağından kuşku duymaz. Gördüğünüz gibi insan kirliliğini tanımlamaya çalışırken birden çok cümle kurdum. Kurabileceğim başka cümleler olduğunu biliyorum. Yazımı okurken cümle kurmaya başlamış okurlarım da benim gibi düşünmektedirler diye hissediyorum.

Çok düşünmek değil düşündüğünü az ve öz olarak anlatabilmek edinmeyi amaçladığım bir beceri olmuştur. Kendisinden çok şey öğrendiğim merhum Prof.Dr. Fuat Aziz Göksel hocamı anımsıyorum. Beraber çalışmamız çoktur. 50-60 dakikalık bir konuşma için hazırladığı kâğıtta (saydığım için biliyorum) beş tane cümle vardı. Biliyordum ki konuşmasını istedikleri için o kadar konuşuyordu. Aynı şeyleri 10 dakika içinde de aynı güzellikte anlatabilirdi. Onu anımsamamın nedeni insan kirliliğini anlatırken onca cümle kurum. Oysa tek bir cümle kursaydım ne olurdu diye düşündüm. Sonra buldum! İki tür insan vardır; kendini kirleten ve kendini kirletmeyen.  Ayrı ayrı düşünmek yerine onları aynı anda seyretmek farkın belirlenmesini kolaylaştırır.

Kendini, kirletenler hem kendi gibi olanları hem de kendi gibi olmayanları anında seçerler. Bu seçim onlara dokunur. Küresel oldukları için çoğunluk onlardadır.  Bu yetmez.Kendi gibi olanlarla birlikte kendini kirletmemiş olanları bir an önce kirletmenin peşine düşerler. Kendini kirletmemiş olanlar ise kendini kirletmemiş başkalarını aramaz. Zaten onlarla beraberdir.  Çünkü onlar azınlıktır. Keşke olmasalar ama kendini kirletmemiş olanlar azınlıktır. Kendini kirletmemiş olanlar kendi gibi olanlardır. Yanıt hak etmeyen sorulardan uzak dururlar. Evrensel insan ilkeleri kendileri için belirledikleri ödevlerin kaynağıdır. Yurtseverdir. Evrenseldir. Kendini kirletmemiş olanlar kararlıdırlar.

Pencerenizden bakmaya gerek yok. Sokakta onlar var. Kendini kirletmeyenlere çarpmamaya özen gösteriyorlar. Temizlik bulaşmasın diye. O nedenle neredeyse birbirlerinin üzerine basarak hareket ediyorlar. Kendini, kirletmeyenlerin azınlık olduğunu bilmekteyiz. Ancak bu dönemde ortalığı kırıp geçirenler kendini kirletenler oluyor. Kentin, kasabanın, köyün her köşesinde her kuytusunda onlar var. Solunan hava bile onlardan geçilmiyor. Onlar her yerdeler.  

Ne oluyor? Panayır mı var? Bayram ya da seyran değil. Nereye baksam kendini kirletenleri görüyorum. Durmaksızın birbirlerini öpüyorlar. Ne panayır, ne seyran ne de bayram var. Seçim var! Çoğunluk demokrasisinin raconu diye düşünebilirsiniz. Racon sözcüğü ağır geldiyse fıtrat sözcüğünü kullanmanızda benim için bir sakınca yok! Kendini kirletenler bile kullanıyor bu sözcüğü! Ne derseniz deyiniz 50 yılı aşkın bir zamandır ülkemizde demokrasiye fıtrat kılığını giydirenlerin hazırladığı bir sonuç. Kendini kirletenlerin egemenliği iktidar gücü haline gelir mi?

Hayır!

Kendini kirletmeyen biri olarak hayır diyebiliyorum. Nereden alıyorsun bu gücü diye akıldan geçebilir. Açıkça sorulmasa da ben açıkça söyleyeyim. Ben bu gücü kendini kirletmeyen kararlı bir azınlıktan alıyorum.

Nasıl mı?

Devrimi gerçekleştirenler kendini kirletmemiş kararlı azınlıklardır!