fbpx Makine Mezarlığı | Ankara Havadis

Son Dakika

Makine Mezarlığı

ilgi traktör tarla ile ilgili görsel sonucu

Milli direnme ekonomisinin ayak seslerini duyar olduk. Köylüsüyle, kentlisiyle üretmeye, dışarıya olan bağımlılığımızı azaltmaya odaklanacağız. Köylümüzü efendi kılıp tez zamanda kentlisiyle beraber ayakları üzerinde dik durabilen, başı dik Türkiye olacağız. Kalkınmamızın ilk fişeğini özellikle tarımsal alanda atacak gibi duruyoruz. İlk iş kahramanlarımızın, toprağın sultanlarının, köylülerimizin, üreticilerimizin kentlere göçünü durdurmalıyız. Köydeki genç nüfus kendi toprağına bakarak, kendi hayvanını besleyerek ülke için daha fazla katma değer üretecek iken, kentlerde asgari ücretle iş bulma gayretinde bırakılıyorlar. Neden kente gençler diye bir dokununca “köylere artık kız vermiyorlar ağabey” cevabıyla donup kalıyorsunuz.

Peki nasıl önleriz bu kan kaybını diye sorduğumda çok ilginç bir fikir ile karşılaşmıştım. Gençler “devletten para beklediğimiz yok ağabey şöyle etrafına hele bak, her köyün fabrikası kendi içinde kuzu kuzu yatıyor” tespitini yapınca nasıl yani demek farz oldu. “Ağabey bizim köy 35 hane ve her hanede en az bir traktör var. Halbuki köyün ihtiyacını 15 tanesi haydi haydi görür. Geri kalanlar ile köye fabrika kurulur” dediklerinde hak verdim. Gerçekten genelleme yapmadan bakarsak benzer tabloyu yurt genelinde ki köylerimizde de görürüz. Gençleri doğdukları köyde doyuracak atıl sermayenin sadece traktörden ibaret olmadığını, bir o kadar atıl tarım aletleri; pulluk, kazayağı, holder, tırmık, patoz makinası, merdane, silaj makinası, balya makinası ve aklıma o an gelmeyen makinaların aynı kaderi paylaştıklarını öğrenmiş oldum.

Diğer tüm sektörlerde yaratılan bu ihtiyaç fazlası makine mezarlıklarını da hesaba katarsak, köylere ve kentlere fabrikalar kurabilecek finansmanı uyandırmanın vaktidir diye düşünmeden edemiyor insan. Muhakkak tarımın tek sıkıntısı finansman temini olmamakla beraber bir yerlerden başlanmalı. Doğru planlama, projelendirme, destekleme ve yönlendirmelerle tarımsal kalkınma kaçınılmaz.

Küçük üreticiyi koruyucu, kamu faydası yüksek üretim planlamak için başka ülkeleri rol model alarak geldiğimiz nokta malum. Halkamızı halkamıza geçiren menfaatçi yabancı modeller yerine sıkıntıyı bizzat çeken sahada topa girmek için kendi çözümleri olan üreticimize kulak vermeden olmaz.

İhtiyaç fazlası makineleri almaya teşvik edici sistemi sorgulayıp insanlara daha kolektif üretim yaptıracak sistemi Eski Yapı bulamaz.

O yüzden güzel bir şiire göz atalım;

ESKİ YAPI

Derin vuruyoruz kazmayı,

Kof sesler geliyor dipten

Çürümüş yıllardır

Değiştireceğiz bu yapıyı kökten

 

Biraz daha ha gayret

Sallanıyor her yeri

Kovuklarda böcekler çıyanlar

Bir telaş, kıyamet
 

Yıkacağız başka çare yok

Yıkıp yeniden yapacağız

Temelden çatıya uygarca

Sonra girip adam gibi yaşayacağız.

 Talip Apaydın