fbpx Meşrutiyetten Cumhuriyete, Kuruluştan Kurtuluşa | Ankara Havadis

Son Dakika

Meşrutiyetten Cumhuriyete, Kuruluştan Kurtuluşa

1865 yılında Namık Kemal ve arkadaşlarının, ülkenin yarı sömürge olmasına, saltanat ve Bab-ı ali paşalarının despotluğuna karşı başlattıkları örgütlü mücadele kararı, tarihimizde yeni bir dönemin başlamasına yol açıyordu.

Onlar, ilk defa ortaya koydukları vatan kavramıyla: üzerinde yaşadıkları toprakların sultanın kıymetli mülkü olmasının ötesinde, uğrunda ölünecek kutsal bir değer olduğunu dile getiriyorlardı. Nitekim Güllü Agop’un kahvesinden bozma tiyatroda sergilenen Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre" temsilinden çıkan insanlar İstanbul şehrinin sokaklarını vatan ve hürriyet sözleriyle inletmişlerdi.

Kısa süre içerisinde Namık Kemal ve arkadaşları siyaset alanında "Yeni Osmanlılar" olarak anılmaya başlanacaktı. Yeni Osmanlılar, uğradıkları tüm baskılara, kimi zaman örgütlerinin dağılmasına rağmen, daha sonra ön plana çıkan ünlü Tuna Valisi Mithat Paşa etrafında birleşerek 1876 yılında Sultan Abdülaziz'i tahtından indirdiler. Tahta çıkardıkları V. Murat ın ruhsal sağlığında problemler baş göstermesi üzerine, anlaştıkları Sultan II. Abdülhamit’in. iktidarı kurulacak olan parlamentoyla paylaşmayı ve Kanun-i Esasi yi yürürlüğe koymayı kabul etmesiyle tarihimizde yeni bir dönem başlamış oluyordu. Artık Allah adına tebaasını yöneten erişilmez, tartışılmaz olan Osmanlı sultanı gökten yere indirilmişti. İlan edilen anayasayla uluslaşma yolunda ilk adımlar atılıyor, önemli demokratik haklar kazanılıyordu.

Bu durum uzun sürmedi. I. Meşrutiyetin önderi Mithat Paşa “Çadır Tiyatrosu adı verilen düzmece bir yargılama sonucunda önce idama, ardından Taif zindanlarında müebbeten kalmaya mahkum edildi. Daha sonra da, saltanatın emriyle gizlice ve hunharca katledildi. Sultan Abdülhamit onun ölümüne inanmadığı için başı kesilerek bal sepeti içinde İstanbul’a getirilecekti. Artık I. Meşrutiyet Devrimi tamamen bastırılmış, hareket dağıtılmıştı.

Ancak. 4 yıl sonra Askeri Tıbbiye nin mahzenlerinde 10 tıbbiyeli genç lttihad-ı Osmani teşkilatını kuruyorlardı. Kısa sürede Mülkiye. Tıbbiye ve Harbiye okullarında örgütlendiler. 1895 yılında gelişmeleri haber alan Saltanat tarafından izlenerek şiddetle dağıtıldılar. Önderleri yargılanarak Libya ya kalebentlik cezasına mahkûm edildi. 

Genç Osmanlılardan Jön Türklere bir köprü. I. Meşrutiyet Devriminin önderi Mithat Paşa

Gönderildikleri "Şeref Sürgünleri" vapurunun ismiyle tarihe geçtiler. Tutuklamalardan kurtulan bir grup devrimci, yurt dışına çıkarak Paris. Cenevre ve Kahire de siyasi bürolarını kurup mücadeleyi devam ettirdiler.

1906 yılında yurt dışı büroları, Selanik’te odaklanan hareketle birleşerek "İttihat ve Terakki Cemiyeti' adını aldı. 1908 de Ingiltere İmparatoru ve Rus Çarı. Reval de bir araya gelerek Osmanlı İmparatorluğu nun paylaşılması konusunda anlaştılar. İstanbul ve Boğazlar Rusya ya bırakılırken, Orta Doğu nun petrol kaynakları Ingiltere'ye terkediliyordu. Bu yeni gelişme. Osmanlı İmparatorluğu nun Avrupa devletleri arasındaki çelişmeleri kullanarak toprak bütünlüğünü ve varlığını sürdürme olanaklarını giderek yok ediyordu.

Anlaşmanın duyulması İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde bomba etkisi yarattı. Sultan ın bu gelişmelere boyun eğip seyirci kalacağını düşünerek harekete geçtiler. Cemiyet in aldığı kararla Resneli Niyazi Manastır da. Enver Bey ise Selanik te etraflarına toplanan gönüllülerle birlikte isyan ederek dağa çıktılar. Sultan II. Abdülhamit'i II. Meşrutiyet i kabul etmeye zorlayarak Kanun-i Esasi yi yürürlüğe soktular. Parlamentonun açılmasını sağladılar. Meşrutiyet Devrimi ni bastırmak için Ingilizler tarafından desteklenen 31 Mart ayaklanmasını şiddetle bastırdılar. Sultan tahttan indirilerek Selanik e sürgüne gönderildi.

24 Temmuz 1908. Meşrutiyet Devrimi. Selanik'te Anayasa ilan edilirken

Bütün bu gelişmelere rağmen İttihat ve Terakki Cemiyeti tek başına iktidar olmayı başaramadı: 1913 yılına kadar bazen iktidarı paylaşarak, çoğu zaman da dışında kalarak hükümeti yönlendirmeye çalıştı. 1913 Balkan Savaşı yenilgisi ile ağır eleştiri ve baskı altında kaldılar.

ittihat ve Terakki Cemiyeti, Edirne nin terk edilmesinin görüşüleceği bir toplantı sırasında,Talat ve Enver Paşalar öncülüğünde yapılan ani bir baskınla hükümeti devirip iktidarı tek başına ele geçirdi. II. Balkan Savaşı sürecinde askeri bir zaferle Edirne kurtarılışıyla iktidarlarını perçinlediler.

Fransız Devriıni’nin hürriyet-adalet-eşitlik sözlerine kardeşlik ilkesini ekleyerek tarih sahnesine çıkan Meşrutiyet devrimcileri için artık tek başına iktidar dönemi başlıyordu.

Balkan Savaşı. İstanbul'a doğru ilerleyen Bulgar Ordusu Levazım Birliği

 

İttihat ve Terakki, ilk yıllardan başlayarak millî iktisat politikasını hayata geçirdi. Osmanlı 1860-1908 arasında sadece Şirket-i Hayriye isimli millî bir şirket kurabilmişti. Oysa Cemiyet, 1908-1918 arasında 240 ticaret ve sanayi şirketiyle bankayı faaliyete geçirirken bunların yarısının Anadolu da kurulmasını sağladı. İthalat, ihracat ve dağıtımın merkezi olarak kontrol altında tutulabilmesi için şirketler kurdular. Bu şekilde bütün ülkede millî sermayenin oluşumu ve sanayileşmesi yolunda ilk adımlar atıldı.

Cemiyet ayrıca özgürlük kavramını hayata geçirdi. Dernek ve siyasi partilerin kurulmasının önündeki engeller kaldırıldı. Basın özgür bırakıldı. Sansür kaldırıldı. Kadın hakları için mücadele edildi. Millî eğitim ve sosyal gelişmenin önündeki engeller kaldırılmaya çalışıldı. Çalışanların mesleki kuruluşlarda örgütlenmesi desteklendi. Siyasi ve sosyal olaylarda halkın kitlesel olarak toplanıp millî amaçlar doğrultusunda seferber edilmesi konusunda çok başarılı oldular.

Ordu içerisindeki alaylı subaylar temizlendi. Saraya yakınlıklarından dolayı terfi alanların rütbeleri indirildi. Kışlalarda modern askeri eğitim yapılırken, savaş araç ve gereçleri yenilendi. I. Dünya Savaşı nda direnen ve zaferler kazanan ordunun temelleri atıldı.

İttihat ve Terakki Cemiyeti iktisadi, sosyal ve askeri alanda çok önemli adımlar atarken, siyasi programı ciddi zaaflar taşıyordu. İttihat ve Terakki. Osmanlı İmparatorluğunun topraklarının bütünlüğünün korunmasını öngören Osmanlılık programını savunuyordu. Balkan Savaşı ve özellikle imparatorluğa en sadık ülke olan Arnavutluk tarafından başlatılan ayaklanmalar bu görüşleri mahkum etti. Daha sonra savunulan Pan¬islamizm ise. I. Dünya Savaşı süresince başlayan Arap isyanlarıyla ağır bir darbe alacaktı.

Birinci Dünya Savaşı ve Türkiye

1871’de ülke birliğini gerçekleştirmesinin ardından sanayileşme yolunda hızlı adımlar atarak diğer emperyalist devletlere yetişen Almanya, paylaşım masasına oturdu. Ancak bütün sömürgeler paylaşılmıştı. 

Almanya, bu durum karşısında süratle militarist bir devlet haline gelerek onlardan, sömürgeleri yeniden paylaşma talebinde bulundu. Ingiltere, Fransa ve Rusya’nın oluşturduğu İtilaf Devletleri ise sömürgelerini korumak ve Osmanlı İmparatorluğu nu paylaşarak talan etmek konusunda anlaşmışlardı.

Ingiltere, gelişen Almanya’yı engellemek, Mısır'ı kontrol etmek, Ortadoğu petrol bölgelerini ve Filistin’i Osmanlı Devleti nden almak. Fransa, özellikle Suriye ve Güney Anadolu bölgesini egemenliği altına sokmak arzusundaydı. Çarlık Rusya’sı, kendisine vadedilen Boğazları almak, sıcak denizlere inmek; Doğu Anadolu'yu ve Avusturya dan Galiçya yı topraklarına katmak istiyordu. Almanya maddi koşulları nedeniyle Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak elde etmenin zorluğunu gördüğünden bir bütün olarak sömürgeleştirmek amacındaydı.

Bu bulgular ışığında savaşın temel nedeni, bütün ülkeler açısından Osmanlı Devleti nin parçalanması, paylaşılması ya da talan edilmesi olarak ortaya çıkıyordu. Batı tarafından dile getirilen "Doğu Sorunu söylemi, siyasi arenalarda maskesini çıkartarak Türkiye’nin paylaşılması ve işgali sözleriyle dile getirilmeye başlanmıştı.

Savaşan ülkelerinin kral ve devlet adamları

Buna rağmen İttihat ve Terakki Cemiyeti savaşa İtilaf Devletleri yanında girmek arzusundaydı. Fakat Talat Paşa nın Kırım daki ziyareti sırasında Çar II. Nikola ya ilettiği üstü örtülü olarak belirttiği ittifak önerisi kabul görmemiş, aynı taleple Dışişleri Bakanı Suzanov'a gittiğinde alayla karşılanmıştı. Çünkü Rus Çarı aylar önce 7. ve 8. kolordularına. İstanbul’un işgali için hazırlıklara başlamaları emrini vermişti. 20 Temmuz 1914 tarihinde Bahriye Nazırı Cemal Paşa nın Fransızlar’a ve aynı günlerde Cavit Bey in Ingilizler'e götürdükleri anlaşma talepleri gene sonuçsuz kalıyordu.

Ezilen dünyanın bir parçası olan Iran ve Çin gibi Osmanlı Devleti de aynı ağır sömürgeleşme tehdidi altındaydı. Türkiye zorunlu olarak kendisi için en büyük ve yakın bir tehdit olan Rusya'nın bulunduğu itilaf cephesine karşı ittifak devletleriyle kaderini birleştirerek savaşa girmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal in bu konu hakkındaki şu sözleri durumun kaçınılmaz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:

Umumi harbe katılmamak elbette son derece arzuya değer idi. Fakat buna maddi imkan mevcut değildi. Çünkü katılmamak silahlı bir tarafsızlığı, yani Boğazlar ın kapalı bulundurulmasını icap ettiriyordu. Halbuki vatanımızın coğrafi mevki. İstanbul'un stratejik vaziyeti, Rusların İtilaf Hükümetleri yanında yer almış olması bizim asla seyirci kalmamıza müsait değildi. Bundan başka, silahlı tarafsızlığın devam ettirilmesi için paramız, silahımız, sanayimiz, kısacası lazım olan vasıtalarımız mevcut değildi.

Savaşa ittifak devletleri yanında girmemizin zorunluluğunu ise beş ayrı yerde ayrıntılı olarak anlatırken; İstanbul’un Çarlık Rusyasına vaat edilmiş olmasını, Ermenistan Cumhuriyeti oluşturulması kararını, Osmanlfnın Rusya’nın Karadeniz’den inişini engellemek için 7 milyon altını peşin olarak vermesine rağmen, İngiltere tarafından teslim edilmeyen ateş gücü yüksek “Reşadiye” ve "Osmaniye" Zırhlılarının gaspını tarihi bulgular olarak belirtmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nda Vatan Savunması

Atatürk. Almanların savaşı kazanacakları konusunda ciddi kaygıları olmasına rağmen, birlikte savaşa girmeyi bir zorunluluk olarak görmekteydi. Ancak siyasi bir program tespit edilmemesini ve erken ilan edilen bir seferberliği açıkça eleştirerek karşı çıkıyordu.

O,  bütün bu tespitlere rağmen Sofya Askeri Ataşeliği görevinden ayrılarak, vatan savunmasına katılmak için cephe görevi verilmesini talep eder. Kaderin bir cilvesi olarak tayin emri, savaşın en önemli ve belirleyici yeri olan Çanakkale Cephesi ne çıkacaktır. Mustafa Kemal, katıldığı bütün cephelerdeki savaşları zafere ulaştırarak “İstanbul’un kurtarıcısı ve milletin "yenilmeyen kahraman paşası” olarak halk içerisinde destanlaşacaktır.

itilaf devletleri, cephelerde eski hasta adamı bulamamanın şaşkınlığını sürekli olarak yaşamıştır. Çünkü Meşrutiyet Devrimi yeni bir insan, yeni umutlar, yeni bir dünya, yeni bir ordu yaratmıştır. Kışlalarda Balkan Savaşı nın utanç verici yenilgisinin acısıyla “intikam" diye talim yapan birlikler, modern bir askeri eğitimden geçmiş, gelişmiş savaş araç ve gereçleriyle donatılan bir ordu kurulmuştur. Mustafa Kemal, kurmay subaylarına "Balkan Savaşı nın utancını bir daha yaşamayacağız. Cepheden kaçanları ellerimle kurşuna dizeceğim" diyerek haykırmıştır.

Çanakkale Savaşı, Türk siperleri. Mehmetçik ön saflarda mevzileri beklerken

Günümüze ulaşan bütün hatırat, öykü ve temel araştırmalar bize halkımızın fedakarlığını, mehmetçiğin kahramanlığını, subaylarımızın cesaretini, kurmay birikimi ve üstün yönetim yeteneğini anlatmaktadır. “Üzerinde güneş batmayan Ingiliz İmparatorluğu”, Çanakkale Cephesi nin taşına, toprağına ve denizine gömülmüştür. 1916 yılında Kut ul Amare Muharebesi nde kuşatılan majestelerinin ordusu, tarihinin en büyük yenilgisine uğrayarak 30 bin esir vermiştir. Bu Ingilizler in bir savaşta verdikleri en büyük esir sayısı olarak dünya tarihine geçecektir.

Savaşta İki Siyaset-lki Program

Mustafa Kemal, savaşın ilk yıllarında Türk çoğunluğun yaşadığı bölgelere çekilerek, vatan savunmasına göre mevzilenmek gerektiğini belirtti. Buralarda verilecek şiddetli direniş, itilaf ordularını sarsacak, batı cephesinde Almanlar üzerindeki baskıyı azaltacak olan millî bir programı savunuyordu. Asıl hesaplaşmanın Anadolu topraklarında yapılmasını savunan Mustafa Kemal bu konudaki görüşlerini, 1917 yılında İttihat ve Terakki önderlerine gönderdiği mektup ve raporlarda ayrıntılı olarak yazmıştır.

1916. İran Seferi. Halil Paşa ve karargâh subayları

ittihat ve Terakki nin askeri yönetimince. Pan-İslamizm ve Pan-Turanizm politikalarının benimsenmesinin, Almanya nın yayılmacı stratejisiyle örtüşmesi sonucu: Kafkasya, Kanal, İran, Arabistan ve Orta Doğu cephelerinde müdafaa değil taarruz muharebelerine girilmiştir.

I. Dünya Savaşı sonunda sırasıyla Bulgaristan. Avusturya-Macaristan ve Almanya İmparatorlukları ateşkes ilan ederek teslim olmuş, 31 Ekim 1918 günü Osmanlı Devleti de yenilgiyi kabul ederek silah bırakmıştır. Ancak bu, savaşın kapanan birinci perdesidir.
 
Kuruluştan Kurtuluşa
 
I. Dünya Savaşı nda Osmanlı Devleti yenildi ancak Türk halkı yenilgiyi kabul etmedi. Bu savaşın ilk evresiydi. Yenilmiş olmamıza rağmen irademizi teslim alamamışlardı. Türk halkı silaha sarılmaya hazırlanıyordu. Ateşkesten  45 gün sonra 19 Aralık 1919 tarihinde Dörtyol'da İstiklal Savaşı nın ilk kurşunu atıldı. Ege de silahlı birlikler kurulurken. Doğu Anadolu’da örgütlenme çalışmaları hızlanmaktaydı. Artık savaşın ikinci evresine geçilmişti. I. Dünya Savaşının yenilgisinin kazanımlarıyla Anadolu halkı. Osmanlmın ateşkes anlaşmasını yırtarak savaşın ikinci evresini; anavatanın savunmasını başlatıyordu:
 
• Çanakkale Cephesi ndeki zaferimiz Çarlık Rusya'sının çöküşünü hızlandırdı. Türkiye nin en büyük düşmanı saf dışı kaldı. Kurtuluş Savaşı nı destekleyen Sovyetler Birliği kuruldu.
 
• “İtilaf devletlerini birçok cephede yendik, yine yeneriz inancı belleklere kazındı.
 
• Düşmanlarımız da yoruldu; Fransız, Ingiliz ve Italyan halkları savaşa karşı kitlesel gösteriler ve grevler yaparak Anadolu harekâtına karşı çıktılar.
 
• Savaş yıllarında "Millî İktisat" programı kararlılıkla sürdürüldü. Kapitülasyonlar kaldırıldı, gümrükler yükseltildi; millî tüccar, yerli malı üretimi ve kullanımı desteklendi. Bu süreçte gelişerek güçlenen millî tüccar grubu, bütün olanaklarıyla mücadeleyi destekledi.
 
Ancak, bozgun ve yenilgilerin sonucunda Mustafa Kemal Paşa nın yıllarca savunduğu, Kurtuluş Savaşı mızın ve millî devletin gerçek sınır ve mevzilerine çekilmek zorunda kaldık. Mustafa Kemal, 1907 yılından başlayarak millî sınırlara çekilerek bu sınırlarda millî devlet kurmanın gerekliliğini İttihat ve Terakki içerisinde ısrarla savunuyordu. Bu bir Cumhuriyet programıydı. Ancak, içerisinden 30 devlet çıkacak olan Osmanlı imparatorluğu nun haşmetinin büyüsünden kurtulamayarak Osmanlıcılık programını savunan Meşrutiyet devrimcilerine bunu anlatmak mümkün olmadı. O gün için şartlar olgunlaşmamıştı. Savaşın ağır yenilgisi, gerçeği acı bir şekilde ortaya koydu. Artık Meşrutiyet le kurtarılamayan vatan için geçmişte kabul görmeyen Cumhuriyet programı ülkenin gündemine bütün yakıcılığı ile giriyordu.
 
Mustafa Kemal Paşa ve onunla birlikte Anadolu'ya geçen Osmanlı Komutanları
 
İttihat ve Terakki içerisinde hakim çizgi olan Meşrutiyet programı ile Cumhuriyet iki kardeş olarak bir arada yaşadılar. Vatan savunmasına birlikte koştular. Ülkenin acılarını beraberce paylaştılar. Birbirlerini kıyasıya eleştirdiler ama vatanı düşmana karşı her şart altında beraberce savundular. Mustafa Kemal, işgal yıllarında Ingilizler başta olmak üzere yaptığı tüm görüşmelerde Meşrutiyetçileri “namuslu ve vatanseverlikleri ile her şeyin üstünde' sözleriyle savunuyordu.
 
Cumhuriyet Programı Samsun'a Çıkıyor
Mazhar Müfit Kansu nun hatıratında, Sivas ta Mustafa Kemal ile yaptığı bir konuşma yer alır. Mustafa Kemal. “Cumhuriyeti kuracağız derken kazanımlarını da alt alta sıralar. Bandırma Vapuru aynı zamanda Cumhuriyet ülküsünü de taşımaktadır.
 
Mustafa Kemal bu noktada yalnızdır. 18-22 Haziran 1919 günleri arasında Amasya’da yapılan beş günlük gizli komutanlar toplantısının gündeminde bu konu tartışılır. Mustafa Kemal, Amasya’da kabul edilmeyen millî hükümet kurulması önerisini, Erzurum Kongresi nde 4. maddeye koydurmayı başaracaktır. Erzurum Kongresi nde “Osmanlı Hükümeti nin dış baskılar sonucunda Doğu vilayetlerini terk ve ihmal etmesi durumunda geçici hükümetin kurulması’ önerisi kayda geçecektir.
16 Mart 1920. İstanbul Vezneciler Mızıka Karakolunda ingilizler'in kurşunladığı Mehmetçikler
 
 
Sivas Kongresi, bırakalım cumhuriyet programının kabul edilmesini, ancak mandacılık tezlerinin tartışılarak mahkum edilmesiyle geçecektir. Buna rağmen telaşa kapılan Osmanlı Devleti, İstanbul’da bir meclis açacağını açıklayarak millî safları bölmeye çalışmıştır.
 
Bu konuları ele almak üzere, Sivas Kongresi sonrasında 16-28 Kasım günleri arasında yapılan komutanlar toplantısında Atatürk'ün. Meclisin Anadolu'da açılması, millî bir hükümet kurulması, millî devletin inşasına başlanılması görüşleri reddedilir. Atatürk, bu süreç içerisinde Ankara şehrinde yalnız bırakılır. Meşrutiyet programı hayattadır ve galebe çalmaktadır.
 
Büyük Millet Meclisi’nin önünde yapılan bir mitingden görünüş
 
Arkadaşları Sultan'ın kanatları altında, işgal donanması gemilerinin namlularının gölgesinde bir Meclis açmak üzere Nutuk ta belirttiği gibi “büyük bir uysallıkla” İstanbul’a giderler.
 
Meşrutiyet programı, 16 Mart 1920 günü Vezneciler Karakolu nda kurşunlanan Mehmetçiğin kanında. Fındıklı da Meclis-i Osmani de kelepçelenerek sürgüne gönderilen vatanseverlerin bileklerinde ve Sirkeci Postanesi nden. “İşgal başladı!" diyen Manastırlı Hamdi Bey'in telgraf maniplesinde tarihe gömülecektir. Bu durum karşısında Mustafa Kemal Paşa, 23 Nisan 1920 tarihinde Meclis’in Ankara’da toplanması için bir genel çağrı yapar.
 
İstanbul'da yaşanan tutuklamalardan kurtulan ve boşalan yerler için yapılan seçimler sonucunda seçilen milletvekilleriyle Büyük Millet Meclisi açılacaktır. Atatürk’ün açıkladığı program etrafında birleşen Türk Milleti ile yürütülen mücadele sonucunda. Anadolu’daki millî devletin siyasi, iktisadi ve askeri yapısı adım adım inşa edilir. Heyecan ve şaşkınlıkla anlattığımız bütün destansı öyküler bu programın zaferidir.
 
Artık Meşrutiyet in yenilgisinden sonra Cumhuriyet Programının yolu açılmıştır. Atatürk'ün önderliğinde 23 Nisan 1920 de kurulan meclis, "ilan edilmemiş’ Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı nı zafere ulaştıracaktır.
 
Her millî kurtuluş savaşı aynı zamanda iç isyanlar tarihidir. Osmanlı Devleti nin İngiliz altınlarıyla düzenlediği onlarca iç isyan bastırılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Ordusu, Atatürk’ün önderliğinde İngiliz işbirlikçisi Yunan Ordusu nu İzmir'de denize döker. Mağrur İngiliz işgal ordusu, 6 Ekim 1922 tarihinde İstanbul'u, başı önünde terk edecektir.
 
Meşrutiyet Programı. I. Dünya Savaşı'nda yenilmiştir. Kurtuluş Savaşıyla başlayan anavatan savunması, Cumhuriyet Programı'nın ortaya koyduğu millî hükümet, millî devlet temelinde zafere ulaşarak tarihe geçecektir.
 
29 Ekim 1923 tarihinde, başkent Ankara’da Cumhuriyetin resmî ilanı yapılarak, bütün ülkede coşkuyla kutlanır.