fbpx Osmanlı'dan Günümüze Ankara Bayramları | Ankara Havadis

Son Dakika

Osmanlı'dan Günümüze Ankara Bayramları

İktisadi faaliyetlerin alanı olan çarşı dışarıda tutulduğunda, özel yaşamın en önemli gelenekselleşmiş toplumsallaşma şekli eğlence adetlerinde görülür. Müslüman toplum için dini bayramlar, nevruz, hıdrellez gibi özel günler, düğünler, askere alma- dönüş törenlerini insanlar birlikte paylaşır, ortak duygularını birlikte geliştirerek yaşarlardı.

1850’li yıllardan sonra Anadolu'da başlayan şehir panayır sergileri, tiyatro turneleri, çeşitli etkinlikler, İstanbul'daki Ramazan eğlencelerinin yankıları, “bayram yeri” olarak yeni alanların oluşmasına yol açtı.

Geçmiş zaman olur ki sözlerimizin uzanacak, eski Osmanlı bayramlarını Semiha Ayverdi’nin, Müsahipzade Celal ya da Ahmet Rasim başta olmak üzere üstadların kalemlerinden oldukça detaylı öğrenebiliyoruz.

Bayram namazından sonra camide başlayan bayramlaşmalar evde devam ederdi. Evdeki törenden sonra büyüklerin ellerini öpmek için yollara düşülürdü. Aile içerisinde yer alan çocuklar kendilerine gizlice verilen bayram harçlıklarını sevinçle biriktirirlerdi. Çünkü bir süre sonra gidecekleri bayram yerinin özlemi artan bir coşkuyla benliklerini sarardı.

İstanbul’un üç köşesinde, İstanbul, Üsküdar, Kadıköy, Beyoğlu, Kasımpaşa, Beşiktaş semtlerinde 25 bayram yeri kurulurdu.

Ankara’da sadece iki bayram yerinin kurulduğunu yazılan anılardan anlıyoruz. Yukarı Yüz’ün bayram yeri Karacabey Hamamı’nın karşısındaki Hamit Tarlası’nda kurulurdu.

Bu alan küçük geldiğinden dolayı, ünlü Alman mimar Bruno Taut’un eseri eski Cebeci Ortaokulu’nun bulunduğu yere taşınacaktı.1939 yılında Gençlik Parkı açılınca bayram yeri yeni mekanına doğal olarak kavuşmuş olacaktı.

Hamit Tarlası’nda 20. yy başlarına kadar, Avrupalıların vahşi buldukları cirit oyunlarının düzenlendiğini biliyoruz. Devlet ricalinin katkılarıyla şimdiki Etnografya Müzesi’nin bulunduğu Namazgah Tepesi’nde geleneklere uygun, kıran kırana yapılan pehlivan güreşleri de halkın büyük ölçüde ilgisini çekerdi.

Bayram yerinin çevresinde tiyatro ve cambazhanenin yanısıra tatlı ve tuzlu adına akıllara gelen bütün ürünlerin satıcıları yer alırdı. Gevrekçiler, kurabiyeciler, börekçiler, simitçi, muhallebi iler, revani, macuncu, pamuk ve keten helvacılar, mevsimine göre dondurmacılar insanların dünyasına renk katardı.

Cambazlar çadırda gerili ip üzerinde yaptıkları çeşitli gösterilerle nefesleri keserler, kurban bayramındaysa ip üzerinde bir koçu adak olarak keserlerdi.

Orta alan çocukların kutsal mekanıydı. Mekanik, elle döndürülen 4-5 gözlü dönme dolaplar, atlı karıncalar, kolon ipli salıncakta, tekne salıncaklar ve kaydırak başta olmak üzere çeşitli oyun aletleri bu kısımda bulunurdu.

En dış halkada ise kimi zaman rüzgarın örtülerini uçurduğu masalarda çay içen erkekler ve çok uzaklarda kadınlar yer alırdı.

İkinci bayram yeri Tahtakale’de Hergele Meydanı’nda (Hayvan Pazarı'nda) bugünkü İtfaiye Meydanı’nda kurulurdu. Bu kısım Aşağı Yüz’de oturanların yeriydi. Her iki bayram yerindeki çeşitler ve etkinlikler birbirine benzediği halde semt çocuklarının ‘En güzeli bizimkiydi!’ sözleri ikinci bayrama kadar sürerdi.

Osmanlı’da bayram yerini ele aldığı bilinen üç kartpostaldan birisi Ankaralı Moughamian Freres tarafından basılmıştır. İstanbul'a ait olanlar daha ziyade Meşruiyet dönemi ve Refet Bele’nin İstanbula gelişi dolayısıyla rastladığımız sınırlı sayıdaki fotoğraflardır.

Y. Y. LANSERE ANKARA YAZI - Bir Sovyet Sanatçısının 1922 Notları ve Resimleri Kitabı

Kurtuluş Savaşı’nda Ankara şehrine ait çok özel bilgi ve görsellere Kaynak Yayınları’nın 2004 yılında bastığı kitaptan ulaşıyoruz. Dr. Mehmet Bora Perinçek’in ülkemize kazandırdığı bu kitap, bir anı kitabı olmasının dışında, kitabın Ankara hakkında içerdiği illüstrasyon çalışmaları şehir tarihinin çok önemli eserleri olarak yerini almıştır.

Yevgeni Yevgenyeviç Lansere, Leningrad Atölyesi Sanat Akademisi, Moskova Mimarlık Fakültesi Grafik Bölüm Başkanı, Sovyet Sanat Tarihi yönetmenidir. Ailesi Bolşoy ve Petersburg Marinski kurucusudur.

Lansere, pedagojik ve teorik düzlemde gerçekçilik akımı yanlısıydı. Bunu, ‘Gerçekçilik benim için tartışılmaz sanat ilkesidir, Anteyus gibi dokunulduğunda sanata yeniden güç veren, vermeye devam edecek olan topraktır.’ sözleriyle tanımlıyordu.

Moskova, Petersburg, Belgrad şehirlerinde birçok özel ve kamu binasının süslemelerini yaptı. Bolşoy Tiyatrosu tavan eskizi, Közen Tren Garı şölen süslemeleri ve 1812-1942 Vatan Savunması esas olan beş tablosu insanlığa bıraktığı armağanlar arasındadır.

Tiyatro sahne tasarımcısı, ekslibriz, illüstrasyon ve kitap çalışmasıyla derin izler bırakmıştır. Kendisi Sovyetler Birliği Büyükelçisi Aralov tarafından 1922 yılında Ankara’ya davet edilmiştir.

Onun Haziran ayında Trabzon sahillerinden başlayan seyahati, Trabzon, Karadeniz sahilleri, Samsun, İnebolu, Kürecik, Ankara, Ilgaz, Trabzon dönüş yoluyla 23 Eylül’de Büyük Zafer’den sonra ülkemizden ayrılmıştır. Lansere’nin seyahatinin en önemli bölümünü Haziran - Eylül arasında Ankara’da geçirdiği günler oluşturmuştur.

Çalışmalarında arkeoloji, şehircilik, mimari, iktisadi yaşam ve detayları, sosyal yaşam, kadınlar, Halide Edip Adıvar, Mustafa Kemal Paşa, Topal Osman müfrezesi,Sovyetler Birliği elçilik yangını, askeri ve siyasi durum ve Kurtuluş Savaşı’nda Ankara’da bir bayram kutlaması konulu anı ve yaptığı görsel çalışmalar çok önemli bir kaynakça oluşturmaktadır.

5 Ağustos günü çizdiği dört eskiziyle Kurban Bayramı’nda bayram yerini tasvir etmektedir. Her gün kirler içerisinde dolaşan yoksul çocukların tertemiz giysileri içerisinde ortaya çıktıklarını hayretle anlatmaktadır. İstanbul’da kullanılan havayolu kaydıraklarının şehrimizde var olduğunu keyifle okuyoruz.

Ayrıca, yine Bayram Yeri’nde en dış halka olarak İstanbul’daki gibi çayhanelerin kurulduğunu, bütün alanın albayraklarla donatıldığını öğreniyoruz.

… “Onların şenlikleri hemen hemen her zaman sessizdir. Ne gürültü patırtı ne zılgıt curcuna ne yüksek sesle yapılan şakalar var. Elbette meydanda genel uğultu var. Ve hemen hemen hiç müzik yok, sadece iki üç laterna var.”...  şeklinde çok özel satırlarla devam etmektedir.

Kitapta Kurtuluş Savaşı’nın çok özel olaylarını heyecanla öğreniyoruz. Kurşunlu Camii’nin arka kısmında bulunan Sovyetler Birliği Büyükelçilik Binası yangınının detaylarını, Kara Fatma’nın çok özel yönlerini, Halide Edip Adıvar’ı ve Ankara günlerinin bazı özel detaylarını okumak şansına ulaşıyoruz.

Yazar bir gün Tunalı Hilmi Bey’in resmini çizerken odasında, üzerinde M. K. imzası kazınmış tüfek dikkatini çeker. Sakarya Savaşı’nın en zorlu günlerinde kendisine, (bazı diğer arkadaşlarına olduğu gibi) Yunanlılardan ele geçen bir makinalı tüfenk Mustafa Kemal Atatürk tarafından armağan edilmiştir. Tunalı ailesinin duvarlarında bugün üç tüfek durmaktadır. İlki Balkan Savaşları’nda verilen piyade tüfeği, ikincisi 1.Dünya Savaşı’nda verilen Donanma Tüfeği ve Sakarya Savaşı’nın en zor günlerinde Mustafa Kemal Paşa tarafından vatan savunmasının ötesinde ismini kazıyarak armağan ettiği tüfektir.

Bizler bugün bayramı Namık Kemal’lerle başlayan, Mustafa Kemal’lerle zafere ulaşan Vatan Savunması’nın tarihi mirası ışığında kutluyoruz.

Şerif Yüzbaşıoğlu ve Şenay’ın 45’lik plaklarındaki müziğini sessizce söylüyoruz.

‘İnsanlar birlik olsa/El ele tutuşsa/Hayat bayram olsa’

Lansere’nin olağanüstü eseri, bize bunun mutlaka olacağını tarihimizin büyük birikiminden seslenerek haykırmaktadır.

Bu bağlamda sevgili Ankaralılara sesleniyorum. :Y. Y. Lansere’nin Kurtuluş Savaşını içeren sergisi mutlaka Ankara’ya getirilerek halkımızla buluşturulmalıdır. Bu serginin günümüzde açılması, yaşadığımız bu zorlu günlerde büyük bir milli görev olarak bizlerin önünde durmaktadır.

Bayramınız kutlu olsun.

 

1922 Şeker Bayramı- Gazi Mustafa Kemal Paşa, Savunma Bakanı Fevzi Çakmak, Rauf Orbay, Milletvekili İbrahim Yiğit, Beynamlı Mustafa Hoca, TBMM önünde.

 

Ankara'da Osmanlı döneminde bir bayram kutlamasından

 

Cebeci Çayırı ve berisinde daha sonra muhtemelen Cebeci Stadyumunun yapıldığı bayram yeri alanları

 

Bayram yeri seyyar satıcıları

Çok nadir bulunabilen bir İstanbul bayram yeri eğlencesi fotoğrafı