fbpx Seçim yazısı | Ankara Havadis

Seçim yazısı

 İçinde aşk sözcüğü geçmeksizin, sevgi yüklemi olmaksızın gene de aşktan sevgiden söz etmek olanaklı mı? Olanaklı! Neyi anlattığınıza değil nasıl anlattığınıza önem verirseniz olanaklıdır. Tamamlayıcı koşul kendinize duyduğunuz inancın sözünüze ve eyleminize yansımasıdır.     Tek örnek aşk değil ki! Başka örnekler de var. Parti adı vermeksizin, oy sözcüğünü dışlayarak seçimden söz etmek olanaklıdır.

Bebeğin ilk adımları onun eşyaya doğru gidebilmesi; özerkliği ve özgürlüğünü simgeler. Nesneye ulaşabilmesi, dokunabilmesi, eline alabilmesi yalnızca seyretse bile onu güçlü kılan şeylerdir.. Ayağa dikilip sarsak adımlarla, aksak ivmelenmesiyle bebeğin belli bir yöne giderken çıkardığı sesleri düşünün.  Tam o anda bebeğin çıkardığı, asla tam anlaşılamayan sesler aslında onun özerkliğinin, özgürlüğünün dünyaya karışan avazıdır. Bu avazın her bebek için ayrı olması, özgüllüğü; insan belleğinde saklanır. Saklanma değerindedir. Çünkü güven, merak ve utku doludur. Ancak bunu anımsayan yoktur. Çünkü bedensel süreçlere bağlı olarak genelde 3-4 yaş öncesi anımsanmaz. Bunun adı bile vardır; Evrensel Unutkanlık! O dönemlerde bugünlere taşan şudur; istesek istemesek seçiyor olmak yaşamın vaz geçilemez bir katılımcısıdır. Bu seçim sanılmasın ki saçma sapan anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun sorusunun beklenen yanıtıdır. Bebeğin tek derdi kalımdır. Var olmaktır. Bir belirleme yapacaksa ya da yapmayacaksa yalnızca yaşamda kalabilmesi ve varlığını sürdürebilmesine yarayacak olanla ilişkilidir.

Evrensel unutkanlığın yaşam dirimsel sürecin sonucu olduğunu söylemiştim. Ancak belirlerken, seçerken bunun bir var olma edimini olduğu gerçeği unutmak yaşam dirimsel sürece bağlı değildir. Keyfidir. Bireyin var olma nedenselliğini ötelediği için keyfidir. Yoksa seçtiği onu keyiflendirdiğinden değil elbette!

Belirlemek bir anlamda seçme eylemliliğini de içerir. Ancak seçmek, belirlemek sözcüğünün eş anlamlısı değildir. Belirlerken yaptığımız şeylerden biri seçmek olabilir. Ancak seçmek belirlemenin hepsi değildir.  Belirlerken var olmayı, kalımı gözetirim. Çoğu insan bunu erişkinliğinde öğrendiğini sanır. Oysa çok önceden öğrenmiştir. Ona düşen yalnızca anımsamaktır. Ne vakit anımsarız peki? Var olmayı, yaşamda kalmayı unuttuğumuz vakit anımsamamız gereken ilk ve tek şey belirlemektir. İlk aşkı unutulmaz kılan budur. Sevmeyi var olmakla özdeş kılan duygusal ve bilişsel nitelikli böylesi bir yaşantı unutulur mu hiç?     

Evrimsel süreçte her şey nasıl aşkınlaşıyorsa insanoğlunun belirleme davranışı da evrilip aşkınlaşıyor.  Var olmasını ben merkezli tanımlamıyor. İçinde yer aldığı toplumu da kapsayacak bir genişlikte açıklıyor. Var olmasını ancak o zaman anlamlı buluyor. Toplumun kalımı benim var olma iddiamın sürmesine bağlı Yaşamda kalabilen toplum, varlığımı en çok duyumsayabileceğim koşulları tanımlıyor.  

Dermek oluyormuş; ne partiden ne de boy boy başka şeylerden söz ettim. Ama neden söz etmem gerekiyorsa onu anlattım. Kolay gelsin!