fbpx Sürdürülebilirlik için bilinçli tüketicilik gerek | Ankara Havadis

Son Dakika

Sürdürülebilirlik için bilinçli tüketicilik gerek

hekimci

Tüketici hakları savunucularından ve Şiddetsiz Toplum Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, verimlilik uzmanı, yazar Ferda Hekimci ile Ocak ayında uygulamaya giren poşet uygulamasını, uygulamaya tüketicinin bakış açısını ve uygulamanın olması gereken halini konuştuk. Sohbetimizin ikinci bölümünde Hekimci, poşet konusuyla gündeme gelen sürdürülebilirlik için bilinçli bir tüketiciliğin gerektiğini ifade ederek, “İnsanlık tarihi, yasaklarla sonuca ulaşılamayacağını göstermiştir. Belki ilk aşamada poşet kullanımı azalacaktır. Ancak, bilinçle desteklenen bir gönüllülüğün en uygun çözümü sağlayacağı şüphe götürmez.” dedi.

Poşet konusunda, söz konusu düzenlemeye herkes uyuyor mu? Benim gözlemlerime göre, marketler bu uygulamayı hiç sektirmiyor. Niçin sektirsin ki; açıktan para?

Bakkallar, pastaneler, diğer küçük esnaf ise zaten kısıtlı olan müşterilerine karşı zorlanıyor. Zaten az sayıda olan müşterisini kaçırmak istemiyorlar. Hatta, “Bunca yıllık müşterimden poşet parasını istemek zul geliyor, ya onları da kaybedersek” diyorlar. Diğer illerdekini bilmiyorum ama Başkent’teki ekmek fabrikasının kendi satış mağazalarında, eskiden ekmekle beraber ücretsiz verilen 40 mikron beyaz poşetlerden 25 kuruş ücret alınıyor. Tüketiciye, ekmeğin hijyenini sağlamak için “Hışır Poşet” tabir edilen plastik poşet dahi verilmiyor. Buna dayanak olarak da ellerinde bol miktarda 40 mikronluk kalın poşetlerden kaldığı ve Çevre Yasası’nda poşet ile ilgili yapılan son değişiklik gösteriliyor. O zaman 0,70 kuruşa 25 kuruş da poşet parası olarak eklendiğinde ekmeğin diğer ekmeklerin fiyatından bir farkı kalmıyor. Kentin çeşitli yerlerine dağılmış yüzlerce ekmek satış büfelerinde ise, ekmek ve gıda hijyeni için ücretsiz verilmesi gereken poşetlerden, 20-25 kuruş arasında ücret alınıyor.

Ancak, Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği kapsamında ambalajsız olarak piyasaya arz edilen ürünlerin; 29 Aralık 2011 tarihli ve 28157 üçüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler Yönetmeliğinde yer alan hükümlere uygun bir ambalaj malzemesine sararılarak veya içine koyarak tüketiciye arz edilmesi gerekiyor. Mahalle bakkalı bile ekmeği hijyen için tüketiciye plastik eldivenle, “Hışır Poşet” içerisinde verirken, bunları da denetleyecek olan belediyenin fırını bunu yapmıyor. Zaten, Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslarına göre de; “ekmek, sebze, meyve, peynir, zeytin, hayvansal gıda gibi açık satılan gıdaların hijyenini sağlamak için kullanılan poşetler”in de ücretsiz olduğu bu düzenlemenin 2. maddesinde açıkça belirtiliyor. Biz evrensel tüketici haklarından olan sağlık ve güvenlik hakkımız doğrultusunda yetkilileri uyarmak durumundayız. Halk sağlığı için önem taşıyan bu konu sanıyorum dikkatlerden kaçtı.

BİLİNÇLİ TÜKETİCİLİK

Sürdürülebilir tüketim, tüketicinin bilinçlendirilmesi ve “bilinçli tüketicilik” hakkında bilgi verir misiniz?

Aslolan ise, tüketicinin bilinçlendirilmesi ve “bilinçli tüketiciliğin” yurt çapında yaygınlaştırılması olmalıdır. Aslında, dünyada var olan tüketimle ilgili birbirine zıt iki temel sorun bulunmaktadır. Bunlar; aşırı tüketim ve yetersiz tüketimdir. Bu yüzden, sürdürülebilir tüketim kavramı “gelişmiş” ve “gelişmekte olan - az gelişmiş” ülkeler için farklı anlama gelmektedir. Örneğin, dünyanın en zengin çeyreği, tüm tüketimin yüzde 86’sını; en yoksul çeyreği ise yüzde 1.3’ünü gerçekleştirmektedir. Afrika’ da çocuklar bir kap unlu bulamacını bulamazken, Kuzey Amerika’ da fazla protein insanlar idrarlarıyla dışarı atılmaktadır. Bu şekilde dünyanın bir bölümü tüm kaynakları kayıtsızca tüketirken, bir başka bölümü ise temel gereksinimlerini bile karşılayamamaktadır. İşte sürdürülebilir tüketim, dünya üzerindeki bu eşitsizliği gidermeyi amaçlamaktadır.

Aynı zamanda sürdürülebilir tüketim; “endüstriyel üretimin neden olduğu ekolojik sorunlara bir çözüm oluşturma arayışında olan bir söylemdir”. Sürdürülebilir tüketim düşüncesi, gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmayı amaçladığı için “uzun erimli”; ayrıca, tüm insanlığın katılımını gerektirdiği için de “bütüncül” bir yaklaşımdır. Üzerinde yaşadığımız dünyayı insan bedenine benzetirsek, bizlerin de bu bedenin farklı organlarında ya da dokularında yaşayan mikroorganizmalar olduğumuz söylenebilir. İşte insan bedeninin herhangi bir organı, dokusu ya da hücresinde yaşanan işleyiş bozukluğu tüm sistemin işleyişini bozmakta ve sorun giderilemezse sonuç ölüm olmaktadır. Bu yüzden dünya üzerindeki tüm ülkelerin, işletmelerin ve halkların (tüketicilerin) sürdürülebilir tüketim çabalarına destek vermesi gerekmektedir. Tüketici, sürdürülebilir bir yaşam biçimine geçmesi yönünde bilinçlendirilmelidir.

ferda

ÇEVRECİ NAİFLİĞİ

Peki sürdürülebilir yaşam biçimi için neler yapılmalı?

Tüketiciler olarak gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmalıyız. Bizim dışımızda yiyecek ekmeği, içecek suyu olmayanları düşünmeliyiz. Aldığımız, talep yarattığımız mal ve hizmetlerin üretiminde; çevreye zarar verilmediğine, işçi haklarına, çocuk işçi çalıştırılmadığına, ham madenin temin edildiği küçük çiftçi, üretici haklarına uyulduğuna dikkat etmeliyiz. Bakınız, İngiltere ve ABD’de de 1990’lı yılların başlarında başlayıp tüm batıya yayılan Etik Tüketicilik (Ethical Consumerism) bilinciyle “etik tüketiciler” küresel şirketlerce az gelişmiş ülkelerin hammadde kaynaklarının, küçük çiftçi ve imalatçılarının ürünlerinin çok düşük fiyatlarla sömürülmesine de karşı çıkmış, ayrıca tüketim tercihlerinde çevre ve ekolojik değerleri öne çıkarmışlardır. Ülkemizde de tüketiciler her türlü tüketimlerinde; “sosyal sorumluluk” bilinci ve “etik değerlere” dikkat etmeli.. Bilinçli tüketicilik ilkelerine “etik tüketiciliği, insancıl ve çevreci naifliğini” de eklemeli. Tüketiciye; organik, yerelde üretilmiş ürünler satın almak, yerel mağazadan satın almak, sprey tüplü ürünlerden kaçınmak, kompost yapmak, camı geri dönüşüme götürmek, yeniden kullanmak, geri dönüştürülmüş kağıt ürünleri satın almak, adil ticaret ürünleri satın almak, daha az ambalajlı ürünleri tercih etmek, suyu ve elektriği tasarruflu kullanmak, kullanılmayan eşyaları bağışlamak, enerji tasarruflu ürünler kullanmak gibi sürdürülebilir tüketim davranışlarını kazanmalıdır. Bunun bir gereği olarak da halk; alışverişte plastik poşet yerine uzun ömürlü alışveriş çantaları, file, tekerlekli pazar çantası veya sepet kullanımına özendirilmelidir.

YAPILMASI GEREKENLER

Plastik ve çevre konusunda herkes yapılması gerekeni yapabiliyor mu?

Yapılabilseydi şimdi plastik poşet gibi bir konuyu bu kadar tartışmazdık. O zaman yapılması gereken, tüketici örgütleriyle, çevre örgütleriyle işbirliği yapılması olmalıdır. Tüketicinin sürece gönüllü katılımını sağlamak gerekir. Tüketici derneklerinin etkin olabileceği bilinçli tüketicilik projeleri ile tüketici sürece sokulmalıdır. Evet, poşet başta; İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre, İtalya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda olmak üzere, dünyada birçok ülkede paralıdır. Ancak, Avrupa’ da tüketiciden alınan ücretler özel bir çevre fonunda toplanmakta, o fon vasıtasıyla tüketici örgütleriyle birlikte bilinçlendirme çalışmaları yapılmakta, atıkların geri kazanımında, çevre dostu ambalaj, poşet ve benzerinin desteklenmesinde kullanılmaktadır. Bu noktada, aslolan yasak değil, bilinçlendirme olmalıdır. Yapılan hesaplamalar, bilinçli tüketicilerce poşetlerin tekrar kullanımıyla, haftada 6, ayda 24, yılda 288 adet ve ortalama bir yaşam süresinde 14 bin 400 adet poşet tasarruf edebileceğini gösteriyor. Her 5 tüketiciden 1’i bu şekilde hareket etse 201 milyar 600 milyon adet poşetin tasarrufunu sağlanabilecektir.

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, aslında poşetlerin maliyetinin 10 kuruş bile olmadığını, perakendecinin 10 kuruşluk poşet maliyetini tüketicilerin ödemek zorunda kalmasına karşı olduklarını açıkladı. Yeni poşet düzenlemesiyle birlikte marketlerin maliyetten kurtulup kar ettiğini söyledi. İlginç olanı bunu asıl bu poşetleri üretenlerin de söylemesi. Bakın, plastik sektörünün yüzde 88’inden fazlasını temsil eden Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu marketlerin 8.5 liraya aldığı poşeti 25 kuruşa tüketiciye sattığını söylüyor. Perakendeci bu 8,5 lirayı genel giderler olarak gösteriyor. Eroğlu’na göre, perakendeciler poşet başına en az 1.5-2 kuruş arasında kâr sağlıyor. Sonuçta, hem poşet maliyetini tüketiciye bindirip, hem de kâr etmiş oluyor.

Eroğlu, yapılması gerekenin ise “Perakendecilerin plastik poşetleri tüketiciye maliyetine satmaları ve elde edilen gelirin de bir çevre fonunda birikmesi. Geri dönüşüm faaliyetleri içinde çalışmalar yapılması ve bu gelirle çevre konusunda bilinçlendirme ve geri dönüşüm çalışmaları için de kaynak oluşturulması.” olarak özetliyor. Konu gerçekten “çevreyi korumak” ise aklın yolu bir. Ülkemizde de uygulamaya dönük olarak çıkarılacak yönetmelikle, halktan alınan poşet paraları, bir çevre fonunda toplanmalı ve tüketici örgütleriyle el ele yurt çapında gerçekleştirilecek bilinçlendirme projelerinde kullanılmalıdır.

Son olarak eklemek istedikleriniz neler?

İnsanlık tarihi, yasaklarla sonuca ulaşılamayacağını göstermiştir. Belki ilk aşamada poşet kullanımı azalacaktır. Ancak, bilinçle desteklenen bir gönüllülüğün en uygun çözümü sağlayacağı şüphe götürmez. Oluşturulacak bir çevre fonu olmazsa, tüketiciden alınan poşet paraları hazinenin dipsiz karanlıklarında kaybolur gider. Ancak Avrupa’ da olduğu gibi, bir çevre fonu oluşturulmalıdır. Bu fon ile tüketici dernekleri, çevre dernekleriyle işbirliği içerisinde, tüketici bilinçlendirilirse; doğa dostu biyobozulur poşetlerin üretimini desteklenip, son aşamada tüketiciden gelen yine tüketiciye “ücretsiz çevreye zarar vermeyen poşet olarak dönerse”, işte o zaman bu sorun gerçekçi bir çözüme ulaşır. Yoksa, uygulama bu haliyle, yalnızca marketlerin amacına uygun olmayan bir gelir elde etmesi ve üstü çevresel değerlerle örtülen dolaylı bir vergi olmaktan öteye gitmez.