fbpx Ünsüz Youtuber'dan Ünlü Dünyaların Perde Arkasına | Ankara Havadis

Son Dakika

Ünsüz Youtuber'dan Ünlü Dünyaların Perde Arkasına

“Hepinize merhaba arkadaşlaaar!”

diye başlıyor Miyase Sertbarut’un Ünsüz Youtuber’in Günlüğü kitabı. Ardından kitap boyunca gençlerin önem verdiği sanal dünyalar ve bu dünyalardaki ilişkiler ile ilişkiler içerisindeki kendi anlamlarına tanık oluyoruz.

Benim gibi kırk yaş civarındaki nesil için bu dünyalar bir hayli uzak görünüyor. Birçok çağdaş iletişimcinin kuşaklar arasında yaptıkları sınıflama ve tanımlamalara ilişkin az da olsa bilginiz vardır. Teknolojinin hızla ilerlemesi ile ülkemizdeki hızlı gelişim, sosyal psikoloji açısından kuşaklara yansımaları ile x, y, z kuşakları gibi tanımlamaları beraberinde getirdi. Buradan yola çıktığımızda ben bir y kuşağı olarak daha çok televizyonun etkisi ile büyüyen nesildenim. Dolayısıyla internet ve bilgisayara ilişkin yaşam içindeki kullanım hallerimi, onun içinde doğan z kuşağına göre daha farklı yaşadım.

Ünsüz Youtuberın Günlüğü kitabı ile yeni nesil genç kuşağın dünyası hakkında bir farkındalık kazandım. Youtube videoları, gamerlar, video kapakları, youtuberlar, instagram, takipçiler, aboneler, vloggerlar, bloggerlar ve daha saymakla bitmeyecek kavramlar arasında olan koskoca bir dünya ile karşı karşıya kaldım. Bu koca dünyaya kalemi ile ışık tutup gençlere seslenen, üstelik bir x kuşağı olan Miyase Sertbarut’a bir kez daha hayranlık ve ne yalan söyleyeyim, yola yeni koyulmuş bir çocuk ve gençlik edebiyatı yazarı olarak imrenme duydum. Öte yandan ülkemiz adına böyle güçlü bir kalemin olması bana bir güven ve örnek alabileceğim bir yol çizgisi de hissettirdi. Çünkü kitabı okudukça o güçlü kalemin gençlerin dünyasına nasıl ustalıkla seslenebildiğine tanık oldum.

Kitabın kahramanı Ezgi’nin kitaba başlarken kullandığı “Merhaba arkadaşlaaar!” cümlesinin ardından Ezgi’nin bu cümleyi ve ardından gelen cümlelerini neden yazmak zorunda kaldığına ilişkin bilgiyle karşılaşıyoruz. Çünkü Ezgi’nin aslında istediği şey youtuber olmak, videolar çekmek, bunları yayınlamak. Tabii ki Ezgi için kardeşinin olmaması, can sıkıntısı ve eğlence arayışı gibi nedenler onun böyle bir isteğinin olmasını haklı gösteriyor. Ancak ailesi bu düşünceye karşı çıkıyor ve annesinin önüne bir ajanda koyarak istediği şeyleri bu ajandaya yazabileceğini, belki bu ajandanın ileride bir kitap olarak yayınlanabileceğini söylemesi ile Ezgi yazmaya başlıyor.

Yazıyor, ancak içinde hep bir ünlü olma isteği var. Kitap ilerlediğinde onun renkli yüzü ve tesadüfen kullandığı bir cümlenin de etkisiyle reklam dünyasının renkli bir simasına dönüşmesine tanık oluyoruz. Bu tanık olma, kitap ilerledikçe renkli ve ünlü reklam dünyası perdesinin arkasına doğru bizi sürüklüyor. Sürüklendiğimiz noktada kitabın bir başka kahramanı Pars’ın inanç dolu, araştırmacı yönü ile tanışıyoruz. Kitabın kahramanı Ezgi okuyucunun bu inanca kitabın 173. Sayfasında dikkat etmesini sağlıyor:

“… Öyle inanç doluydu ki, haklı olduğuna öyle inanıyordu ki. Belki de bu yüzden seviyordum onu, inandığı işler uğruna çaba göstermekten hiç vazgeçmediği için.”

Kitabın başında ünlü olmak için videolar ya da youtuberlarla ilgili fikirler geliştiren kahramanların, ünlü ve renkli reklam dünyasının perde arkasında acı çeken canlılar ile karşılaşması kitabın ve kahramanların yönünü bir başka yöne doğru çeviriyor. Kitabın 164. sayfasında,“Belki yarın yine korkak çocuklara dönüşecektik ama o gece korku nedir unutmalıydık. Başka türlüsü bir mutsuzluğu ömür boyu kabullenmek olacaktı.” diye geçen sözler,gençlerin kendi dünyaları dışındaki canlı dünyasına duyarlıkla yaklaşmasını, inandıkları değerler için mücadele etmelerini; kitabın 163. sayfasında geçen: “Biz iyi çocuklarız, iyiler gerçek hayatta hep kaybeder, biliyorum. Ama artık bu yasa değişsin istiyorum.” sözleri isegerçekçi bir dille dünyada her zaman iyi şeylerin olmadığını ama yine de inancın dünyadaki kötülükle mücadele ettiğinde başaracağı umudunu taşıyor. Öte yandan renkli ve ünlü dünyaların perde arkasında, izleyici olunan taraftan farklı bazı gerçekler olabileceğini de youtuberlar gibi ünlü olmak isteyen gençlere anlatmak istiyor.

Kitabın sonuna doğru kahramanlarımız oldukça cesur bir girişimde bulunuyor.   Bu girişimin ardından, kitabın kurgusu ile yaşadıkları, yarı gerçek yarı gerçekdışı bir sonuca ulaşıyor. Bu sonuç aslında kitabın bizlere, gençlere iletmek istediği asıl mesaja odaklanmamızı sağlıyor. Kitabın kahramanı Ezgi, yaşadığı tüm deneyimlerin ardından yazdığı ajandayı oldukça şaşırtıcı bir sonla tamamlıyor. Tamamladığı bu son okuyucuyu ünlü olmak ile ilgili; youtuberlar, sanal dünyalar, vloggerlar gibi konularda sorgulamalara götürüyor.

Gençler ve okuyucular bu sorgulamaları yapadursun gençlerin psikolojik gelişimi açısından kitabın bazı noktalarına değinelim. İnsan yaşamındaki gelişim evreleri içerisinde ergenlik döneminde son şekillerini alan “ben merkezlilik” düşüncesinin bu dönemde ne denli etkili olduğunu biliriz. Burada biraz da gülümseyerek belirtmek isterim ki (ergenlerin taşına maruz kalmamak için) elbette hepsinde aynı şekilde yaşanmaz. Ancak bu “ben merkezlilik” düşüncesi ile ergenler kendilerini dünyanın merkezinde sanırlar. Yaşantıları daha çok bu “sanma” ile şekillenirken başlarına bir şey gelmeyeceğine inanırlar. Dolayısıyla hayal dünyalarının ergenlik döneminde gelişmiş olması ile birlikte kendilerini başka dünyalarda hayal ederler ve bu hayallere ulaşmak için girişimlerde bulunabilirler. Başlarına bir şeyin gelmeyeceği düşüncesi ile bazen maalesef olumsuz yaşam deneyimleri ile karşı karşıya kalabilirler. Sanal, ünlü, renkli dünyaların ergenlerin yaşantısında çokça yer tutması, onların sonrasında üzülebileceği bir takım deneyimler yaşamasına neden olabilir. Ünsüz Youtuberın Günlüğü, içeriğindeki anlatım ile gençlerin ünlü yaşamların ardındaki kestiremeyecekleri gerçeklere biraz da olsun yaklaşmış oluyor.

Tüm bunların yanında kitabın esprili, akıcı ve keyifli dili kitap boyunca kahkahalar atarak okumayı da beraberinde getiriyor. Nitelikli bir gençlik edebiyatı ürünü olarak Ünsüz Youtuber’ın Günlüğü’nü 12 yaş üzerindeki okuyuculara, eğitimcilere, anne babalara ve yabancılaşmış dünyada çare arayışında olan okuyucularıma kitabın içindeki şu sözlerle tavsiye ediyorum:

“Belki yarın yine korkak çocuklara dönüşecektik ama o gece korku nedir unutmalıydık. Başka türlüsü bir mutsuzluğu ömür boyu kabullenmek olacaktı.”

 

Çankaya Belediyesi Kitap Fuarı’nda Miyase Sertbarut

Ünsüz Youtuberın Günlüğü’nü imzalarken…