fbpx Yalnız İnsan | Ankara Havadis

Yalnız İnsan

Kalabalıklar içinde yalnızlık temalı edebiyat yaygındır. Bu yalnızlık kimi durumlarda çok serttir. Diyelim çalışma koşullarının ağırlığı, aynı müşteri hizmetleri merkezinde çalışan yüz kişinin her birisinin hem o kadar iş arkadaşının arasında hem de onca kişinin aramasına karşın yalnız kalmasına yol açabilir. Geniş aileden çekirdek aileye geçiş süreci son aşamasında çocukların erken yaşta evlerinden ayrılıp gidip kendi yalnızlıklarını yaşamaya başlamalarına doğru bir sürece vardı. Şarlo’nun üretim bandında sıkmaya çalıştığı somunlar birer yalnızlık perçinidir aynı zamanda.

Bugün vardığımız bu haller herkesin eski Yeşilçam filmlerini ayrı bir özlemle izlemesine neden oluyor. Oysa o filmler 40 yıl önce çekildiler işte, bin yıl uzağımızda değiller!

Nasıl oldu da kırk yıl öncemizle aramızda bu kadar mesafe açıldı ve biz neyi korumayı beceremedik?

Hababam Sınıfı Atatürk’ün Gençliğe Seslenişini duyarak bilir, okuldaki gazi öğretmenlerine içtenlikle selam dururlar. Kurtuluş Savaşımız hepsinin gönlündedir. Bakışlarındaki sıcaklık, Ağustos ayında Sakarya Meydan Muharebesinde kavrulan Mehmetçikten kalmadır. Gülüşleri 9 Eylül’de İzmir’deki süvarinin gülüşüdür. Sabah kalkıp yüzlerini yıkayıp tıraş olurken akıllarında Atatürk Devrimlerinin ülkesinde yaşadıkları vardır. Hasan Ali Yücel, köy okullarını onarmalarının esin kaynağıdır. Tonguç’un Köy Enstitüleri kapandıysa köye yetişecek Hababam Sınıfı var!

İşte kırk sene önce olan buydu. Sonra neoliberalizm önce Mahmut Hocayı işsiz bıraktı çünkü Mahmut Hoca işletme kârı ile değil halkın eğitim hakkını gözetiyordu. Mahmut Hoca gidince öğrenciler de parası kadar kolej bebeleri oldular. Kolej bebeleri birbirlerinin dostu değil, rakibi ya da düşmanıdır. Birbirlerinin üstüne basarak yükseleceklerini sanırlar. Biri, diğerinin zayıf yanını öğrendi mi bunu kendi yararına kullanmaktan çekinmez, dertleşmek, içini dökmek yoktur. Sürekli tetikte olmak, Çehov’un tabancasını görmüş seyirciye döndürür insanı. Silah mutlaka patlayacak ama ne zaman?

Gözlerimizi insanların gözlerine diktiğimizde folik asitle parlatılmış gözbebekleri görüyoruz ama geçmişten ağrı gelen ne var o gözlerde? Neyin üstüne kendini tesis etmiş o bakışlar? Mutlak tedirginlik! Bu tedirginlikte Sakarya Savaşı şehitleri enayi, kaçaklar akıllıdır. Kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet özellikle kötüdür çünkü herkes kendi bacağından asılmalıdır!

Bugün artık insanlar kalabalıklar içinde yalnız değildir, yalnız insanlar kalabalık etmektedir. Yalnız kalabalıkların yerini gözlerinde Cumhuriyeti gördüğümüz insanların almasını hedefleyen yerel yönetimleri hedeflememiz gerekmiyor mu?