fbpx Yarının Tarihi | Ankara Havadis

Yarının Tarihi

Uğur Mumcu ‘bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” sorununu tanılamıştı. Bu özlü tanıda, insanlara bir bilgisi olmasa da fikir sahibi olma dayatmasına da işaret edilmekte. Biri size ilk kez o an bulunduğunuz bir kentte en yakın eczaneyi sorsa tarif etmek zorundasınız. Ama tarifinizi, bilmediği için size soran kişiye de kanıtlamalısınız ki onun da bir bilgiye dayanmayan fikrini çürütün.

Bu sorun giderek büyüdü. Bilginizin olmaması gerek, fikriniz mutlaka olmalı ve o fikri de olur olmaz yerde açıklamalısınız. Üstelik öyle de bir açıklamalısınız ki kendiniz bile onun gerçekliğinden, hakikatin ta kendisi olduğundan bir an bile kuşku duymamalısınız. Ünlü köşe yazarı Yılmaz Özdil hava savunma sisteminin radarının açılmayacağı fikrini bir bilgiye dayalı olarak geliştirmemişti. Bu dayanaksız fikri açıklaması da gerekmiyordu. Ama dünyanın en billur hakikati gibi yazmaktan çekinmedi. Zülfü Livaneli belki de ülkemizin en iyi müzisyeni ama durmadan bilgisi olmayan siyasetle ilgili müziğini kalkan yaparak dayanaksız fikirler açıklıyor. Soner Yalçın, “Zeytinyağlı da yiyemem aman” türküsünü emperyalizmin Türkiye’ye çektiği bir operasyonun aracı olarak ifade edebiliyor. Mehmet Yuva kenevirin yararlarını anlatıyor.

Aklımıza tertip sırasında FETÖ’nün tetikçi kadrosundan gazeteci payesi verilip kıvraklıkları sayesinde yer yer fırsat bulup hala şakıyan yaşlı, alçı, küçük, selvi gibi çokça ad da geliyor ama bunların kendilerini kanıtlayan, güvenilirlik kazandıkları bir geçmişleri hiç olmadığı, gelecekleri umursamadığımız kişisel seçimlerinin götüreceği yerler olduğundan sanallıkta bile yer ayırmayı gereksiz görüyoruz.

Toplumun güvenini kazanmış adların bile yazıp çizdiklerini iki kere düşünmediği zamanın hakikati nedir? Örneğin İstanbul’un 1453’te fethedilmediğini, doğru tarihin 1500 olduğunu ileri süren birisini dikkate almayız. Lütfen almayalım, acaba doğru mu demek bilimsel bir kuşkuculuk değil, cahil cesaretine teslimiyettir. 24 Temmuz’da İttihatçıların Hürriyet Devrimini yaptıklarını, istibdadı yıktıklarını biliyoruz. Türk Tarih Kurumunun sıkılmadan Enver Ziya Karal’ın başlığında istibdat geçen Osmanlı Tarihi 8. Cildini toplaması gerçeği değiştirmez. 24 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Anlaşmasının imzalanması yalan yanlış yüzölçümü üzerinden yüzsüzce patırtı çıkaran ahmak akıl cücelerinin gün batarken bile uzamayan gölgelerinden etkilenmez.

 

Peki 2015? 24 Temmuz 2015’te terör örgütünü kazdığı hendeklere gömmeye başlayan Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan operasyonu nasıl yargılayacağız? Yani, fikrin temeli olacak bilgiyle fikrin neredeyse eş zamanlı ve hepimizin tanıklığında geliştiği durumu nasıl çözümleyeceğiz? Fikrimizin dayanacağı bilgiyi elde etme yöntemimiz ne olacak?

Toplumlar sürekli ve kesintisiz bilgi üretir kuşkusuz ama toplumun hemen hemen tamamını kesin biçimde etkileyip dönüştürecek bilgiler nadir çıkar ki 24 Temmuzlar bu tür bilgilerin vücuda geldiği günler olmakla özelliği yüksek günlerdir. Durumun bilgisini elde edecek bir yöntemi, yöntemini sınayacak birikimi, birikimini eyleme dökecek yeterliği olmayanlar fikir ileri süremez. Süremez çünkü bu eylemin kendisi bile devinimi gerektirir, sürdüğünüz şeyle birlikte siz de ilerlersiniz. Ne yazık ki uzunca süredir bu kadarcık kısır bir ilerlemeden bile yoksunuz. 90ların ortalarında ağızlara pelesenk olan ve zamanla yaşadığı tek değişim yeni cinsel kimlik uydurmak olan bir lakırdı inatla yineleniyor. Demokrasi, eşcinsel, özgürlük, gay, birey, lezbiyen, batı, +, batı, q, batı diye bir sarmala sıkışmış kafalar üzerinde koştukları değirmeni anlamadan ama geride kalmanın dayatmasıyla seslerini duyurmak için daha da yükselterek bağırıyorlar. Mesafe o kadar açıldı ki kulağımıza yarım yamalak gelen sesleri artık çatal çatal çıkıyor. Aynı nakaratları yinelediklerini biliyoruz, duymamaktan rahatsızlığımız yok ve artık geriye dönüp anlatma olanağımız da kalmadı.

Teoman gene sahnelere veda edecek, Nihat Genç yine OdaTv’de yazmayı bırakacak, Yılmaz Özdil S400leri tanıdıkça açılmayacak başka bir teknik ayrıntı uyduracak, Zülfü Livaneli UNESCO direktörüyken kendisini ara sıra telefonla arayan sevgili dostu Federico Mayor ile bütünleştirdiği batıyı batının sevgili oyuncağı PKK’da aramayı sürdürecek.

 

Oysa yeni bir dünya kurulmakta. Gazi Paşa’nın doğduğunu gördüğü güneş artık hepimiz ısıtacak kadar parlaktır. Gazi Paşa’yı anlamayı sağlayacak teori bugünü anlamanızı sağlayacak yöntemdir.

Herkes, en sonunda ispatlamaya çalıştığı teorinin eylemini yapar. Zaman teoriyi seçme zamanıdır; ya batı ya da toprağımızın gürbüz fedaisi.