fbpx Yerli Malı Üret-Yerli Malı Tüket: Ulusal Üretim-Ulusal Üleşim | Ankara Havadis

Son Dakika

Yerli Malı Üret-Yerli Malı Tüket: Ulusal Üretim-Ulusal Üleşim

Otobüs ve kamyonların alnında Maşallah yazardı. Her kentte adının önünde Grand olan bir otel mutlak bulunurdu. Geliri yüksek kentlerde Kapalı diye anılan bir çarşı bulunurdu. Terziler için Altın Makas, lokantalar için Bol Kepçe, kasaplar için Aile adlandırmaları iş yerlerinin yeğ tuttuğu tanımlamalardı. Müşteriler adlandırmaları alışverişlerinin güvencesi olarak görürlerdi. Herkes kendi işini yapar ama yaptığı işi doğru dürüst yapar şeklindeki esnaflık anlayışının genel geçer bir doğru olarak kabullenilmesi bundandır. Nitelik peşindeki koşuşturma rekabete engel değildir. Rekabet birbirinin yaşam hakkını gözeten ahlaki doğrultuya uymak zorundadır. Ne mi anlatıyorum?  Tek yapılı tek birimli devleti, uluslaşmayı anlatıyorum. Adlandırmaların önüne, öz, hakiki, saf ve benzeri nitelemelerin gelmesi daha sonradır.

Tek partili çok partili dönemleri anımsayın. Seksen yıl öncesi yani! Koşullar birbirinin nedeni ve sonucudur. Osmanlı İmparatorluğu, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet adındaki dönemeçler tarihsel sürecin ilerleyişinin sonucudur. Cumhuriyet ekonomik özerklik ile taçlanmıştır. Emeğin oluşturduğu akçeli değer ön almıştır. Yerli üretim ve yerli tüketim bu değer ekseninde yer alan doğal sonuçlardır. Çok partili dönem NATO Üyeliği, Amerikan Yardımı, Milli Eğitim Bakanlığının yasa ile Amerikalı uzmanlara(!) teslim edildiği yıllardır. Öz, hakiki, saf şeklindeki derecelendirilmiş izlenimi veren nitelemelerin kullanılışı aynı dönemdedir. Rekabet acımasızlaşırken üretimin bir değer olduğu anlayışı yok edilmiştir. Ancak öncü partimizle, ordumuzla, yurtseverimizle direnmekten ve karşı koymaktan vazgeçmiyoruz.

AVM günlük yaşamın olağanıdır artık! Fabrika arsaları, kent içi topraklar AVMlere paylaştırılmıştır.  AVM, üretimi unutturan, tüketimi parlatan, insanı yarı otomatik tüketici araçlar haline getiren anlayış için kullanılan bir kısaltmadır. AVM dediğim alışveriş merkezidir. Hani şu kâr hanelerinin toplu pazarı!  AVMler kenti görünür kılan işaretlerdir. Yol kenarlarındaki tepeler varacağınız kentin sahip olduğu AVMleri gösteren ilanlarla doludur. AVMleri görünür kılan markadır. Marka, tüketimin sözde niteliğinin güvencesidir. Yani insandan bağımsız akçeli bir çokluk değer haline getirilmiştir. Bir dükkândan ötekine eş örnek gülen, konuşan, davranan insanları anımsayın. Size satacaklardır. Tüketeceksiniz! Kendinizi tüketseniz bile!  Yerli Malı üretmek, Yerli Malı tüketmek asal bir ilke iken önce ilkokul çocuklarına yönelik sınırlı bir etkinlik haline getirilmiş ardından kaldırılmıştır. Üstelik yerli malı azımsanmış gülünç hale getirilmeye çalışılmıştır. Aynı ürünü pazarlarken ‘bu orijinali bu da yerlisi’ sözünü duymayan yoktur. Orijinalinin ederi yerlinin ederinin yüzde elli daha çoğudur. Kimin sorunu gibi duruyor? Satıcının mı tüketicinin mi? Satıcının olamaz. Çünkü satıcı üretici değildir. Tüketicinin mi? Tüketici doğrudan ve dolaylı olarak üretimi biçimlerken ardına aldığı sorumluluğunun ayrımında mı? Bir sorumluluğu elbette vardır. Yurtsever olmak bu yurtta olan her şeyden sorumlu olmayı gerektirir.

Son seksen yılda oluşan görüntü budur.

Bize yakışanı nedir? Yerli Malı üretmek, Yerli Malı tüketmek. Bu bağlantılı iki ifade ulusal üretim-ulusal üleşim anlayışının üzerinde yükseldiği sağlam zemini anlatır. Daha önceki yazılarımda söz etmiştim; Nasıl tarhana yapılacağını, domates salçası yapmayı, ortaokulda Tarım Bilgisi dersinde öğrenmiştim. Paylaşacağım bir fotoğraf var. Nazilli Sümerbank Fabrikasının girişindeki bekçi kulübesi! İşçiler bu noktada otobüslere inip-biniyorlar. Kulübede yazılana bakın! Kaliteden hepimiz sorumluyuz! Yaşamaktan sorumlu isek yaşarken üretmekten de sorumluyuz. Sorumluyuz değil mi?   

Yıldırım B. Doğan