fbpx Yıldırım B. Doğan: VAZ-CAYMAK | Ankara Havadis

Yıldırım B. Doğan: VAZ-CAYMAK

İnsan ne zaman vazgeçer?

Beklediği doyum ve sıcaklığı sağlayamadığı ilişkinin farkına vardığında! Aslında başından beri farkındadır. Çünkü kimi ilişkiler bitmek üzere kurulur. 

İnsan ne zaman vazgeçer?

Beklentilerimiz gerçekleşmeyince. Ancak beklentimizin gerçek dışı oluşundan yalnızca kendimiz sorumluyuz. Niyetimiz başka beklentimiz başka iken ulaştığımız sonucun sözde beklediğimizin dışında olduğu yalnızca kendimize yutturabildiğimiz tatsız bir lokmadır. 

Günlük yaşamda caymak diye bir başka sözcük daha vardır. Vazgeçmekle eş anlamlı kullanılırsa da ben pek öyle düşünmüyorum. Caymak için bahaneler bile yeterliyken vazgeçebilmek başlı başına bir karardır. Tüm kararlar gibi olumlu ya da olumsuz sonuçları göze alabilmek ve gereken sorumluluğu üstlenmek ayrı bir karardır. Şu anlama gelir; Onsuz da olur! Ayakta kalırım. Vazgeçerim, eksikliğini duymam. Eksilmediği için değil, eksikliği ile yaşayabildiğim için! 

31 Mart gününden başlayarak sosyal medya denilen şekilsiz bataklıkta gene aynı sesler çıkmaya başladı. Hallaç osuruğu gibi tahta arasına giden sesler sözde seçim başarısızlığı nedeniyle kimi önerilerde bulunmaya başladılar. Yukarıdaki satırlarda söylediğim gibi; vaz-caymak oyununa başladılar. Vaz-caymak vazgeçmek tafralı oyunbozanlık bile olmayan özellikli bir cayma şeklini anlatır. 

Geçen Ocak ayında belliydi; Vatan Partisi olabildiğince her seçim çevresinde seçime girecekti. Bunu yaparken imece anlayışının yakıtı, ilkelerden doğru beliren ödev sorumluluğu idi.  Alınması beklenen oy belliydi. Sosyal medya lafazanlığından vakit bulup vaz-caydıkları partinin tüm partililere açık kaynaklarından bunu görebilirlerdi.  Yerel seçim hareketliliğinde oluşan ortam, öğretisi olan partinin doğrudan dokunarak halkla buluşmasına önemli bir olanak sağlayacaktı. İnsanlarla bir aradalığımız bir kez daha yinelenecek olan ilkelerimiz ve dünya bakışımızın aktarılmasında önemli bir temsil olanağı sağlayacaktı. Nitekim öyle oldu. Aldığımız oy oranını koruduk. İnsanlarımız sokaklarında kendine güvenen, ilkelerini ve inancını yürüyüşüne katılmaya çalıştığı insanlara duyuran nitelikli kalabalıklar gördü. Böylesi bir kalabalığın dayanışan sağlamlığı belirgindi. Onlar görünmeyen ufuklara bakmak yerine görünür olanı tanımlamanın daha önemli olduğunu gösterdiler. 

Sürecin partili için konuşulma değeri taşıyan, tartışılması zorunlu olan ayrıntıları yok mu? Elbette var! Öğreti temelli bir partide hangi aşamada nasıl konuşuluyorsa öyle konuşuldu. Konuşulmaya devam edilecek. Siyasi partilerin yasal örgütlenme biçimi bunu zaten gösterir.  Bunlara karşın vaz-caymak üzere olanların kimi zaman sabuklama derecesinde dile getirdikleri, yazdıkları bu koşullarda bir değer taşır mı? Taşır! Onlarla aynı sırada durup durmadığınızı ayrımsamak şimdiye ait en önemli sorun gibi görünüyor. Vaz-cayanlarla en düz yolda bile yürünmeyeceği düşünülürse çıkılan yolda yerel seçim bir durak ise sonrasına kiminle yürüyeceğimiz önem kazanıyor. 

Vaz-cayan kendine ait fotoğrafı bulanık olandır. Uzaktan her şeye benzeyen bir görüntü  yakın dan ne kadar gerçek olur ki?