Ankara Ve Atatürk

“Onu halinde ve mazisinde keşfeden; ona bir kısmı tahakkuk etmiş mamur bir istikbal veren büyük insan, bugün ebedi şehre bir tabut içinde geliyor. Onu son defa karşılayacağız. Onu son defa millet evinde misafir edeceğiz. Ufkundan bir muhabbet ve ümit yıldızı kaybettiği Ankara’ya bugün, O, bir ihtiram muhafazası içerisinde dönüyor, çok sevdiği Ankara’ya, ebedi şehre…

Öyle….. Ankara, artık ebedi bir şehir oluyor. Milli mücadeleye beşik olan bu vatan kalbi. O mücadelenin kalbi olan insanı göğsünde saklayacak. O, Ankara’ya ne kadar bağlı imiş ki, hayatında yapılmış bütün güzellik ve iyilikleri az görmüş gibi aziz varlığının bizim için her zaman kutsal kalacak gölgesini vererek, Ankara’yı istikbale şeref ve mazhariyetlerin en büyüğüne intikal ettiriyor.

Ankara bugünden sonra Atatürk şehri oluyor. Ankara, Atatürk Oluyor”

21.10.1938, Hasan Ali YÜCEL

10 Kasım 1938. Atamızın ölümünün 80. yılında O’nun huzurunda yeniden buluşacağız. Başını Hitler Almanyası, Mussolini İtalyası ve Japonya’nın çektiği Mihver Devletleri tarihin en büyük yıkım savaşını başlatmak için kılıçlarını bileylediği bir yılın arifesinde O’nu kaybettik.

Bu nedenle faşizme karşı mücadele safları büyük bir önderinden, büyük bir dostundan yoksun olarak bu mücadeleyi yürütmek zorunda kaldı.

Türkiye’de toprak devriminin hukuki altyapısının kurulmasına rağmen sonuca ulaşamadı. Toprak üzerinde devam eden feodal ilişkiler tasfiye edilemedi.

Büyük devrimciler ölümleriyle de bütün milleti birleştirmeye devam ediyorlar. O’nun kaybına insanlar inanmayarak, son bir umutla koşarak Anadolu Ajansı’nın önüne geldiler. Bütün gençlik ve halk derin bir acıya boğuldu. Günlerce süren yürüyüşler, mitingler, okullarda forumlar yapıldı. Dolmabahçe’de halka açılan katafalkın önünden yediden yetmişe on binlerce insan, devrime sadakat yeminlerini tekrarlayarak geçtiler. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devriminde O’nunla en önde omuz omuza mücadele eden kadınlarımızın acı dolu haykırışları özellikle dikkat çekiyordu. 

Atatürk’ün ölümüne inanmayan halk Anadolu Ajansı önünde bilgi almaya çalışırken.

Kadınlarımız acılarını yüreklerinde saklayamıyor, hıçkırıklar içinde ağlıyordu.

Dolmabahçe Sarayı’nda başucuna 6 adet meşale yakıldı. 

Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhuriyet Devrimini simgeleyen meşaleler altında nöbet tutan askerler.

Bunlar Cumhuriyet Devriminin deneyleriyle gönüllere, belleklere, yasalara yazılan “Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik, Devrimcilik” ilkelerini temsil ediyorlardı. Meşalelerin etrafında 6 subay nöbet tutuyordu.

İstanbul’da cenazesi top arabasına konularak etrafında kılıçları çekilmiş 12 general olmak üzere taşındı.

O’nu son kere görmek isteyen halk alınan bütün önlemlere rağmen birbirini ezdi. Sekiz yurttaşımız hayatını kaybetti.

Üniversite gençliği zincirlerinden boşanmışçasına bentlerini yıkarak meydanlara koştu; Ata’ya ve Cumhuriyet Devrimine sadakat yeminleri ettiler.

Kortejin geçtiği yola açılan bütün sokak ve caddelerde insanlar ağlıyordu. Yüksek kaldırım, Tophane, Salı Pazarı, Bankalar Caddesinde yığınların sonu gözükmüyordu 

Sarayburnu’nda O’nun yenilmezliğini simgeleyen Zafer Torpidosuna konularak açıkta bekleyen Yavuz Zırhlısına taşındı. Bahriyeli evlatları tarafından görkemli top namlularının altına yerleştirildi. Marmara Denizinde bulunan Donanmamız 101 pare top atarak Yavuz Zırhlısı önünden donanma saygı gösterisi yaparak geçtiler. Diğer yandan Alman, Fransız, İngiliz, Sovyetler Birliği, Yunan ve Rumen harp gemileri 21 pare top atarak saygı duruşuna katıldılar. 

Mor kadifelerle kaplanmış Yavuz Zırhlısının topları altındaki mozoleye konuldu.

İzmit’te Yavuz Zırhlısını ülkeyi demir ağlarla birleştirerek milli birliğin altyapısını kuran Demiryollarımız karşıladı.

Atatürk meşaleler altında 9 vagondan oluşan trene konuldu. Bu sayı Oğuz boylarını ve Halkçılık ilkelerini temsil ediyordu. 

Atatürk’ün naşını taşıyan tren, Oğuz boylarını temsilen 9 vagondan oluşuyordu.

Tren, bütün istasyonlarda geçişini acıyla bekleyen halkı selamlayarak Başkente doğru ilerledi.

Köylü kadınlar gece boyu, saatlerce bekledikleri treni saygı ile selamlarken.

21 Kasım 1938, saat 10.05’te tren Ankara Garına girdi. Trenden, çok sevdiği Mehmetçiklerin omuzlarında alındı. Tören arabasına konurken İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı, bakanlar ve milletvekilleri ile subaylar tarafından topçu arabasına konurken Ankara semalarında 101 pare top atılarak geldiği şehre ilan ediliyordu.

Ankara Garı’nda Atatürk’ün naşı Mehmetçik ve komutanlar tarafından trenden alınırken; Fevzi Çakmaki Ali Rana Tarhan, İsmet İnönü, Abdülhaluk Renda, Celal Bayar, Ali Çetinkaya, Fuat Ağrılı, Şükrü Kaya, Nevzat Tandoğan, Hasan Rıza Soyak.

Meclise ilerleyen kalabalığın önünde Cumhurbaşkanı İnönü, T.B.M.M. Başkanı Abdülhaluk Renda, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Savunma Bakanı Kazım Özalp, Ali Çetinkaya, Refik Saydam ve diğer bakanlar, yöneticiler ve milletvekilleri yer alıyordu.

Yürüyüş kolunun en önündeki bir levha üzerinde İstiklâl Madalyası yer alıyordu.

Atatürk’ün İstiklâl Madalyası kortejin önünde taşınırken.

Erzurum Kongresinde göğsünden çıkardığı Osmanlı madalya ve nişanları yer almıyordu.

Meclis önündeki katafalk, Hitler faşizminden kaçarak Türkiye’ye gelen ünlü mimar Bruno Taut tasarından tasarlandı. Katafalkın boyunun Meclis binasından daha yüksek olması eleştirildi. Kendisine sorulduğunda “Çünkü, kendi kurduğu Meclis dahil hiçbir şey O’ndan daha büyük olamaz” cevabını veriyordu.

Meclis önünde kurulan katafalk

Atatürk’ün naşı yurdun dört bir yanını belirten 12 milletvekili ve Türk Ordusunu temsilen 12 general tarafından omuzlarda taşınarak katafalka konuldu.

Katafalk önünde 2 subay, 2 milletvekili, 2 Mehmetçik nöbet tutarken

Gün boyu Ankaralılar uzun yürüyüş kollarıyla akın akın O’nu görmeye koşarak saygı duruşunda bulundu. 

Ankara halkı Ata’sının önünden geçerek saygısını sunarken

Katafalkın başucunda yakılan meşaleler Devrimin ilkelerini, iki subay Orduyu, 2 milletvekili Meclisi, 2 Mehmetçik ise Türk Milletini temsil ediyordu.

Tören günü tabutu etrafında;

Orgeneral Fahrettin Altay  

Orgeneral Asım Gündüz

Korgeneral Cemil Cahit Toydemir

Korgeneral Hüsnü Kılkış saygı duruşunda bulunuyorlardı.

Saat 9.42’yi geçerken 12 general ve 12 milletvekili – Hilmi Çoruk (Mardin), Hamdi Gürsu (İstanbul), Atıf Bayındır (İstanbul), Zühtü Akın (Kırklareli), Daniş Eyüpoğlu (Trabzon), Hasan Ali Yücel (İzmir), Mehmet Somer (Kütahya), Osman Ergin (Manisa), Hikmet Işık (Erzincan), Galip Pekel (Tokat)- cenazeyi omuzlarına alarak top arabasına yerleştirdiler.

Tören alanında Afganistan, Amerika, Arnavutluk, Almanya, Belçika, Bulgaristan, Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Norveç, Polonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Suriye ve Yugoslavya olmak üzere 33 ülke heyeti protokolde yerini alıyordu.

Almanya Bahriye Bandosu ve Deniz Kıtası, Bulgaristan, Fransız denizciler, Britanya Bandosu ve Deniz Kıtası, Romanya Deniz Kıtası, Sovyetler Birliği Deniz Tören Kıtası, Yugoslavya ve Yunanistan ayrıca ordu birlikleri düzeyinde törene katıldılar.

Bir liderin cenaze törenine ordu birlikleri düzeyinde katılım dünyada ilk defa gerçekleşiyordu.

Atatürk ölümüyle, bir yıl sonra birbirleriyle boğazlaşacak dünya devletlerini son bir kere barış içersinde buluşturuyordu.     

Sovyetler Birliği törene Asya’da 1905 Demokratik Devrimiyle Rusya, Türkiye ve İran’da sembolleşen isyancı Potemkin Zırhlısının Bahriye Tören Kıtasıyla katılıyordu.

Sovyetler Birliği Potemkin Zırhlısı Bahriye Tören Kıtası Ulus Meydanında törenin başlamasını beklerken.

İngiliz Bahriye Bandosu ve Bahriye Tören Birliği, Padişah Vahdettin’i Dolmabahçe’den alarak kaçıran Malaya Zırhlısının personeliydi. 

İngiliz Malaya Zırhlısı Bahriye Birliği tüfekler aşağıda Atatürk’ü selamlarken

Törene sırasıyla atlı polis, Mızraklı Süvari Alayı, Topçu Taburu, Alay Sancağı ve Bandosu, Harbiye ve yabancı devlet ordu birlikleri harf sırasına göre katıldılar.

Top arabası 72 Mehmetçik tarafından çekiliyordu. Her iki yanda Türk Ordusunu temsilen kılıçları çekili 12 general yürüyordu.

Tören korteji Etnografya Müzesi önüne geldiğinde Anafartalar Cephesinde Mustafa Kemal Atatürk’e karşı savaşan Anzak Ordu Komutanı Birdwood O’nu selamlamaya gelenler arasında yoktu. Bacaklarından rahatsız olduğu için binanın girişine bakan balkonda yer alıyordu ve ayakta durmakta güçlük içindeydi. 

Oturması için getirilen koltuğa oturmayı reddetti.

“Bu davranış bu büyük insana saygısızlık olur” diyordu. Koltuğa yaslanarak töreni ayakta izledi.

Amiral Birdwood Atatürk’ü saygıyla selamlarken

Atatürk silah arkadaşları ve Mehmetçiklerin omuzlarında müzede ayrılan yere konurken baş ve ayakucunda 6 meşale Cumhuriyet Devriminin ilkeleri ve O’nun hayatını verdiği Türk Ordusu, kurduğu Meclis ve milletini temsil eden ışıklarıyla sonsuza uzanan bir emaneti bizlere uzatıyordu.   

10 Kasım’da Anıtkabir’de bizleri çiçeklerle ve sönmeyen ışıklarla karşılayan büyük Önderimize koşalım. O’nun bizlere bıraktığı emanetleri koruyacağımızı yürekten haykıralım.