fbpx Atatürk Ve Sahte Atatürkçüler | Ankara Havadis

Atatürk Ve Sahte Atatürkçüler

Değişik zamanlarda  günün koşullarına ve gerçeklerine göre söylediği sözlere dayanarak herkes işine geldiği gibi yorumladı Atatürk’ü. Kimi “devrimci” dedi, kimi “faşist”, kimi “demokrat”, kimi “diktatör”, kimi “ırkçı”, kimi “padişahçı”, kimi “cumhuriyetçi”...  Kimi övdü göklere çıkardı, kimi katı düşman kesildi.

Peki, kimdi ATATÜRK?

I. Dünya Savaşı’nı kazanmış devletlere karşı, Emperyalizme karşı direnmek, bir kurtuluş savaşını örgütlemek ve eyleme geçirmek kolay değildi. Hele bu devletler, Türkiye’yi aralarında bölüşmüş,  büyük bir kısmını istila etmiş ve Türk ordusu dağıtılmışsa... Evet, zaman zaman zorunlu olarak farklı düşünceleri dile getirmiştir. Yaşadığı dönem, Kurtuluş Savaşı’nın koşulları onu buna zorlamıştır. Halk desteğini ve gücünü harekete geçirerek vatan savaşını kazanmak, Emperyalizmi kovmak için birleştirici bir yol tutmak, her fırsattan yararlanmak durumundaydı. Örneğin, ağaların ve eşrafın halk üzerindeki nüfuzunu iyi bildiğinden bu kesimden de yararlanmayı bilmiştir.

O, gerçekten yirminci yüzyılın en büyük lideriydi. Başarısındaki büyük pay da onu destekleyen arkadaşlarına ve Türk halkına aitti. Atatürk, bir bütün olarak değerlendirilmelidir: Yaptıkları ve yapmak istedikleriyle... Bağımsızlık Savaşı’nı kazandıktan sonra; sıra, devrimlerine gelince destekleyenlerin yanı sıra engellemeye kalkanlar da olmuştur. Çok istediği toprak reformunu,  birkaç kez TBMM’ye önerdiği hâlde gerçekleştirememiştir. Çünkü Toprak ağalarının çok güçlü olmalarına karşın bu reformdan yararlanacak köylüler, bilinçsizdiler.

Ne yapmak istiyordu bu büyük lider? Bağımsız Türkiye Cumhuriyetini, Türk ulusunu, çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak, hatta çağdaş uygarlığının da üstüne çıkarmak. Bunun için temel ilkeler ve bütünleyici ilkeler  (Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Lâiklik, Devrimcilik, Milliyetçilik) ve bütünleyici ilkeler (Tam bağımsızlık, Ulusal egemenlik, Ülke Birlik ve Bütünlüğü, Akılcılık ve Pozitif Bilimlere  Bağlılık, Çağdaşlık, Barışçılık vb.) yol gösterici olacaktı.

Atatürk’ten sonra,  hem dış güçlerin  hem içerideki ağababaların oyunuyla yavaş yavaş bu ilkelerden uzaklaşılmaya başlandı. NATO ve BM’nin aracılığıyla ABD, önce millî eğitime el attı. Özünde yaşam okulları olan, Anadolu çocuğuna özgüven kazandıran, bilime ve üretmeye dayalı Köy Enstitüleri’ni kapattırdı.  Çünkü bu okullar, Mustafa Kemal’in ışığını taşıyor; düşünen, sorgulayan, üreten insan yetiştiriyordu. Bu tür insan, Emperyalizmin hiç de hoşlanmadığı insan tipidir, düşünen ve sorgulayan... Onlar için iyi düşünemeyen, kirli oyunların ve hesapların farkına varamayan, üretemeyen insan daha şirindi. Sonra, uçak fabrikamızı ve otomobil fabrikalarımızı kapattırdılar. Onlara mahkûm olmamız için sanayileşme çökertildi.

 Türkiye’nin Atatürk rotasından çıkmasını sağlamak için de istedikleri adamları seçtirmeye başladılar ki bunların hepsi sözde ATATÜKÇÜYDÜ. Hepsi, Atatürk’ten, demokrasiden, haktan hukuktan, adaletten, din ve imandan söz ediyordu. Böylece sandıktan hemen hemen hep kapitalist temsilciler çıktı. Bunlar; Amerika’ya ayrıcalık tanıyan, yeraltı kaynaklarımızın yabancılarca yağmalanmasına izin veren,  gerçeklerin farkına varıp  halkı uyaranları cezalandıran, vurguna talana, yolsuzluğa göz yuman, sömürüye kucak açan, işçiye ve öğretmene kıyan kişilerdi. Yani Atatürkçü geçinen bu kişiler, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını el birliği etmişçesine yerle bir etmeye başladılar. Ne yazık ki geri bırakılan halk, bunlara inanmak durumunda kalmıştı.

Oysa gerçek Atatürkçüler;

-  Emperyalizmin her türüne karşı, tam bağımsızlıktan yanadırlar,

- Egemenliğin kayıtsız şartsız, halkta olmasını; halkın halk tarafından halk yararına yönetilmesini isterler, 

-  Cumhuriyet yönetiminden ve laiklikten yanadırlar,

-  Devrimcidirler, kişisel hırslara kapılmazlar,

-  Ekonominin yabancılar tarafından yönetilmesine karşıdırlar,

-  Hoşgörüden, barıştan; akıl ve bilimsel düşünceden yanadırlar,

-  Atatürk devrimlerini savunur ve bir bütün olarak ele alırlar.

Yine yüzleri maskeli SAHTE ATATÜRKÇÜLER, gerçek Atatürkçüleri her fırsatta kınayarak, onlara çamur atarak, onları çeşitli yalanlarla halkın gözünden düşürmeye çalışırlar. Buna karşın özellikle bugün, GERÇEK ATATÜRKÇÜLERE büyük görevler düşmektedir.