Komutan Kara Fatma

Kurtuluş Savaşı'nda; Gazinin gizli ordusunu her yaşta kadın, çocuk veya yaşlı erkekler meydana getirir. Köylere kadar giden emirler üzerine istenen silah ve cephaneler çoğunlukla kadınlar tarafından yerine ulaştırılır. Kimi cephe gerisinde kimi ise Kara Fatma, Seher Hanım gibi cephede savaşır. Öyle ki Balkan Harbi'nde Vanlı olan kocası Bnb. Derviş Erden’le, düşman tarafından kuşatılmış bulundukları Edirne Yanık Kışlada, askerlik yükümlülüğünü birlikte paylaşırlar. Fatma Seher I. Dünya Savaşı'nda ailesinden 9-10 kadınla Kafkasya Cephesi'ne gider. Eşi Sarıkamış’ta, 1919 Eylül’ünde şehit düşer. Bu arada Erzurum ve Van’da kardeşleri Ermeniler tarafından şehit edilen 43 kadınla, silahlı olarak Ermenistan için çalışan Ermeni askerlerini yenilgiye uğratır. Derken Mustafa Kemal’in ardından, kendisinden görev istemek üzere sevinçle Sivas’a gider. Ona ulaşmak için 3 gün uğraştıktan sonra,öğle yemeğine giderken, paşayı yolda yakalar. Görüşme niyetini Paşa “Ne istiyorsun?” diye sertçe sorgular. Hemen peçesini açıp kendisinden vazife ister.

İşte bu cesareti ve askeri başarısından ilham alan Faruk Nafiz Çamlıbel’in oldukça uzun olan “Kara Fatma” adlı şiirinden kısa bir bölüm şöyledir:

“Kara Fatma adında bir kız çıktı meydana, Ya arslandır ya kaplan onu doğuran ana!

Kılıç gibi ortaya fırlattı göğdesini, çağırdı Türk olanı yükselterek sesini:

Hey dullar, ihtiyarlar, çocuklar, nişanlılar! Sınırlarda döğüştü gürbüz delikanlılar,

Sizler rahat ediniz evinizde diyerek, Böyle günde onları tek bırakmak mı gerek?

Onların kanı var da yok mu sizin kanınız; Kadınlar, ihtiyarlar, çocuklar toplanınız,

Toplanınız ki bugün ana, baba günüdür,Düşmanlarla boy ölçmek Türkler’in düğünüdür!

En başta er bakışlı, Türk kızı, Kara Fatma...‘Türk kızı’ de yetişir, sözü fazla uzatma!

ergenekon-yazı

VATANIM SENSİN 

Kemal Paşa, Kara Fatma diye hitap ederek lakabını koyduğu bu genç kadına “Silah kullanmayı, ata binmeyi bilir misin; savaştan, ateşten korkar mısın?" diye sorar. Kendi eliyle yazdığı bir kâğıdı, başı sıkışınca kullanması için, çete savaşı talimatıyla İstanbul’a gönderir. Gerekli temaslardan sonra oradan İzmit’e geçen Fatma Seher, kurduğu kadınlar çetesine her gün kadın ve sayıları gittikçe çoğalan erkekler katılır. Çobanlık yaparak Yunan müfrezelerini taciz edip, Ermeni erleriyle çarpışırlar. Kara Fatma kendi kuvvetiyle Birinci ve İkinci İnönü savaşlarına da katılır. Yanında 9 yaşındaki kızı, oğulları ve erkek kardeşleri de vardır. Daha sonra İzmir’i Yunanlılardan kurtarmak için çetesiyle birlikte oraya geçer. 19 gün Yunanlıların elinde esir kalarak her gün öldüresiye dayak yer. Sonra sarhoş nöbetçinin uykusundan faydalanıp tekrar kuvvetlerini toplar. 'Vatanım Sensin' dizisinin 25. Bölümünde, Rıza Bey’i koruma göreviyle canlandırılmıştır. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 1944’te üsteğmenlik maaşını Kızılay’a bağışlar. Ama 1954 yılında bir kulübede yapayalnız yaşıyor olması nedeniyle ona, vatan hizmetini Milis Subayı yaptığı için maaş bağlanır ancak 1955’te vefat eder.

KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ

Tanin Gazetesi'nde 5.7.1923’te yayınlanan röportajında hayata, her sahada bir erkek gibi karışmanın mümkün olup olmadığına verdiği cevap hala günceldir: “Bundan sonra erkek kadın hep beraber çalışacağız. Kadın peçesiz ve yüzü açık gezmekle iffetini kaybetmez. Zaten memleket bizden o kadar çok hizmet istiyor ki... Bunlar arasında peçe ve çarşafı düşünecek halde değiliz. İstanbullu hemşirelerimize silahı kapıp cepheye gidin denilemez; fakat onlara düşen iş, silah kullanmaktan daha büyüktür. Şimdiden sonra Anadolu’ya gitmeli ve cahil Anadolu kadınının gözünü açmalı. Anadolu halkı, hele kadınları, İstanbullu hanımları seve seve karşılayacak, onların söylediklerini harfiyen yapacaktır. Kadın, neden erkek kadar çalışmasın? Bugün Anadolu’da ailede 2 erkek varsa, yanı başında 10 da kadın vardır. Bunun için kadın, erkek hep beraber çalışacaktır. Bunun kimseye zararı yok, belki faydası çoktur. İşte ben ne okumak ne yazmak bilirim. Şimdi tahsilim olsaydı zarar mı ederdim? Çocuklarımız mutlak okumalıdır. Ben çok iyi biliyorum ki bugün Anadolu’da erkek kız bütün çocuklar okuyacak olursa Anadolu’nun hali değişecek, Türk’ün yüzü gülecek, işi düzelecek, bütün batıl düşünceler kalkacak, Türkler yaşamaya başlayacaktır. İşte bunun için küçük kızımı okutmak için şimdiden çalışıyorum.”

13 yaşındaki kızı da kendisiyle harbe katılmış ve Kocaeli’ndeki bir çarpışmada 2 parmağını kaybetmiştir (Fevziye A. Tansel, 2001, Kurtuluş Savaşında Kadın Askerlerimiz, Cumhuriyet).