fbpx Ne Ekersen Onu Biçersin | Ankara Havadis

Ne Ekersen Onu Biçersin

Doğu felsefesinde bir inanış vardır: Eğer iyi bir insan olup çevrene iyilik yaparsanız, evren de size iyilik yapar. Eğer kötü bir insan olup çevrenize kötü davranırsanız, evren de size kötü davranır. Kuran-ı Kerim de “Gerçek şu ki Allah insanlara zerrece kötülük etmez, fakat insanlar kendilerine kötülük ediyorlar.” (Yunus - 44) der. ‘Etki- tepki’ mi dersiniz, ‘ne ekersen onu biçersin’ mi dersiniz, ‘ilahi adalet’ mi dersiniz, ne derseniz deyin. Sizin her bir davranışınız size bir şekilde döner. Aman dikkat!

Geçen gün bir tanıdık ile konuşuyoruz. Dedi ki “Yönetimde bulunanlar da hep çıkarcı, menfaatçi”, biri de ekledi “Bu hep böyle” (alıştık artık der gibi). Ben de ekledim: “Biz seçtiğimiz için öyle. Biz de çıkarcılara oy vereceğimize dürüst insanlara oy verelim.”

Biz oy verirken neye dikkat ediyoruz ki? Bize yapılan kayırmalara, iş bulmaya, para yardımı almaya, sağlanan ucuz krediye, hatta verilen ihaleye göre karar veriyorsak biz çıkarcılık yapıyoruz demektir; çıkarcılar gelir başımıza, insandan çok parayı önemseyen zalimler gelir başımıza. Bilmeden, araştırmadan, umursamadan oy veriyorsak cahiller gelir başımıza, ülkeye ne olduğunu umursamayanlar. Biz yükselmek için yaltaklanıyor, ona göre oy veriyorsak koltuk sevdalı, liyakatsiz yöneticiler gelir başımıza. Ahbap çavuş ilişkisi ile kayırıldığımız için oy veriyorsak adaletsizlik gelir başımıza.

Peki bu kişiler gelirse ne olur? Tarım çöker, ekonomi biter, üretim olmaz, yurtdışına el-avuç açar, para dileniriz. Sonrada döviz kurundaki artışlara, enflasyona, ‘ekonomimiz kırılgan’ diye bahane üretiriz. Onu kırılgan hale getiren bizim başa getirdiğimiz cahil ve çıkarcı insanlar olmasın?

Cahiller başa gelirse ne olur? Eğitim önemsizleşir, çocuklarımızın zekası söner, çocuklarımız yeteneksiz ve işsiz kalırlar ve ülke olarak elin teknolojisine muhtaç oluruz, teknoloji almak için paramızı yurtdışına dökeriz. Köle gibi kullanılırız, cehaletimizden bunu fark edemeyecek kadar da kör oluruz. Ayrılıklara düşer, düşünmeden atılır, ölür ve öldürürüz. Savaşlar çıkarır, insanlığı herkese dar ederiz.

Adaletsizlik gelirse başımıza, adaleti kökünden kurutur; biz de sığınacak adalet bulamayız. Güvensiz oluruz: Adalete, devlete, insana, yarınımıza. Güvensizlik sürekli bir tedirginlik, savunma çabası getirir; huzursuz, yorgun oluruz, mutsuz oluruz. Her an hakkımız yenebilir ve biz çaresizlik içinde öfkemizde kavruluruz.

Biz oylarımızı ülkemizin iyiliğini düşünmeden, adayları ve önceden yapılanları irdelemeden, iyi tartmadan verirsek, daha çok pahalılık ile uğraşır, fakirleşiriz; işsiz ve/ veya cahil kalır, yıkılan binaların altında kalırız; teknoloji için yurtdışına paralar (döviz) akıtır, gelişmelere uzaktan bakarız; ‘beka sorunu’nu halen tartışır, tarikatların darbesi ile boğuşuruz ve her Allahın günü zorluklarla boğuşarak sinirlenir, tükeniriz.

Balık başından kokar derler ya, balığın başını kokutmamak gerek. Başımızdakileri iyi seçmek gerek ki bizi iyi yönetsinler. İyi yönetsinler ki üretim artsın, tarım iyileşsin, verimlilik artsın, refaha erelim; eğitim düzelsin, çocuklarımız birer kıvılcım olsun, iş yapsınlar, üretsinler, dünyayı kendilerine hayran bıraksınlar; adalet tecelli etsin, bilelim hakkımızın yenmeyeceğini, garibanın bile hakkının savunulacağını, suçlu ceza alsın, masum aklansın, içimiz rahat etsin; huzur bulalım ülkemize baktıkça, derin bir oh çekelim…

Oy verirken ülkenin içinde bulunduğu durumu, yanlışları ve hataları düşünmek gerek. Ülke için kim daha iyi çalışır? Kim daha verimli sonuçlara ulaşır? onu düşünmek gerek. Diğer hesaplar bize kötülük olarak geri döner.

 “Hiç öyle dürüst, çalışkan, üretken, namuslu adam yok ki” demeyin, kolaya kaçmayın, bahane üretmeyin. Var öyle insanlar. Araştırın, gözlemleyin, dinleyin, bulun onları. Ben onları buldum. Attığım oyun vicdani rahatlığını yaşıyorum artık. Biliyorum ki hepimiz bu düşünce ile hareket edersek, oylarımız ile daha refah, daha bereketli ve daha güzel bir Türkiye ayağa kalkacak ve hepimiz daha mutlu yaşayacağız.

 Ohh, vereceğim oy konusunda içim bir rahat ki…