Son Dakika

Nice “19 Mayıs”lara Gençler!

Zordaydı Anadolu, kuşatılmıştı dört bir yan. Bin yıldır, Türk’ün acısı sevinci ve kanıyla yoğrulup kıvancı  hâline gelmiş Anadolukan ağlıyordu. I. Dünya Savaşı’ndan çıkılmış; vatan evlatlarının kimi Yemen’de kalmıştı, kimi Galiçya’da... Türküler yakılmıştı gidip dönmeyenlere: 

                Havada bulut yok bu ne dumandır
                Mahlede ölüm yok bu ne şivandır
                Şu yemen elleri ne de yamandır

                Ah o yemendir gülü çemendir
                Giden gelmiyor acep nedendir 

İstanbul’da düşman askerlerinin çizmeleri geziniyordu. Doğu Orduları Başkumandanı General Franchet d'Esperey ise atının sırtında kendince Fatih Sultan Mehmet gibi poz veriyordu.

Artık, hasta ve yorgun düşmüştü millet. Değil kendi tarihini kurmak,  dünya tarihini bile yönlendiren Türk, yorgun da olsa umudunu yitirmemekte direniyordu.  Alpaslanlar, Kılıçaslanlar, Fatihler göreve çağırıyordu vatan evlatlarını. Hele ki; Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşmakta anlaşmazlığa düşen demokrasi havarileri bir yandan Sevr’i hayata geçirmekle meşgulken. 

İşte bunlar yaşanırken “Kemal PAŞA” dedikleribir yiğit çıkmıştı. Çanakkale’de destanlar yazdıran kahraman! Millet, Kemal PAŞA’ya seslendi:

                Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
                Savaş girer gibi yetiş bize!
                Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
                İnanç doldur, güç doldur içimize! 
(Cahit KÜLEBİ)

İzin verir miydi, razı olur muydu Mustafa KEMAL, milletinin kul köle olmasına, alnına bir kara leke çalınmasına?Yanında kırk yedi arkadaşıyla bindi Bandırma Vapuru’na.Bu  sırada Karadeniz de İngiliz işgali altındaydı. Büyük bir sorumluluk taşıdığının farkındaydı Bandırma Vapuru. Yıldızlı bir gökyüzü, lacivert deniz selamlıyordu takaları, kayıkçıları. Mutluydu Karadeniz, Mustafa Kemal’i hedefe götürebilmek için çırpınıyorlardı hep birlikte. Martılar da kanat çırpıyor, Bandırma Vapuru’na yol gösteriyordu.

Bir gemi yanaştı Samsun’a / sabaha karşı
Selâm durdu / kayığı, çaparı, takası,
Selâm durdu tayfası

Bir duman tüterdi / bu geminin bacasından / bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden / kaygılarıydı.

Samsun limanı’na bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan Anayurda /
Kemal Paşa’nın kollarıydı. 
(Cahit KÜLEBİ)

Evet; sabaha karşı vardılar Samsun’a. Gururla kıyıya yanaştı Bandırma vapuru. Tarihî bir görevi yerine getirmenin rahatlığı çöktü üstüne. Yalnız biliyordu ki daha yapılacak çok şey var: Anadolu bekliyordu Mustafa KEMAL’i Erzurum’dan Sivas’a. Kadını kızanı, yaşlısı genci çeliğe su verir gibi çalışacaktı. Kimi ayağındaki çorabı çarığı, kimi sırtındaki hırkasını verecekti. Analar mermi taşıyacaktı kağnılarda, Memetler canlarını ortaya koyacaktı ve tarihte çok ender görülen bir zafer kazanılacaktı.

Atalarımız, şanlı tarihimiz hafızamıza kayıtlıdır gençler. Türk kimliği; bugün bazı devletlerde gördüğümüz gibi çizgi fimler, tarihî filmler seyrederek oluşturulmamıştır. Vatan, bayrak, namus uğruna toprağa düşen canla, akıtılan kanla, ateşle oluşturulmuş, pekiştirilmiştir.

Gururumuzun, geleceğimizin teminatı gençler; diyoruz ki: Gençliğe Hitabe’yi hem beyninizde hem gönlünüzde yüzyıllara taşıyın. 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.