Son Dakika

Samsun

SAMSUN

Arjantin Büyük elçisi Blanco Villalta’nın ağzından ATATÜRK adlı kitabında, Mustafa Kemal’in Samsun’a İzmir’in kanlı işgalinden 4 gün sonra varış amacına kulak verelim: “Şehir, Rum ayrılıkçı hareketini himaye eden İngiliz kuvvetlerinin işgali altında idi. Rumlar, antik Büyük Mihridates krallığını, Karadeniz kıyılarındaki eski hudutları içinde, yeniden canlandırma umudunu taşıyordu. Rıhtımda bekleyen büyük kalabalığın milliyeti yüzlerindeki değişik ifadelerden anlaşılabilirdi. Rumlar mutluluklarını gizleyemiyordu. Kendilerine has hayal gücü ile Megalo İdea yani Büyük İdeal’in, Yunan İmparatorluğunun yeniden doğuşunu hayal ediyorlardı. Türkler kederli duruşlarından ve henüz karaya çıkmış olan bu genç generale meraklı bakışlarından fark edilebilirdi. Onun, Gelibolu’da Müttefikleri yenen adam olduğu söylentisi yayılmıştı. Büyük bir vatansever ve iyi bir insanmış deniyordu. Padişahın temsilcisi olarak gelmekteydi ve onun yaveri idi. Bitkin çehresinden bir hastalık çektiği, acılar içinde olduğu belliydi fakat çevik hareketleri ve delici bakışları içindeki yoğun gücü ortaya koyuyordu. O gün Mustafa Kemalin 39 uncu yaş günüydü. O gün, Türk milli şuurunun yeniden doğuşuna ve vatanın kurtuluş mücadelesine başlangıç noktası olarak alınmıştır. Bu mücadelenin her sahnesi ya Kemal tarafından yönetilecek veya onun etkisinde yürütülecekti. Ancak Samsun’daki hava da İstanbul’daki kadar boğucuydu.

M. Kemal İngiliz Entelijan (İstihbarat) Servisi ve Saray casuslarının gözü altındaydı”. Yunanlılar, İngilizlerin desteği ile İzmir’ive İtalyanların işgal bölgesine kadar olan Aydın’ı işgal etmişlerdi. Venizelos, çoğunluk olan Türklerin sayısını Türk kırımları yoluyla istatistiklerde az göstermeye çalışıyordu. “Yunanlıları bu canavarlıklara sevk eden sebep zafer heyecanı değil, fakat irki ve dini kin ve düşmanlık duygularıydı.İzmir’deki vahşet bütün bölgelerde tekrar edilmişti (Bkz. Haçın Türk Katliamı 9.5.2020, Aydınlık).

HAVZA GENELGESİ

Mustafa Kemal, Samsun’a gelişinden birkaç gün sonra İngiliz kontrolü dışındaki Havza kasabasına hareket etti. 28 Mayıs 1919’da askeri komutanlara ve valilere buradan mektupla “İşgallere protesto ve mitinglerle tepki gösterilmelidir; Gösterilerde asayiş ve düzene dikkat edilmeli ve Hrıstiyan halkın can ve mal güvenliğine zarar verilmemelidir; Büyük devletlerin temsilcilerine ve İstanbul Hükümeti’ne işgalleri protesto ve uyarı telgrafları çekilmelidir” diyordu.Türk haritası üzerinde Ermenistan, Kürdistan ve Pontus devletleri çizilmişti. En baştaki tehlike ise İngilizlerin sadık bir araç gibi kullandığı Vahdettin ve Damat Ferit vardı. Mustafa Kemal’in en güç işi halkı fethetmekti. Kitle psikolojisini, kendi tarihini çok iyi biliyordu ve böyle esaslı bir işte karşılaşacağı durumları önceden değerlendirebiliyordu. İzmir’in istilasına kadar müttefiklerin almış oldukları bütün tedbirlere karşı, Türk Milleti, bazen tam duygusuzluk gibi görünen, geleneksel kayıtsızlığı içinde tahammül göstermişti. Çünkü uygar milletlerin adalet anlayışına karşı hala inanç besliyordu. Bir de Amerika’da doğmuş olan Wilson’un iyi niyetli vaatlerine güveniyor, geride bıraktıkları evlerine, döndüklerinde büyümüş olan çocuklarına kavuşmak istiyorlardı. Ama şimdi, nasıl kandırılmış olduklarını anladıkları için öfkelenmişlerdi, çünkü Yunanlı kudurmuş istilacılar, Türklerin kökünü kazımak arzusundaydılar.”

amasya-genelgesi

AMASYA GENELGESİ

“Türk havasını solumak ve milletinin kalp atışlarını duymak için M. Kemal Danişment Türklerinin tarihi şehri Amasya’ya hareket etti. Milletinin asil ve vatansever ruhunu bilirdi ve onların kendisini anlayacağından emindi. Onlara umutlarının gerçekleştirilebileceğini gösterecek yetenekte idi. Coşku ve güvenle titretecekti onları. Güzelliği ile meşhur camiler o uygarlığın önemini göstermek için dimdik duruyordu. İçinden hızla akan Yeşilırmak, sularında Anadolu’nun, Karadeniz’e olan özlemini taşıyordu. O sırada İzmir taraflarında şiddetli Yunan saldırısıyla şehirlerin yakılıp yıkılması gittikçe artıyor, halk fanatik asker gruplarının her çeşit canavarlığına katlanmak zorunda kalıyordu. Güneydoğu Fransız, Antalya ve Muğla İtalyan işgali altındaydı. Ermeniler Türklere karşı akıl almaz işkencelerle soykırım uyguluyordu. Mustafa Kemal Amasya’da iken, Ege kasabası Ayvalık’ta vatanseverlerin çarpışarak bir Yunan alayını geri püskürttüğünü duydu. 22 Haziran’da Türk milli bağımsızlık hareketini yaymak, Erzurum ve Sivas’ta kongreler düzenlemek amacıyla bir genelge hazırladı. Millet Anadolu’nun merkezine gözlerini dikmiş, henüz buralardan ne doğacak pek kestiremiyordu. Kurtarıcıları o adam olabilirdi. Sözleri, hareketleri halka efsanelerle, gerçeklerle, abartmalarla karmakarışık bir şekilde yayıldı. Zaman zaman ilahlaştırıldı. O, Allah tarafından gönderilmiş bir kurtarıcı olamaz mıydı?” (Jorge Blanco Villalta, 1982, ATATÜRK (Kemal Ataturk, el constructor de la nuevaTurquia) (çeviren Em. Kur. Alb. Fatih Özsu), Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yonca Matbaası, Ankara s. 283-289).