YA DEPRESYONDA DEĞİLSEM?

Ya depresyonda değilsem sorusu sizce nasıl bir soru? Aklı yerinde bir insan ya hasta değilsem diye sorar mı?  Herkes depresyon geçirip dururken ben neden depresyonda değilim diye dünyayı kendine dar eden insan böyle sorar. Depresyon moda bir haldir. Depresyonda olmak adeta bir değerdir. Depresyonda olmanın ne anlama geldiğini bilseydi bunu sormazdı. Depresyonda olsaydı şunları yaşayacaktı: Bedensel, ruhsal ve toplumsal olarak çöküp kalacaktı. Yaşadığına eşlik eden bir varlık kaygısı sorunu olacaktı. Yaşamak giderek katlanılamaz hale gelecekti. Yaşam akışı ağırlaşacak bir süre sonra test durma noktasına ulaşacaktı. Ulaştığı noktadaki çaresizlik öz kıyım düşüncesini beraberinde getirecekti.

Bunlara bakarak aklı başında birisi ‘ya depresyonda değilsem’ diye bir soru sorabilir mi sizce? Soramaz. Soruyorsa sözünü ettiği şeyin depresyonla uzak yakın ilişkisi yok demektir. Depresyon olmayan bir halin -onca akıl dışılığa karşın- depresyon olarak tanımlanması neye hizmet eder diye sormak gerekir. Sorun aslında kişinin depresyonda olup olmadığı değildir. Sorun, depresyonda olmamanın bir varlık sorunu haline gelmesidir! Depresyonum yoksa ben var değilim düşünmenin ön almasıdır. Depresyonda değilse adam yerine konulmayacağını düşünen kişi depresyon yaşamanın duyarlı olmak ile özdeşlik taşıdığına inanır.  Depresyonda olmak bir nitelik olup insan olmanın gereğidir diye düşünür.

Bir yandan ciddi bir ruh hastalığı öte yandan aynı adı taşımasına karşın hastalık olmayan bir moda!  Madem hastalığın adı var orada hekimin de olması gerekir. Hekimi aradığınız ve hekimin olması gereken yerde hekim değil bir başkası durmaktadır. Kim mi? İLAÇ ŞİRKETLERİ! İlaç şirketleri hekimin tedavi karar ve uygulamasını üstlenerek farklı bir üstünlük kazanmıştır. İlaç şirketlerinin tıbba dair bir kaygısının olduğuna kendileri bile güler geçer! Asıl ilgilendikleri -haklı olarak- ilacın satılışı ve ilişkili pazarın hareketliliğidir.  Gelelim depresyona; ne kadar çok depresyon tanısı konursa o kadar çok depresyon reçetesi yazılacaktır. Bu yetmez. Kişi depresyon tanısını hekime gitmeden kendi kendine koyabilmelidir. Tanısını koyabilen kişi elbette alacağı ilacı da seçebilmelidir. Her ikisi de (sağlık sistemi içinde) mümkün kılınmıştır.

Yeni depresyon ilaçlarından önce kullanılan ve depresyon hastalığının ayaktan tedavisi için gereken günlük ilaç miktarı 150mgdır. Bugünün yeni depresyon giderici ilaçlarının depresyonun ayaktan tedavisi için günlük kullanılacak doz belirlenirken 150mg.üzerinden hesap yapılır. O ilacın şu kadarı bu ilacın bu kadarına karşılık gelir şeklinde bir hesaplama yapılır. Dün, depresyonu ayaktan tedavi ederken 150mg depresyon ilacı kullanıyorsam 15r0mg’ın bugünkü yeni depresyon ilaçları için karşılığı 80mgdır. (20mgx 4/gün) ilaç şirketleri ile benim adıma konuşan hekimim onlara inanarak günde almam gerekenin yarısının yarısı kadar ilaç alarak depresyonumu tedavi etmektedir! 

Bu dozla depresyon tedavi edilemez. Etmeye kalkarsanız gerçek bir depresyonu tedaviye dirençli hale getirirsiniz. Tedavi ettiği söylenen şey depresyon değildir. Adı Depresyon olan bir tüketim modasıdır. Benim adıma ilaç tüketme kararı alan hekimim bu modaya katılmaktadır!  Hekim olarak bunu söylemek bana acı gelmiyor. Hangi meslek olursa olsun kişiden beklenen önce iyi bir insan sonra iyi bir yurttaş olabilmesidir. Ancak o noktadan sonra iyi bir hekim haline gelebilir.  İyi bir hekim de gelişigüzel depresyon tanısı koyup depresyon ilacı yazmaz. İyi bir hekim bir hastalığın (bu örnekte depresyon) tüketim modası haline gelmesine karşı durur. Hizmet verdiği insanların sağlığını korumak ve kollamak görevini ötelemez! Okurlarım için açık hale gelmiştir; ‘ya depresyonda değilsem’ sorusu insanı ürküten bir sorudur.

Ya depresyonda değilsem diye sormazsınız değil mi?