fbpx "Ankaralı" Değilim, Ankarayım | Ankara Havadis

"Ankaralı" Değilim, Ankarayım

Ankaralıyım demedim hiç. Dediysem eğer kesin yalan! Değilim çünkü. İnsan ne olursa nereli olur? Nerde doğduysa oralıdır. Nerde nüfusa geçtiyse oralıdır. Benim gibi memur çocuğu iseniz nüfusa geçtiğininiz yer ile doğduğunuz yer farklıdır. Serik’te doğmuşum. Nüfus kaydım Bozkır. İki oğlumun ikisi de Bozkır’ın yerini belki haritada gösterebilir. Ben Bozkırlıyım. Muhalif bir memurun benzemeyen ikiz oğullarından biri olarak Lise son sınıfta geldiğim (1966) Ankara’dan önce yedi ayrı kent veya kasabada yaşamışız. Yedi ayrı yerde okulum olmuş. Okumuşum.51 yıldır Ankara’da yaşamaktayım. Bu beni Ankaralı yapar mı? Hayır!Üstelik Ankara için beşi yayınlanmış sonuncusu birkaç ay sonra çıkacak Ankara Altılısı diye roman dizisinin yazarıyım. Bu bile beni Ankaralı yapmaz.

Ülkenin iki büyük kentinden birine geldiğim vakit 16yaşındaydım.  Kentin içinde kendime yer ararken kolay mı Ankaralıyım demek? Daha kendi içinde bile bir yere oturamamışken? Ankaralıyım deyince yollarını, hangi semtin nerede olduğunu bilmek hele yanılıp yakılıp bir yol-bel sorduğunda o kentin yerlisi gibi tarif edebilmek gerekir. Aydınlıkevler, Dışkapı, Ulus, Dikimevi. O kadar! Kolay mı Ankaralıyım diyebilmek. Yılların geçmesi gerek! İyi güzel de geçmedik yıl kalmadı. Geçen yıl yaş sınırından emekli oldum. Hala Ankaralıyım diyemiyorum Bu kenti kendim kadar seviyorum oysa. Yazarken farklı hissettiğim romanlarımı bu kente borçluyum. Nasıl?

Karbeyazdır

1956yılında Serik-Antalya’da ilkokula başladık. Göz nezlesi var. Siyah gözlükler takmışım. Doktor öyle demiş. İkizimle el ele tutuşmuşuz. Siyah önlük beyaz yaka. Üç hafta sonra Konya Karapınar’a atanan babam ve değişen okulumuz.  Birkaç ay sonra gökten inen beyazı bol tanecikler örtündüğüm yorgan kadar hatta ondan çok daha genişti. Görebildiğim toprağı, bakabildiğim ağaçları, düşlediğim dağları örtmüştü. Ne Apo (Abdullah Asil) ne ben tanık olmuştuk böyle bir şeye! Şaşkın şaşkın pencereden seyrederken annem ‘kar yağıyor’ dedi. Yağmurun dışındagökten yağan bir şey daha varmış! Yağmuru seyrederken evde oynardık. Oysa kar yağınca oynamak için ille dışarı çıkmak gerek! Doğanın büyülü gerçeklerinden bir daha! Yağmurda oynamak akla bile gelmezken kar, meğer ayrı bir oyun tadı imiş. Karın ne olduğunu yedi yaşımı henüz doldurmuşken öğrenmiştim. Yanı sıra öğrendiğim bir şey daha vardı; kar beyazdır. Beyaz dendiğinde akla ilk gelen kardır.

Bütün babalar erkek. Her erkek baba değil.

Babam, Apo ve ben erkek diye anılıyoruz. Ne Apo ne ben babayız. Şimdi onun da benim de çocuklarınız var. Bizi baba diye çağırıyorlar. İki kardeş yan yana geldiğimizde baba sözcüğü ile aynı ayrıntıya saplanır kalırız. Karşıyaka mezarlığında durak vermiş olan Adnan İlhan. Balkan savaşı gazisi banka müdürü babanın dördü kız ikisi oğlan altı çocuğundan biri. Apo ile konuşurken baba olduğumuzun lafı bile edilmez. Baba olduğumuz aklımıza bile gelmez. Ancak baba dendiğinde aynı aziz ölüyü anımsarız. Babamız.

Bütün anneler kadın. Her kadın anne değil.

Her kadın anne değil. Annem ve kız kardeşim Semanur kadın diye anılıyor. Şimdi ikisinin de çocukları var. Semanur ile konuşurken anne sözcüğü geçse üçümüz de aynı Cumhuriyet Kadınını anımsarız; Mahmure Türkan. Yemen gazisi, tek gözü trahom nedeniyle görmez olmuş, üç sınıflı köy öğretmeninin evde keman çalmayı öğrenen dördü kız biri oğlan beş çocuğundan biri. Annemiz.
Çocukların ana ve babaları vardır.

Anne olan her kadın ve baba olan her erkek, gereğini yapmış bile olsalar hala anne ve/veya baba değillerdir.

Ankara

Karın beyaz olduğunu yıllarca önce öğrenmiştim. Her kadının anne, her erkeğin baba olmadığını ne zamandır biliyorum yanıt veremem. Zihnimin içinde aç bir gezgin dolaşmayı, belleğimi düzenlerken sonsuzluğa eş değer bir derinliğe sahip olduğumu öğrendiğim yer Ankara olmuştur. Yurdumun dışında, mesleğim gereği, başka ülkelerde de bulundum. Hele birinde iki yıl yaşadım. Değişik yerlere gittim. Doğru. Gittiğim yer çok. Ancak kaldığım yer tek; Ankara!

Hem anne hem baba, çocukları hem kız hem erkek; sayılamayacak kadar çok!

Kar yağarken beyaz. Yeri örttüğünde beyaz olmayabiliyor.

Neler öğretti Ankara!

Neler sunmadı Ankara! Daha dün bile!

Belleğimde kendimi ağırladığım yer Ankara.

Anlar, anılar; görüntüsü, kokusu, duygusu ile yaşantılarımın değişmeyen adresi Ankara!Romanlarımın anlattığı Ankara!.

Kentlilerini büyütürken onlara apayrı kimlik sunan, yoksa bile anısı bol bellek armağan eden bir kent. Ne kadar deşerlerse deşsinler Ankara’yı Ankara olmaktan vaz geçiremezler. İnanın bana! Yarım yüzyıldır buradayım. Tanığım Ankara’nın inadına!  Ankara vazgeçmez.

Sağ ol baba! Çok yaşa anne. Büyütürken bunca güven duymasanız analığın babalığın yükünü biraz da olsa bir kente vermezdiniz. O kent Ankara değilse elbette.Ankaralı değilim. Ankara bana ‘Ankara’yım’ demeyi öğretti. Yetmez mi? Ankara için romanlar yazmışım. Çok mu?