Hatay İsmi

Fransa böl ve yönet mandacılığı ile Güneydoğu çevresinde kurduğu küçük devletlerden olan Halep’e, İskenderun Sancağını Antakya’yla birlikte bağlar (27.11.1918). Ancak 1920’ye kadar Fransa Ankara’yal hareket eden silahlı Türklerle çatışır. Mücadele Ankara Antlaşması ile sonlanacaktır (20.10.1921). Sakarya Meydan Zaferinden bile önce (12.9.1921) imzalanan Moskova Antlaşmasından (16.3.1921) sonra Türkiye’ye gayr-ı resmi olarak gönderilen Henry Franklin-Bouillon ve Mustafa Kemal heyetiyle Türk Devletinin mevcudiyeti hakkında konuşur. Suriye’ye bağımsızlık kazanırsa İskenderun sancağı ebediyen kaybedilecektir. Bu nedenle İskenderun Sancağının Misak-Milli sınırları içinde olduğu özellikle Atatürk tarafından anlatılır. Ama Fransa Sakarya Savaşın sonucunu görmeden antlaşmayı imzalamaz.  Sakarya zaferi ve Moskova Antlaşmasının olumlu etkisiyle imzalanan Ankara Antlaşmasıyla İskenderun Sancağı Fransa’ya bırakılmakla birlikte 7. maddesinde bu bölgede imtiyazlı bir bağımsızlığa sahip yönetim kabul edilir. Yedinci maddesinde “Türk nüfusun kültürünün genişletilmesi ve Türkçe’nin resmi dil olması” şartı vardır. Ancak “Sancak meselesi “Cumhuriyetin ilanında da çözülemez. 1935’te Fransa, Suriye’nin bağımsızlığını tanır. İskenderun Sancağı'nda yapılacak olan bağımsız meclis seçimleri iptal edilince  Atatürk, Fransa Dış İşleri Bakanlığına savaş açar. Hem diplomasi hem de propagandayla gündemde tuttuğu Hatay meselesini çözmeye kararlıdır. TBMM tatilde iken Ocak 1937’de Atatürk KURUN gazetesine telefon ederek baş yazar Asım Us’u Dolmabahçe’ye çağırır ve KEDORSEĞ adıyla anılan Fransa Dış İşleri Bakanlığını şiddetle kınayan, gazetenin ertesi günkü baş yazısını yazdırır ve bu yazı dizisi 5 gün devam eder (https://www.sechaber.com.tr/ataturkun-yazdirdigi-basmakale/).  O sırada Fransa; Nazi Almanya ve Faşist İtalya işbirliğinden korkmaktadır ve Boğazlara hakim olan Türkiye’nin dostluğunu kaybetmek istemez. Ardından Millet Cemiyetinde (B.M.) Hatay’ın kendi gözetimlerinde müstakil bir devlet olmasına karar verilir.

bergenekon

TÜRK HATAY YABACININ OLAMAZ

Devletin adının Hatay olması kabul edilir. Bu ismi bir amacı vardır. 10 Ekim 1936’da Hatay ismi,“Kurun” gazetesinde şöyle açıklanır: “Hatay Antakya İskenderun havalisinin coğrafi adıdır. Burada yaşayan Türkler, Türk Atalarının mümessili olan “Hata’lardır” (Bu bilgi doğrudur çünkü Hatti-Hitit devletinin hududu, Suriye bölgesinde bulunan ve Mısırla M.Ö. 1274’te barış antlaşması imzalanan Kadeş sınır şehrine kadar uzanır). Gazetede İsmail Müştak Bey'in, soydaşlarımızın adını tarihi belgelerde basit bir araştırmayla bulduğu yazılıdır. Bu yazının temelinde yine Atatürk’ün görüşleri ve yönlendirmeleriyle inşa edilen Türk Tarih Tezi vardır. Bu teze göre Hitit, Sümer, Elam hatta Roma gibi büyük uygarlıklar Türkler tarafından yaratılmıştır. İskenderun ve civarına yerleşenlerde Eti ya da Hitit Türklerinin torunlarıdır. Yani “Hatay, Atay, Ata, Eti” isimleri hep aynı kökten gelen ve hepsi aynı manayı ifade eden Türk Kelimeleridir. Dolayısıyla Hatay, o havalinin adı; Hata’lar, Hatay’da yaşayan Türklerin adı; Hatay Devleti ise Hatay’da teessüs edecek Türk varlığının adıdır (İ.M. Mayakon, Siirt Milletvekili, “Kurun Gazetesi”, 1937, TRT 2 Tarihin Ruhu, 31. Bölüm, 2020).

bergenekon

HATAY’IN İLHAKI

Fransız mandası sancakta yaşayanları Türk, Alevi, Arap, Ermeni, Rum Ortodoks, Kürt ve diğer Hristiyanlar olarak ayırmış ve cemaatlerin nüfusuna orantılı temsilini istemiştir. Türklerin çoğunlukta olmasını sağlamak için Antakya’da çıkan Yenigün gibi gazeteler Hata’ları yani Eti Türklerini anlatmaya koyulur çünkü nüfusta Türk olarak yazılmak daha çok nüfuz sahibi olmak demektir. Kendini Türk bilenler şapkayı, Türk Alfabesini hemen benimser. (Orta okul tarih kitabında ben ders çalışırken babam Kur. Alb. Behiç Ergenekon, “Atatürk’ün Eti Türkleri ifadesini” kullandığını ve Cumhuriyetin başlangıcında okutulan Tarih Kitabının 1. Cildinden çıkartılan bu gerçeği bana 1965’te öğretmişti.) Daha sonra Eti diliyle ilgili çalışmalarımda,onların da bugün konuştuğumuz Türkçe’de olduğu gibi; bir kelimenin arkasına bitişik olarak eklediğimiz takılarla konuştuklarının tespit edildiğini anladım ve Hattuşa’da, Boğazköylü kazı işçilerinin, okunan Hititçe kelimeleri bu “su”, bu “ekmek” vs. demektir dediklerini duydum. 1938 Baharında Fransa’nın Hatay Meclisi seçimlerini iptal etmesi üzerine, rahatsızlığına rağmen Atatürk Mayıs ayında Hatay sınırında bir gezinti yapar. Hududa 30.000 asker yerleştirilir. Günlerce Mersin ve Adana sokaklarında askerlere saatlerce geçit töreni yaptırılır. Bunun üzerine verilen kararla Temmuz 1938’de Hatay’a Fransız ve Türk askerleri ise Albay Şükrü Kanatlı komutasında sokulur. “Yeni Mecmua ’da” çıkan seçim haberine göre 22 Türk, 9 Alevi, 5 Ermeni, 2 Sünni, Arap, 2 Rum Ortodoks Hatay Meclisine girer. Aynı zaman TBMM milletvekilleri olan Tayfur Sökmen Cumhurbaşkanı, Abdullah Melek Başbakan seçilerek Hatay Devleti kurulur. Atatürk’ün vefatından sonra 23.06.1937’de Fransa’yla imzalanan antlaşmayla Hatay Türki’ye katılmıştır. Fransız Bayrağı indirilir ama gönderde kalan Hatay Bayrağının yıldızının ortasındaki kırmızı bez 3 kız öğrenci tarafından çıkartılarak tekrar direğe çekilir. Ancak Fransa günümüzde “Akdeniz Türk Gölü’mü olacak?” şeklindeki ifadeleriyle Yunanistan’la siyasi işbirliği yapmaktadır.