fbpx ANLA BİRAZ! | Ankara Havadis

Son Dakika

ANLA BİRAZ!

Dünyada yaşanan göç dalgaları kendi tanımlamalarını da doğuruyor. İnsan kaçakçılığı ve yasadışı göç bir düzeyde hep vardı ama bunun kitleselleşmesi görece yeni bir durum. Bu bağlamda İngilizce ‘irregular’ göçmen kavramını üretti. Bu kavramı dilimize ‘düzensiz’ göçmen diye aktarmaksa kesinlikle yanlış bir seçim. İlk önce TRT haberlerinde kulağımıza çalınan bu özensiz kullanım İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu tarafından da böyle kullanılıyor. Umarım kavram üzerine biraz daha kafa yorar ve ‘yasadışı’, ‘usulsüz’ gibi aslında kurala aykırı göçü niteleyen bir karşılığı yeğlerler. Söz konusu başıbozuk göç dalgasının Afganistan’dan başlayarak Türkiye’ye ulaşması hepimizin yaşamına etki eder durumda.

Hemen her gün bir ilimizde, bir kıyı kentimizde umut yolculuğunun talihsizlerine dair bir haber görüyoruz. Botlarla Avrupa’ya varmak için ölümü göze alıyorlar. Ülkemiz başıbozuk göçmenler için umudun adresi değil, bir köprü. Ama Türkiye’nin ‘oh’ dedirttikleri de var.

Bir süre yurt dışında yaşamak zorunda kalan Cem Karaca Ege’yi yüzerek geçip Bodrum’a çıkmayı hayal etmiştir:

“Şu adadan şu Bodrum'a yüzesim gelir

Yüzsem de çıkamam ki, of be!

Kuş olup da o yakaya uçasım gelir

Uçsam da konamam ki, of be!

 

Geceleri ben adadan Bodrum'a bakardım

Işıkları ben görürdüm, of be!

Türküleri ben dinlerdim

Gökyüzünü ben koklardım

Ve de nasıl özlerdim, of be!

Ben döneksem döndüm diye memleketime

Döndüm baba döndüm iste, oh be!”

 

Cem Karaca vatanına döndüğü için dönemin vatansızlarınca döneklikle suçlanmıştır. Peki, Cem Karaca neden yurt dışına gitmiştir?

Gitmiştir çünkü Cem Karaca Atatürk Devrimlerini savunmuştur. Cem Karaca bir şarkısında üç kardeşe emaneti aldırıp takalarla cepheye gönderir. Bu kavgada erkek – dişi yoktur, halk birlik olur, kavga haklı olur. Bir diğer şarkısında Tokat İlimizin Zile İlçesinde doğan büyük şairimiz Cahit Külebi’nin ‘Hikâye’sini anlatır.

Cahit Külebi, 1917 doğumludur ve doğduğu Çeltek Köyünü akşamları eşkıyalar basar. Cem Karaca ‘Hikâye’nin son dizelerini ciğer ciğer söyler:

“Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!

Benim doğduğum köyler de güzeldi,

Sen de anlat doğduğun yerleri,

Anlat biraz!”

Çeltek Köyü’ne 1920’lerde baskın veren eşkıya kimdir?

Çeltek Köyünü basan eşkıya Seyit Rızalardır!

Türkiye Cumhuriyeti belki Afganistan’ın Seyit Rızalarından kaçan Afganlar için umudun adresi değil de yoluysa bu mesafe kat etmemiz gerektiği anlamına gelir. Diğer yandan Cahit Külebi’nin ‘Hikâye’si aydınlık Türkiye ile bitiyorsa büyük yol alındığı da açıktır.

Cem Karaca ancak vatanında, Türkiye’de ‘oh’ demekte, altın kafesteyken. Cem Karaca’nın vatanına kavuşmasını döneklik suçlamasına konu edenlerse bugün Seyit Rıza’yı savunmakta, ‘Dersim’ lakırdısı ile Türkiye’yi Afganistan düzeyine indirmeye uğraşmaktalar.

Özcesi, bugün Dersim şakşakçılığını derin bir anlam, büyük bir muhalefet gibi pazarlayanlar, bu pazarlama sonucu bu ürünü alıp tüketenler Cahit Külebi okusun, Cem Karaca dinlesin nasıl bir hataya düştüklerini anlarlar.

Köylerin akşamlar eşkıyalarca basılması romantik olmadığını, özgürlüğün tek mekânının vatan olduğunu kavramak döneklik değildir.

Anla biraz!