fbpx Asi Bir Komutan, İsyan Eden Bir Şehir, Mustafa Kemal Paşa Ve Ankara | Ankara Havadis

Asi Bir Komutan, İsyan Eden Bir Şehir, Mustafa Kemal Paşa Ve Ankara

“Esas, Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık olamaz.

Yabancı bir devletin  himaye ve kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından mahrumiyeti, acz ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Hakikaten bu derekeye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki Türkün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evladır!

Dolayısıyla, ya istiklal ya ölüm!

İşte hakiki kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı.

Bir an için bu kararın tatbikatında muvaffakiyetsizliğe uğranılacağını farz edelim! Ne olacaktı?

Esaret!

Peki efendim, diğer kararlara boyun eğmek halinde netice bunun aynı değil miydi!

…….Görülüyor ki, verdiğimiz kararın tatbikatı için henüz milletin alışmadığı meselelere temas etmek lazım geliyordu.

…….Osmanlı hükümetine, Osmanlı padişahına ve Müslümanların halifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lazım geliyordu.

Efendiler, bu vaziyet karşısında tek bir karar vardı. O da milli hakimiyete dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek.”

Mustafa Kemal(Kurtuluş Savaşı propaganda kartı  Mustafa Kemal Paşa İstanbul’dan Samsun’a hareket ederken )

Mustafa Kemal Paşa, yaşadığımız topraklardan sürülmemek, ayaklar altında kalmamak için 19 Mayıs 1919 günü asi bir komutan olarak, cumhuriyet programıyla Bandırma Vapurundan Samsun’a çıkıyordu.
Ülke çapında oluşmaya başlayan milli teşkilatları ve silahlı direnişleri tek bir çatı altında toplamak için Amasya, Erzurum ve Sivas Kongrelerine uzanan yolu izledi.
Erzurum Kongresinde  “mukadderata hakim bir milli iradenin ancak Anadolu’dan çıkabileceğini” açıklarken, “milli bir şura tesisini ve kuvvetini milli iradeden alacak bir hükümetin teşkilini, ilk mesai hedefi” olarak gösteriyordu.

Milli Kurtuluş Savaşının zaferinin ancak milli hakimiyete dayanan bir meclis ve onun kuracağı hükümetin öncülüğünde gerçekleştirileceği inancını ortaya koyuyordu.

Ancak, Erzurum Kongresinde bu durum “her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Hükümetinin dağılması” şartına bağlanmaktaydı.

4-10 Eylül tarihlerinde toplanan Sivas Kongresi kararlarında “Osmanlı Hükümetinin”varlığının kabulü olarak devam ettiğini görmekteyiz.

Aynı dönemde gelişen olaylar ve Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara şehrini Milli Kurtuluş Savaşının karargahı olarak seçmesine neden olan süreç başlamaktadır.

 

“Nihayet Ankara’da durdum ve memleket işlerini, milletin arzusu veçhile sevk ve idare etmek için başka yere gitmeye lüzum hissetmedim. Türkiye’nin ve Türk Milletinin menfaatlerinin en emin müdafaasının ancak Ankara’dan olabileceği hadiselerle sabit olmuştur.

…..Ankara’nın mevk-i tabi ve coğrafisine kıymet ilave eden bir başka cihet daha vardır. En acı felaketli günlerde millet her taraftan temsim olunurken (zehirlenirken) halası hakikisine müteveccih teşebbüsleri (gerçek kurtuluşa yönelik girişimler) hakkındaki iman ve güvenlerini bir an dahi sarsmamışlardır….” Mustafa Kemal

Ankara şehri Galat, Frig, Hitit, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarına tanıklık etmiştir. İstilalar, savaşlar, imparatorlar, kardeş kavgaları, isyanlar görmüştür. Büyük fetret günlerinde başıboşluğa son vermiş, “Ahi Cumhuriyetini” kurmuştur.

Ticaret yollarının ve kutsal hac yolunun güzergahında bulunması, onu vazgeçilmez bir uğrak yeri yapmıştır.

Ankara tiftik keçisi yetiştiriciliği sof üretimi ve dokumacılığının zenginliğini, büyümeyi, dışa açılımı, uluslararası ticareti ve çöküşünü yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğunun en büyük üretim merkezlerinden biri olmuştur. Ülke içi ticaretinde daima aldığı sattığından az olmuştur.

Büyük kuraklıklar, çekirge sürüleri, yangınlar, açlıktan ölümler ve felaketler yaşamıştır.

Mithat Paşa’nın çizgisinde ilerleyen kudretli valilerin açtığı yoldan, yeniden ayağa kalkmıştır.

Tren yolunun getirdiği iktisadi imkanlar, birbiri ardına açılan eğitim ve devlet kurumları, şehre yeni bir çehre kazandırmıştır.

1905-1907 Anadolu’da başlayan demokratik ayaklanmalara katılmış, vali görevden aldırılmıştır. 1908 Meşrutiyet Devrimi ve uygulanan milli iktisat politikası, şehirde milli ve devrimci bir temel oluşturmuştur. Tarihinde ilk defa iktisadi ve siyasi açıdan Türklerin ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Meşrutiyet günlerinde Ankara’da yeni bir dönemin, yeni bir devletin kurulduğunu dünyaya ilan eden “Seğmen Alayı düzülmesiyle” kutlamalar devam eder. Kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti Başkanlığına Rıfat (Börekçi) getirilir.

1858-1908 yılları arasında milli bir şirket olarak yalnız Şirket-i Hayriye kurulurken, 1908-1918 arasında uygulanan iktisadi programlar doğrultusunda 236 adet milli şirketin faaliyeti gerçekleşti. İkisi Ankara’da olmak üzere 96 şirket Anadolu’da kurulurken Türkler, sanayi, bankacılık, ithalat, ihracat, ticaret ve hizmet dallarında yetkinleşmeye başladılar.

Bu dönemde zenginleşen kesim, Kurtuluş Savaşının mali yapısının kurulmasında önemli rol oynadılar. İktisadi gelişimin yanı sıra milliyetçilik, vatan savunması temelinde bütün yurtta gelişmeye başladı.
Anadolu’nun merkezinde tren yolunun son istasyonu olması nedeniyle siyasi ve iktisadi gelişmelerden büyük ölçüde etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti, halk arasında kök saldı.

1916 yılında Suriye-Filistin seyahati dönüşünde Ankara’ya uğrayan Enver Paşa, gördüğü siyasi birikim ve örgütün gücünden etkilenerek Anadolu’nun en büyük İttihat ve Terakki Cemiyeti binasının Ankara’da yapılması için emir verdi.

Bu bina savaş yıllarında tamamlanarak hizmete sokulamadı. Ancak, Kurtuluş Savaşında 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi olarak hizmete girdi.

Kurtuluş Savaşına girerken Ankara sağlam bir örgütün önderliğinde tarihin zorlu günlerine hazır olarak bekliyordu.

 

Kurtuluş Savaşı Propaganda Kartı1918 yılının Aralık ayında iki bölük İngiliz askeri “Ermenileri korumak, asayişi temin etmek” amacıyla Ankara’ya gelerek şehre yerleştiler.

4 Mart 1919 günü Vali Süleyman Kani Bey yerine işbirlikçi Alemdar Gazetesi sahibi Refi Cevat Ulunay’ın babası Muhittin Paşa atanacaktır. Bu iki olaydan sonra şehir, gizli bir kıskaca alınacaktır.

20 Nisan 1919 tarihinde Ali Fuat Paşa’nın komutasındaki 20. Kolordu Eskişehir’den yürüyerek Sarıkışla’ya yerleşecektir.

Bu durum Ankaralılara büyük moral kaynağı olacaktır. Kuvay-ı Milliyeciler, devlet daireleri ve okul gençliğini kapsayacak olan;

24.Fırka Komutanı Yarbay Mahmut Bey
Taş Mektep Md. Muavini Ayaşlı Ali Rıza Bey
Muallim Yakup Bey
Ekrem Bey
Kimyager Avni Refik Bey
Fevzi Bey tarafından “Azmi Milli Teşkilatı” kurulacaktır.

Kısa bir süre sonra emekçi-esnaf gençlik içerisinde çalışacak olan Kuvay-ı Milliye Teşkilatı, faaliyetlerini dikkat çekmemek için Hacettepe Elmadağ Çeşmesi yanında bulunan Kocabeyoğlu Medresesinde, eğitim adı altında buluşarak gerçekleştirmeye başlarlar. Kısa bir süre sonra küçük birimler halinde gizli olarak çalışmalarına devam ederler.

Ankara’daki milli direnişi sona erdirmek için İttihat ve Terakki Cemiyetinin 90 önderi, düzmece olarak kurulan Hıristiyan Tehcir Mahkemesi tarafından İstanbul Bekirağa Bölüğüne gönderilmek üzere tutuklanmaları istenir.
-    Kınacızade Şakir
-    Hacı Atıf Efendi
-    Hoca Rıfat Efendi
-    Attarzade Sadullah
-    Hacı Bayram Şeyhi Şemsettin Efendi
-    Hanifzade Mehmet Efendi
-    Bulgurluzade Mehmet Efendi
-    Karabiberin Hasan
-    Haymana Eski Kaymakamı Rıfat Bey, bu grup içerisinde yer almaktaydı.

Bunun üzerine Rıfat Börekçi önderliğinde;
-    Hacı Atıf Efendi
-    Mutasarrıf Ömer Mümtaz
-    Toygarzade Naşit Bey
-    Tolluzade Müderris Hacı Rıfat Efendi
-    Çayırlıoğlu Hilmi Bey
-    Hanifzade Mehmet Efendi
-    Hacı Bayram Şeyhi Şemsettin Hoca
-    Attarzade Rasim
-    Kınacızade Şakir Bey tarafından “Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti” kurulur.

Kuvay-ı Milliyeciler teşkilatlanmasını tamamladıktan sonra yoğun bir propaganda çalışması başlatarak etkilerini artırmaya başlarlar.

29 Ağustos 1919 günü Ali Fuat Paşa görevden alınır. Ancak Mustafa Kemal Paşa kararın uygulanmasını reddeder.

5 Eylül 1919 Kurban Bayramı dolayısıyla Atıf Hoca ve Hatip Ahmet Efendi, Vali Muhittin Paşa’nın uygulamalarını eleştirmek üzere padişaha telgraf çekmek üzere görevlendirilirler.

Telgrafhanede padişahla görüşme talepleri, hatta çıkan Sadrazam Damat Ferit tarafından reddedilir. Yapılan ısrar sonucu Sadrazamın “millet padişahla görüşemez” cevabı üzerine, Hoca Atıf Efendi “Senin gibi sadrazamı, senin padişahını da Ankaralılar tanımıyor” cevabını vererek hattı kapatırlar.

Bu, Osmanlı İmparatorluğuna karşı yapılan doğrudan bir isyandır. Ankara bu kararıyla isyan eden ilk asi şehir olma unvanını kazanacaktır.

Müdafa-ı Hukuk Cemiyetinin kararıyla, Muhittin Paşa tutuklanarak Sivas’a gönderilirken, zindanlardaki yurtsever Ankaralılar serbest bırakılacaklardır.

Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti gerekli atamaları yaparak İstanbul Hükümetiyle bağlarını kopardığını ve Sivas Kongresinin ve Mustafa Kemal Paşa’nın emrine girdiğini ilan edecektir.

 

Aynı günlerde Sivas Kongresi sonrasında 16-26 Eylül Komutanlar Kongresinde, Meşrutiyeti savunanlarla Mustafa Kemal Paşa arasında çok ciddi görüşmeler yapılacaktır. Anadolu’daki yükselen milli hareketi söndürmek için Osmanlının İstanbul’da Meclis-i Mebusan’a katılma çağrısı hararetle tartışılacaktır.

 

Meclisin, ancak Anadolu’da milletin bağrında özgür olacağını savunan Atatürk, ne yazık ki görüşmeler sonunda yalnız kalacaktır.

Arkadaşları, Osmanlı’nın açtığı meclisin Milli Kurtuluş Savaşını yürütemeyeceğini göremezler.

O’nu yalnız bırakarak, “Tıpış tıpış” boğazlanacak bir koyun misali, İngiliz süngülerinin altında açılacak olanMeclis-i Mebusan’a katılmak üzere İstanbul’a hareket ederler.

 

Atatürk, Samsun’a çıktıktan sonra 27 Aralık 1919 günü kendisini davet eden ilk şehre; Müdafa-ı Hukuk Cemiyeti önderliğinde emperyalizm ve işbirlikçilerine karşı mücadele bayrağını yükselten, merkezi devletle bağını kopartarak cumhuriyet programını hayata geçiren Ankara’ya, kaderini buluşturmak üzere yola çıkmasıyla artık Türkiye tarihini değiştirecek yeni bir sayfa açılacaktır.