fbpx Batı Cephesinde Yeni Asker Yok | Ankara Havadis

Batı Cephesinde Yeni Asker Yok

Küçük Asya Ordusu asker, moral, geri hizmetler, harita, ikmal açısından kesinlikle ve açık ara üstün durumdadır. Tüm Yunanistan bu seferin arkasındadır. “Emperyalizmi durdurmak, savaşa ve seferberliğe son vermek gerekir” diyen sosyalist Rizospastis gazetesi koca ülkedeki tek ayrıksı ve tek gerçekçi sestir. Buna eklenecek Avrupa desteği ise olanakları ayrıca artıran niteliktedir.

Batı Cephesini savunmakla görevli ordunun bağlı olduğu Ankara ise aynı anda bin bir güçlükle uğraşmaktadır. Gelirlerinin temelinin dayandığı tarımda henüz hasat yapılmamıştır, yapıldığında da elde edilecek gelir çok bir şeye yetmeyecektir. Bunun dışında ciddi bir üretim de yoktur. Ülkenin en verimli tarım alanları Ege’de Yunan, Çukurova ve Güneydoğu’da Fransız işgali altındadır. Orta Anadolu’nun onca güçlükle ekilip biçilen arazisinden ancak askerin ekmeği çıkarsa çıkar. Meclis, vatanın düşmandan kurtulması amacında ortaklaşmış ama yöntemi, zamanlaması, sonrası hakkında farklı görüşlerde temsilcilerden oluşmuş durumda. Ordu, iç ayaklanmaları ve ülkenin farklı yerlerindeki düşmanları hesap ederek görev almış durumda. Halk malını, canını, evlatlarını bitmeyen savaşlar uğruna feda etmekten yorgun.  

Nüfusu 7 milyon olan Yunanistan’ın Küçük Asya Ordusu 220 bin kişiden oluşurken nüfusu 11 milyon olan Türkiye’nin ordusu ancak 180 bindir. Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey, o sırada Genelkurmay Başkanlığı’na vekâlet eden Fevzi Çakmak Paşa’dan asker ve silah talep eder. Karşısında son derece iyi donanmış bir ordu vardır, savaş yakındır ve eldeki güç, yani Batı Cephesi emrindeki 115 bin kişi ve 60 bin tüfek çok yetersizdir. Neredeyse yarı yarıya fark bulunan asker sayısına makineli tüfek, kamyon, uçak, süngü, kılıç, tüfek, ayakkabı, mermi, yemek gibi unsurlar da eklendiğinde fark, doğrudan aritmetik artışla değil geometrik artışla açıklanabilir duruma gelmektedir.

Fevzi Çakmak Paşa bulabildiği her olanağı Batı Cephesi emrine vermekte ikirciklenmez. Sorun şudur ki bir olanak yoktur. Sovyetlerden gelmekte olan silah ve cephaneler, bir yerden artırılmasına çalışılan birlikler, kaçakların azalması gibi kulak dolduran ama ivedi gereksinimi karşılamak açısından anlamı olmayan yanıtlar ve süren talepler telgraf tellerinde Kütahya kırsalındaki Batı Cephesi Karargâhı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında gider gelir. İsmet Bey ne yaparsa o anda elinde olanla yapacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti tarihin geldiği o son düğümde uygun gördüğü her olanağı sağlamıştır Batı Cephesi için, bir gram daha ötesi yoktur. Örneğin askerin, sayısı zaten yetersiz olan tüfekleri çeşit çeşittir. Alman, İngiliz, Rus, Osmanlı, İtalyan tüfeklerinin bakımı, mermisi, kullanımı farklıdır. Tüfeklerin en azından aynı birlikte aynı tür olmasına özen gösterilir ki ikmal sorun olmasın. Ama daha önemlisi, bir tüfeği kullanmayı bilen asker diğerini kullanmayı bilmiyordur. Oysa asker şehit olduğunda aynı tüfeği yanındaki tüfeksiz asker alıp savaşmayı sürdürmelidir. Bir de iletişim aksaklıklarının birliğe yanlış mermi gitmesine yol açarsa ki açmıştır, güçlükler katmerlenmiş olur.

Batı Cephesinde yeni asker yoktur. Ordunun silah altına alacağı askerlerin ağırlık merkezi Orta Anadolu’dur. Burada bulunan kentler, köyler Balkan Savaşlarından beri asker göndermektedir. Zaten Balkan Savaşlarında askere gidenler peşinden Dünya Savaşı sonra Kurtuluş Savaşı derken acaba hiç terhis olmuş mudur?

İngiltere başbakanı Atina Büyükelçiliğini, İstanbul’daki işgal kuvvetleri komutanlığını ve çeşitli uzman askerlerini sürekli çalıştırmaktadır. Bilmek istediği tek şey Yunan kuvvetlerinin Anadolu’da zafer kazanmalarının kesin olması, Kemalistlerin ezilip yok edileceğinin mutlaklığıdır. Keza aldıkları tüm raporlar, geri bildirimler olumludur. Küçük Asya Ordusunu ve komutanlarını inceleyen, neredeyse teftiş eden tüm İngiliz askerler bu ordunun şimdiden bir zafer abidesi olduğunu bildirir. Ama İngiltere Başbakanı Lloyd George gene de huzursuzdur. Huzursuzluğunun kaynağı Türkler açısından Batı Cephesinde yeni asker olmamasıdır.

Dünya Savaşına katılmamış ve Kralcılarla Venizelos taraftarları arasındaki çekişme sonucu komuta kademesine gelmiş, deneyimi, bilgisi kuşkulu Yunan komuta kademesi karşısında 1908’de kendi ülkesinde devrim yaparak Avrupa’ya meydan okumaya başlayan, Hareket Ordusu, Trablusgarp, Balkan, Dünya savaşlarıyla iç olaylar ve savaş karşısında ne yapılmasını savaş alanlarında öğrenmiş, Büyük Britanya Ordularını kaç cephede ezmiş, Çarlık Rusyasını tarihe gömmüş, bitti denen yerde küllerinden gene doğmayı becermiş, bağımsızlık için canını vermekten zerre kuşku duymayan, vatan kavramını kanla pekiştirmiş bir devrim kuşağının mükemmel savaşçıları vardır. Subay ve çavuşların neredeyse tamamı hem vatan kavramını en temel içgüdüsü yapacak kadar çarpışmış hem de nasıl zafer kazanılacağını öğrenmiştir.

Emperyalizm, ya istiklal ya ölüm diyen devrimcilerin karşısında, nereden nasıl çıktığı bilinmeyen bir Büyük Yunanistan hülyasına kapılanların şansı nedir sorusuna yanıt aramaktadır. Büyük Yunanistan düşü kuranlar uyumaktayken ateşle imtihana giren Türklerin parolası namus bildikleri “İzmir’e”dir.