fbpx Tetikler Çekiliyor | Ankara Havadis

Son Dakika

Tetikler Çekiliyor

Kendi iç çekişmelerinin, bir maymun ısırığı ile krallarının ölmesi gibi tuhaf gelişmelerin fırsatları kullanma kararlılığını etkilemediği Yunanistan kendi ordusuna Anadolu Rumlarından kattıklarıyla 220 bin kişilik bir orduya sahip olmuştu. Nüfusu 7 milyon olan bir ülke için bir saldırıya geçtikleri ülkede bu büyüklükte bir orduyu beslemek pek olanaklı değildi. Zaten İngiltere Başbakanı Lloyd George’un da sürekli olarak elçilerinden ve askeri uzmanlarından rapor istemesinin nedeni, Yunanistan’ın yetersiz ekonomisine bu saldırıyı finanse etmek için verdiği paralardı aslında. İngiltere için Türkiye’nin elinde bulunan topraklara, özellikle Boğazlara Yunanistan’ın sahip olması çok daha yerinde olacaktı. İngiltere bu yerindeliği finanse ediyordu. Ama onun da bir sınırı vardı. Dolayısıyla Küçük Asya Ordusu artık hareket etmeli, hem Yunan halkına arzulattıkları zaferleri kazanmalı hem de kendini finanse edecek gelire, hatta yağmaya başlamalıydı. Çan sesleri ve papazların duaları duygu verse de karın doyurmuyordu. Yunan halkı da had safhada boğazından kesiyor, ordusunu besliyordu.

İsmet Bey herhangi bir ek destek bulamadı. 10 Temmuz 1921’de Yunan Küçük Asya Ordusu Uçak - Balıkesir – Bursa hattından ilerlemeye başladığında ancak diğer gruplardan kesinti yapıp bir beşinci grup kurma önlemini alabildi.

Pırıl pırıl yeni üniformaları, Temmuz güneşinde ışıldayan tüfek ve topları, filinta gibi askerleri, kükreyen kamyonlarıyla özgüvenin doruklarından Anadolu içlerine ilerleyen Yunanlıların karşısında on yıllık savaşların tozu üzerinde, öksürükleri barut, bıyıkları dik Türk subaylarının komutasında canını milletin malı bilen fedailer vardı.

Düşman, İnönü yenilgilerinden öğrendikleriyle çarpışma yerine imhayı esas alan bir harekât planıyla saldırıya geçtiğinde kuvvetlerimiz beklenenin ötesinde bir direnişle karşısındakileri sersemletti. Diğer yandan, dört binlik tümenlerin karşısında yer alan 10 binlik tümenlerin takviyesi bitmiyordu. İleri ve geri hareketlerin son derece yoğun olduğu çarpışmalarda Türk Milletinin sahip olduğu ve mutlak zaferi getirecek tek güç olan ordu bozguna uğramamalı, çembere girmemeliydi. Barut öksüren İsmet Bey bu planın yürürlüğe konacağını öngörmüş, cephe planlarını buna uygun yapmıştı.

Yunan Küçük Asya Ordusu İngilizleri sevindiren, askerlerin öngörülerini boşa çıkarmayan güçte yol alıyordu. İsmet Bey Fahrettin Altay, İzzettin Çalışlar, Kazım Özalp, Mehmet Nazım, Halit Bey, Asım Bey ve tüm cephe komutanlarından bir iyi bir kötü haber alıyor, ancak genel durumun çekilmeyi zorunlu kıldığını görüyordu.

21 Temmuz 1921 günü, gözlenen durumun elverişliliğine güvenerek denenen son saldırı da sonuç vermeyecekti. Kuvvetlerimiz önce Kütahya’yı terk etti. Bu çok buhranlı anda Gazi Paşa İsmet Bey’in Karacahisar’daki karargâhına bir telgraf çekerek, uygun görürsek kendisini ziyaret etmek istediğini bildirir. Karacahisar aynı zamanda Osman Bey’in 600 yıl önce, tam da o sıraca batmakta olan Osmanlıyı kurmaya başladığı yerlerdedir. İsmet Bey bu ziyaretten mutluluk duyacağını bildirerek yanıt verir.

Gazi Paşa’yı istasyonda karşılayan Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey yaşanan yenilginin sıkıntıları içindedir. Gazi Paşa ise güven, iyimserlik ve sendelememiş bir kararlılıkla bütün karabasanları dağıtan serin bir bozkır esintisi gibidir. Gönülleri ferahlatır, kararlılığı pekiştirir ve asıl amaca, yani kesin kurtuluşa ulaşmak için geri çekilmelerin, geçici kayıpların olabileceğini belirtir. Ordunun bozguna uğramasına fırsat verilmemesi ve Sakarya Irmağının doğusuna geçirilmesinin uygun bir çözüm olacağını ifade eder. Yarattığı iyimserlik ve pekiştirdiği kararlılık sonrasında yeniden trene biner, Ankara’da yenilgi karşılığında koparılacak kafa arayan siyaseti yola sokmaya gider.

İsmet Bey ikirciklidir, Fevzi Paşa’dan da görüş sorar. Aynı yanıtı alır. Çekilme sürer, Afyon ve Eskişehir de çaresiz düşmana teslim edilir. Eskişehir sonrasında Ordumuzun güvenle çekilmesini sağlamak için kalan artçı birlikler sert çatışmalara girer ama Yunan askerinin de takibe geçecek gücü, dirayeti kalmamıştır.

Yunan basını alınan her ili, kendi varsaydıkları Rumca adlarla ve zafer çığlıklarıyla duyurur. Hatta bu sırada Lloyd George bile boşa huzursuzlandığını düşünür bir an. Papoulas, adeta Agamemnon’un halefi gibi konuşur; “Subaylarımı ve erlerimi ben övecek değilim. Yakıcı güneş altında günde 55 km yol aldıklarını kendi gözlerinizle gördünüz. Binlerce yıldır uygarlığı koruyan Yunanlılar için Küçük Asya yolları yabancı değildir. Bu nedenle, son hedefimiz ne olursa olsun, bu bir saldırı değildir.

Küçük Asya Ordusu kurmayları, bunların destekçileri ve askerlik mesleğinden anlayan herkes 9 Temmuz 1921 günü şunun farkındadır; eğer Türk kuvvetleri çembere alınıp imha edilemez ya da ağır bir bozguna uğratılamazlarsa gidecekleri derinlikte başa çıkma olanağı olmayacaktır. Cephe hattı, İngilizler ve aklı başında herkes bir bozgun olmadığını anlamıştır. Zaten Gazi Paşa da bir Temmuz akşamı Yakup Kadri’ye bunları anlatıp kaybedilmiş bir şey olmadığını açıklamaktadır.

Şimdi çekilen alaylar hüzünle ama kesinlikle bir marş okumaktadır:

Biz Onuncu Alaydanız,

Alayımız şanlıdır.

Düşman bile bizi tanır,

Kılıcımız kanlıdır.