fbpx UNUTMA ZAMANI | Ankara Havadis

Son Dakika

UNUTMA ZAMANI

Belki farkında değiliz ama aslında bize verilen adı bilmeyiz. Adımız sorulduğunda verdiğimiz yanıt bilgimiz değil ezberimizdir. Bize bir şey denmesi gerekmektedir, denecek şeyi sorarlar, biz de herkesin bize demesini duya duya alıştığımız ezberimizi yineleriz. Adımız, bizi edimimizle bütünleştiren ikinci bir bilinç için bilgi olur ama bizim basit anlamda ezberimizdir. Hatta bir adım ileri giderek, bir çocuğa evde, sokakta, okulda, gittiği diğer yerlerde aynı tutarlılıkla ve farklı adlarla seslenilse bulunduğu yerle özdeşleşen adı kullanması hiç şaşırtıcı olmaz.

Benzer biçimde çarpım tablosunu ezberlemek de eğitimciler açısından ezberin eğitimdeki yeri tartışmalarında ele alınmaz. Kullanılması için ezberlenmesi gereklidir.

Görüldüğü gibi az da olsa ezberlenmesinde yarar olan şeyler var.

Az şey var çünkü ezberin özgür akla vurulan bir prangaya dönüşmesi işten değildir. Bu, aslında reklam sektörünün de temelinde yer alan bir bilgi. Siz, sizi isyan ettiren dizi arası reklamlarda çay doldurmaya giderken kulağınıza gelen şampuan markasını bir yerlerde biriktirirsiniz ve reyonda kararsızlık anınızı o birikinti sona erdirir. Saç dökülmesine yol açmıyorsa şampuan seçme biçiminizin böyle olmasında bir sorun da yoktur aslında. Sorun, diyelim her gün okumayı iple çektiğiniz köşe yazarı, dinlediğiniz yorumcu, öğrencisi olduğunuz akademisyen, izlediğiniz tartışma yöneticisi, yapımcı, yönetmen, senarist bir şeyi ezberleyip size dolaylı yollardan dayatmaya başladığında ve sizin de buna direnciniz olmadığında ortaya çıkıyor.

Bu türde ve en çok rahatsızlık yaratan dayatmalardan bir tanesi de Türk yargısı hakkında dolaştırılan tezvirat.

Yargıç ve savcı kılığında yargıya gizlenmiş beş bine yakın Amerikan ajanı bulundu, ayıklandı. Bunların ayıklanmadan önce Ergenekon, Balyoz gibi tertiplerde neler yaptıkları, ne tür kişiliklere sahip oldukları Kuddisi Okkır’ın, Ali Tatar’ın mezar taşlarında, Doğu Perinçek’in fedai sesinde, Mavi Vatan tatbikatını komuta eden amirallerimizin üniformasında bilinir. Bu süreçte Türk yargısı bu tahribatı önlemek, gidermek için çabalamış ancak sonuç için Türk Milleti’nin Gezi’de, 15 Temmuz’da ayağa kalkması gerekmiştir. Sonrasında yürütülen ajan avında bunlardan kurtulmak olanaklı olmuştur.

Yargıda yargıç ve savcı yetersizliği varken üstüne bir de toplamda beş bin tanesi atılınca yargı süreçleri de tıkanma noktasına geldi. Çözüm, örgüt üyeliği olmayan avukatların yargıç yapılmasında bulundu. Çok sağlıklı bir seçenek olmasa bile iş görmesi en olası seçenek de buydu ve uygulandı. Avukatlıktan kürsünün diğer tarafına geçen hukukçular en çok da eski meslektaşlarının diline düştü. Avukat arkadaşlarımızın avukatlıktan yargıç-savcı olanlara getirdiği eleştiriler hız kesmiyor. Unutuyorlar ki kürsünün o tarafında olsalar aynı sorunları kendileri yaşayabilir, kendileri bu eleştirilere maruz kalabilirlerdi.

Çok insafsız ve katı eleştirileri olduğunu belirtmek gerek. Ancak asıl sorun, yargının tamamının acemilerden ya da hükümete bağımlı/bağlı yargı mensuplarından oluştuğunu ileri sürmeleri. Yüksek yargının ya da yılların yargıçlarının, savcılarının cübbelerine ilik açmaya, düğme dikmeye kalkışmak ayarsız bir eleştiri. Devletimizin savunma için tedarik ettiği silahlardan tutun da sanayicilerimizin girdiği yeni pazarlara, bilimden, felsefeye her şeyin hızla değişim yaşadığı bir dönemde Türkiye Amerikan emperyalizmine karşı bağımsızlık mücadelesini en yüksek noktaya getirmişken neyi eleştirdiklerini anlamak artık güç.

Türk mahkemeleri Amerika Birleşik Devletlerinden emir alarak tertip tezgâhlayan yargıya, orduya, basına, polise sızmış ajanları yargılar, mahkûm ederken, laikliği koruyan tarikat karşıtı kararlar alırken, Andımız okunacak derken cübbelere ilik dikmeye çalışan düğmeciler soğukkanlı çözümleme mi yapmaktadır yoksa ajanların iktidar döneminde ezberledikleri tekerlemeleri mi çevirmektedirler?

Şunu kabul edelim, Yılmaz Özdil yargıçlarımızı artık eleştiremez, eleştirip ilik açmaya kalkarsa ona düğme yetiştirmek değil, Türk yargısının Amerikan emperyalizmine karşı verilen bağımsızlık savaşında görevini layığıyla yerine getirdiğini anımsatmak doğru olan tavır olur.

Her soruna ama ‘AKP’ diyerek özlü bir ifadede bulunduğunuz zamanlar AKP içinde pkk ve fetö ile kol kola girmiş klikler belirleyici olduğu zamanlardı. Artık başka bir zamanda yaşıyoruz ve adınız dışında bütün ezberlerinizi unutma zamanıdır.

Çarpım tablosu dahil!